9 Aralık 2014 Salı

Yorum: George Orwell - 1984

Tür: Bilim Kurgu, Distopya, Klasik
Goodreads Puanı: 4,09 (1.293.690 oy)
Orijinal Adı: Nineteen Eighty-Four
Yayınevi: Can Yayınları
Çeviri: Celâl Üster
Basım Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 352
Parti'nin dünya görüşü, onu hiç anlayamayan insanlara çok daha kolay dayatılıyordu. (...) Her şeyi yutuyorlar ve hiçbir zarar görmüyorlardı çünkü tıpkı bir mısır tanesinin bir kuşun bedeninden sindirilmeden geçip gitmesi gibi, yuttuklarından geriye bir şey kalmıyordu.

George Orwell'in kült kitabı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, yazarın geleceğe ilişkin bir kâbus senaryosudur. Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya düzeni, romanda inanılmaz bir hayal gücüyle, en ince ayrıntısına kadar kurgulanmıştır. Geçmişte ve günümüzde dünya sahnesinde tezgâhlanan oyunlar düşünüldüğünde, ütopik olduğu kadar gerçekçi bir romandır Bin Dokuz Yüz Seksen Dört. Güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir başyapıttır; yalnızca yarına değil, bugüne de ilişkin bir uyarı çığlığıdır.

Can Yayınları, bu "bütün zamanların kitabını" Celâl Üster'in özenli çevirisiyle okura sunmaktan kıvanç duyuyor.
Yaz tatilinde okuduğum, yorumu geciken bir başka kitap da 1984'tü. Kitabı, uzun zamandır okumak istiyordum. Ama kitap fuarında almama rağmen aylarca kitaplığımda beklettim. Yaz tatilinde ise kitaba başlamaya karar verdim. Araya başka şeyler girse de kitabı bir hafta içinde bitirdim.

Öncelikle, kitaba çok büyük beklentilerle başladığımı belirtmeliyim. Kitabı duyduğum zaman ile edinip okumaya başladığım zaman arasında bu beklentim zirveye ulaştı. Kitabı elime aldığımda, ya muhteşem bir eser okuyacaktım ya da kalitesi fazlasıyla abartılmış bir kelime yığınına katlanacaktım. Kitabı bitirdikten sonra, 1984'ün hiç de abartılmadığını anladım.

Kitabın en iyi distopyalardan biri sayılmasının en büyük nedeni, Orwell'ın kurguladığı dünya: geçmişin kontrol altına alındığı, karanlık, baskıcı bir yönetim ve bu yönetimin yaptıklarını bilen ve kabullenen insanlar... Geleceğin, kitabın başında tarif edilenden daha da karanlık olmayacağını düşünürken çevirdiğim her sayfa aksini ispatladı: Bırakın düşünce özgürlüğünü, özgürlük kelimesinin bile var olmayacağı bir geleceğe doğru yola çıkılmış. Kurgulanan dünya o kadar gerçekçi ve ayrıntılı ki... Kitapta anlatılan dünya korkutucu olsa da oldukça başarılı bir biçimde kurgulanmış.

Kurgulanan dünyanın temeli sağlam olunca, olaylar ve bu olayların kurgulanış biçimi de sağlam oluyor, tabii. Kitabın zekice yazılmış, detaylı bir kurgusu var. Yazar, ilk sayfalardan itibaren okuyucuyu bir sorgulama sürecine itiyor. Ana karakter Winston gibi, kitaptaki dünyayı geçmişi, şimdisi ve geleceğiyle birlikte sorgulamaya başlıyoruz. İç karartıcı distopyası gereği okunan her sayfa insanı biraz daha boğsa bile, tüm bunlara hayran olmamak elde değil. Yazar, aklımda o kadar olası bir distopya örneği canlandırdı ki sayfaları korkarak çevirdim. Orwell'in 1984'te anlattığı dünya, imkansız değil. Hatta şimdiye kadar okuduğum distopyaların içinde en gerçekçi olanı buydu; uygun koşullar sağlandığı takdirde kitapta okuduklarımın gerçekleşmemesi için hiç bir neden göremiyorum. Sanırım, kitabı böylesine destansı yapan etmenlerden biri de bu boğucu distopyanın gerçekleşme ihtimalinin varlığı.

Winston'la birlikte yaşadığı dünyayı sorgulamaya ek olarak biz okurların yaptığı bir diğer şey, kitapla yazıldığı dönem hatta günümüz dünyası ile bağlantılar kurmaktı. Kitap, yazılıp basılalı 60 yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen tıpkı Hayvan Çiftliği'nde olduğu gibi günümüzde gerçekleşen olaylarla da bağlantı kurulabiliyor. Bu da, 1984'ü arada sırada birkaç sayfasını karıştırabileceğim başucu kitaplarımdan biri haline getiriyor ;)

Kitabın gerilimi ve aksiyonu da bol. Bir yandan kurgulanan dünyaya hayran kalırken diğer yandan üstümde sürekli bir diken üstündelik hissi vardı. Büyük Birader'in kesintisiz olarak dinlemesi ve izlemesi, bana bir rahatsızlık hissi vermişti. Normalde -benim gibi- özgürlüğünüzün kısıtlanması düşüncesine bile katlanamıyorsanız, kitabı bitirdikten daha sonra bile izlenmişlik hissini atmanız zor olabilir. Ama bu da kitabın başarısının bir başka göstergesi, benim gözümde :)

Kitabın şaşırtıcılığının da yüksek olduğunu eklemeden geçemeyeceğim. Özellikle son olayların aniliği, beni şok etmişti. Bu kısımlarda, yanlış okuduğumu sanıp tekrar cümle başına dönmüşlüğüm çok oldu. Son bölümleri şaşkınlık nidaları eşliğinde bitirdim.

Kitabın birazcık uzun bir önsözü var. Ama okuduğunuza değecek, harika açıklamalar mevcut bu önsözde. Kitaba başlamadan önce bu kısma bir göz atılırsa, kitapta geçen olayların ve kavramların çok daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum.

1984, kitapta da denildiği gibi, bir insanlık karabasanı. Kurgulanan dünya her ne kadar karanlık, ümitsiz ve korkunç olsa da aynı zamanda hayranlık uyandıran bir mantığı var. 1984'ü herkesin ölmeden önce mutlaka bir kez okuması gerektiğini düşünüyorum.



Bir zamanlar dünyanın güneşin çevresinde döndüğüne inanmak nasıl delilik belirtisi olarak görüldüyse, şimdi de geçmişin değiştirilemeyeceğine inanmak delilik belirtisi olarak kabul ediliyordu. Bu inancı bir tek kendisi taşıyor olabilirdi ve eğer öyleyse, o zaman delinin tekiydi. Ama deliliği pek dert etmiyordu, onu asıl ürküten yanılıyor olabileceğiydi.





post signature

8 yorum:

  1. Selamlar seni çok güzel bir tage davet ediyorum, yaparsan sevinirim :)
    http://partofthebook.blogspot.com.tr/2014/12/book-sacrifice-tag.html
    Sevgiler, öpücükler :)

    YanıtlaSil
  2. Herkesin okuması gerektiği hakkındaki görüşüne kesinlikle katılıyorum. Çok anlamlı bir romandı ve bana çok şey kattı.

    YanıtlaSil
  3. Çok güzel bir yazı olmuş,kitap da zaten hayranlık uyandırıcı kesinlikle okunmalı...

    YanıtlaSil
  4. Arkadaşlar benim için büyük bi sorun olan kitap cevirmenlerinden bahsedicem 1984 ün güzel olduguna hemfikiriz fakat bu kitabın 2006 basımı elimde ceviricisi nuran akgören ve kitap sayfa sayısı 268 ve 2015 basımına baktığımızda sayfa sayısının 352 olduğunu görüyoruz bu büyük bi rakam 2006 basımının da doğru mu değilmi oldugunu bilemem fakat bukadar artışın nedeni olmalı her çevirmen de farkli hikayelermi okuyacagız !!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O farklılık önsözden kaynaklanıyor olabilir mi? 1984'ün bendeki basımında bayağı uzun bir önsöz var, belki 2006 basımında önsöz bulunmadığı için sayfa sayısı arasında bu kadar fark vardır...

      Sil
  5. Merak ettiğim kitapların yorumlarını ararken bu samimi yorumla karşılaştım. Burası bir deryaymış ilk kez karşılaştım.
    Bana da beklerim kitaplardan konuşur, kahve içeriz ;)

    YanıtlaSil
  6. Ben mini kitap serisinde okudum 1994 u. Çevirmen Celal Üster. Diğer Kitapları bilemem ama bu çevirmen bir harikaydı. Kitapta kendi yorumları ve bahsedilen yeni söylem ile ilgili ayırt edici bir çok noktayı da okuyucu ile paylasmis.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...