27 Ekim 2013 Pazar

Konuşan Kitaplar #19 Blog Tur | Yıkılan Krallıklar - Morgan Rhodes | Kitap Yorumu


Yıkılan Krallıklar'ı incelediğimiz turumuzun 4. gününden herkese merhaba! Turumuz son hızla, kaldığı yerden devam ediyor. Yorum Cadısı olarak ben, bugün kitap yorumumu paylaşıyorum. Daha önce kitaptan çeşitli alıntılar paylaşmıştım, göz atmak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. Bugünün tur programını yazının devamında bulabilirsiniz. Ayrıca, çekilişle 3 kişiye Yıkılan Krallıklar'ı hediye ediyoruz, katılmayı unutmayın ;)

Şimdiden keyifli okumalar ve bol şans ^_^

Mythica'yı Tanıyalım - Anime ve Kitap Sever
Hangi Karaktersin Testi - Maria Puder Ölmedi
Kitap Yorumu - Maria Puder Ölmedi
Kitap Yorumu - Yorum Cadısı

Tür: Aşk, Epik Fantezi, Fantastik, Genç-Yetişkin, Macera
Goodreads Puanı: 3,82 (3.837 oy)
Orijinal Adı: Falling Kingdoms
Yayınevi: Dex Yayınları
Çeviri: Taylan Taftaf
Basım Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 424
Prenses: Lüks bir dünyada şımartılarak büyütülmüş Cleo, uzun zaman önce yeryüzünden silinip gittiği düşünülen büyünün peşinde, zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmak zorunda.

Asi: Haksızlıklar yüzünden öfkeden deliye dönen Jonas, ülkesinin sefalet içinde kalmasına neden olan baskıya karşı ayaklanıyor ve hiç tahmin etmediği bir görev üstleniyor.

Büyücü: Kraliyet ailesinin bir ferdi olan Lucia, geçmişi hakkındaki gerçeği ve sahip olacağı kehanet edilen doğaüstü gücünü keşfediyor.

Veliaht: Şiddetle büyüyen ve fetih için eğitilen, kralın ilk çocuğu Magnus, yüreğin kılıçtan daha keskin olabileceğini anlıyor.

Mitika'nın üç krallığında da büyü uzun zaman önce unutulmuştu. Şimdi, barışın hüküm sürdüğü yılların ardından, ölümcül bir huzursuzluk içten içe, bir hastalık gibi yayılıyor.

Her bir krallığın lideri güç için savaş baltasını çıkardı, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Krallıklar yıkılacak. Peki ama her şey yıkıldıktan sonra kim zaferle ayakta kalacak?


Morgan Rhodes'un fantastik dünyası Mitika'da yıllardır süren barış, Mitika'nın üç krallığının da yer alacağı bir savaş tarafından bozuluyor. Kıtanın en güneyinde yer alan Auranos, bu üç krallıktan en refah içinde olanı. Sıcak bir iklime sahip olan bu krallığın sayısız hayvana ev sahipliği yapan ormanları, nehirleri ve gölleri oldukça bereketli. Kralın, halkı din konusunda serbest bırakmasıyla halk kendini eğlenceye ve sefaya vermiş durumda. Eğlencelerinde özellikle Paelsia'da üretilen şaraplar büyük yer tutuyor. Paelsia, kıtanın ortasında yer alan fakir bir krallık. Yıllar önce Auranos'la aralarında yapılan bir antlaşmayla gittikçe fakirleşen ve geçimini sağlamak için şarap üretimine ağırlık vermek zorunda kalan bir halkı var. Krallığın arazileri genel olarak çorak olsa da Paelsia, halk tarafından büyülü olduğu iddia edilen üzüm tarlalarıyla meşhur. Halkın kutsallaştırdığı Paelsia kralı ise Paelsialılar gibi sefalet içinde yaşamıyor. Zenginliği Auranos kralıyla yarışan Paelsia kralı, halkı tarafından büyücü olduğuna inanılan biri. Bu yüzden de kral, halk arasına fazla karışmıyor; hatta halkın çok az bir kesimi kralı bizzat görmüş. Limeros'ta ise kral ve halkı arasında böylesine derin bir uçurum yok. Yılın neredeyse tamamı buzlar altında kalan, soğuk bir krallık, Limeros. Kralı da Limeros'ta hüküm süren iklim gibi, soğuk. Limeros kralı, dini gerekliliklerini yerine getirmeyen kişileri halkın geri kalanına örnek teşkil etmesi için acımasızca cezalandıran ve halkın kendilerini tamamen dine vermesi için krallığında lüksü ve eğlenceyi yasaklayan biri.

Kitaptaki olaylar, birbirinden böylesine farklı bu üç krallıkta yaşayan, farklı hayalleri ve amaçları olan karakterlerin gözünden anlatılıyor. Ana karakterlerden Cleo, Auranos prensesi olan güzel bir genç kız. İstediği her şeyi elde etmeye alıştığı için başkalarının sözünü pek dinlemiyor ve kendini tehlikeli bir maceranın içinde buluveriyor. Bir diğer ana karakter Jonas, Paelsialı bir şarap üreticisinin oğlu. Ağabeyinin öldürülmesiyle içi intikam hırsıyla doluyor ve bunun için evini, ülkesini terk ediyor. Diğer ana karakterler ise Limeros kralının çocukları Magnus ve Lucia. Magnus, babası gibi acımasız gözükse de aslında anlayışlı ve merhametli biri. Onun bu gerçek yüzünü gören tek insan, fazlasıyla düşkün olduğu kız kardeşi Lucia. Fakat Magnus'un kimsenin bilmesini istemediği bir sırrı var ve bu sır ortaya çıkarsa kız kardeşinin kendisinden uzaklaşacağına emin. Lucia ise gerçekte kim olduğunu öğreniyor ve bu, tüm Mitika'yı etkileyecek kadar büyük bir sır.


Karakterler birbirinden bağımsız gibi görünse de aslında birbirlerine oldukça bağlılar. Aralarındaki bağlantıların ve gelişmelerin meydana geliş şekli kurgunun incelikle planlandığını gösteriyor. Fakat kurgunun alt yapısı, işlenen kurgu kadar başarılı değil. Kitaptaki olayların geçtiği bu fantastik dünya hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isterdim ben. Öncelikle, kitapta bir haritanın olmaması sebebiyle yazarın kurguladığı dünyayı kafamda canlandırmakta zorlandım. Mitika'daki krallıklar hakkında bildiklerim, krallıkların bazı coğrafi özellikleri ve hangi krallığın hangisiyle komşu olduğuyla sınırlıydı. Belli başlı özellikleri dışında Mitika hakkında aydınlatıcı bilgiler yoktu kitapta. Bu yüzden, kitabı okurken yazarın kurguladığı dünyayla ilgili çok fazla soru vardı aklımda. Ama bunu kafaya takmıyorum, neticede Yıkılan Krallıklar bir serinin ilk kitabı. Yazarın kurguladığı dünya hakkında daha bir çok bilgiyi, serinin devam kitaplarında bulacağıma inanıyorum, umarım yanılmıyorumdur :)

Kitabın başında, belli başlı karakterin hangi krallığa ait olduğunu gösteren, kısa açıklamalı bir bölüm vardı. Bu kısım, kitabın ilk sayfalarındaki karakter karmaşasını büyük ölçüde azaltıyor. Kitabı okurken sıklıkla bu kısmı açıp inceledim. Keşke harita da olsaydı kitapta, en azından krallıkların bulunduğu kıtayı aklımda canlandırma açısından yardımı dokunurdu.

Kitaptaki olayların farklı bakış açılarıyla ele alınması, yazarın kurguya ne derece hakim olduğunu gösteren özelliklerden biri ve Morgan Rhodes'un kurguya fazlasıyla hakim olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim ;) Yazar, sürpriz ve merak unsurlarını da ustaca kullanmış. Morgan Rhodes -George R. R. Martin kadar olmasa da- karakter öldürme konusunda acımasız, okurlarını şaşırtma konusunda ise becerikli bir yazar. Kitapta her şey harika gidiyor derken birden bire bir olay gerçekleşiyor ve şaşkınlıktan kitabı okuyamayacak bir durumda buluyorsunuz kendinizi. Yazar, bu kısımlarda olayları öyle bir kurguluyor ki bölümün nasıl biteceğini kestiremiyorsunuz. Bu gibi durumlarda kitabı birkaç dakikalığına kapatıp derin bir nefes almak ve bunun yalnızca bir kitap olduğunu defalarca tekrarlamak işe yarayabilir :D

Kitabın dili akıcı ve sade; kurgusu ise sürükleyici ve sürprizlerle doluydu. Karakterlerin betimlemeleri yeterliydi fakat kurgulanan dünya hakkında biraz daha bilgi verilseydi kitap tadından yenmezdi. Bu eksikliğine rağmen Yıkılan Krallıklar, benden tam puan aldı.


post signature

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...