23 Şubat 2013 Cumartesi

Yorum: Kiera Cass - Beni Seç (The Selection, #1) | Book Friends, Kitap Tur #2


Kitabın Adı: Beni Seç
 Yazarı: Kiera Cass
Yayınevi: Dex Yayınları
Orijinal Adı: The Selection
Çeviri: Derya İmer Aydınlık
Basım Yılı: Şubat 2013, 1. Baskı
Sayfa Sayısı: 304

   II. Kitap Turumuzda son zamanlarda hakkında oldukça konuşulan bir kitabı, Beni Seç'i inceliyoruz. Bol bol spoiler içeren yorumumdan sonra harika alıntılar paylaşacağım :)
Yorumum
   Günümüzden yaklaşık olarak yüzyıl sonrasında geçiyor kitap. Kuzey Amerika'da, 8 sınıfa ayrılan insanların yaşadığı Illea adında bir krallık var. Bu krallıkta prenslerden biri, krallıkla halkın arasındaki bağı güçlendirmek için Seçim adı verilen bir yarışmanın kazananı ile evlendirilir. Krallıktaki 16-20 yaş arasında, bekar olan her kıza bir çağrı mektubu gönderilir. Katılmak isteyen kızlar belediye binasına gidip kayıt yaptırırlar. Seçilen 35 kız yarışma için saraya davet edilir ve kızlar arasında taç için kıyasıya bir rekabet başlar.
   America Singer da seçilen 35 kızdan biri. Müzisyenlerin, ressamların ve sanatkarların bulunduğu 5. sınıfa mensup. Ailesi geçimini festivallerde, kutlamalarda müzik aleti çalarak, şarkı söyleyerek sağlasa da bazen bu yeterli olmuyor. America da bazı teşvikler sonucunda kaydını yaptırıyor ve seçiliyor :) Seçileceğini düşünmüyor tabii, tek istediği Aspen'le evlenmek iken kendini 35 kızın olduğu bir yarışmada buluveriyor.
   Bu kısıma kadar kitaptaki her şey beklediğim gibi gitti. Bu kısımdan sonra ise "Ne oluyoruz ya?" nidalarıyla okudum kitabı :D
   Okuduğum kitaplardaki bayan karakterleri pek sevemiyorum ama America; ayakları yere basan, gerektiği zaman kendini savunabilen ve diğer kızlar gibi süse püse fazla düşkün olmayan karakteriyle hayalimdeki favori bayan karakter tanımına en çok yaklaşan karakter oldu :) Tam da aklı karışmayan, ikisi de benim olsun tavırlarına girmeyen bir kız karakter buldum derken... America da, Aspen'in son anda oyuna girmesiyle duygu karmaşası yaşayan bayan karakterlerin bulunduğu tarafa doğru ilerlemeye başlıyor. Gerçi kitabın sonlarında bu seçimin ne yöne doğru olacağının ipucunu okudum ama, bakalım...
   Aspen'den bahsetmişken... Kitabın başında Team Aspen olduğumu itiraf ediyorum :) Ama kendisinin 6. sınıf olduğu için America'ya iyi bir yaşam veremeyeceğini fark etmesiyle kızı kendinden uzaklaştırması ve daha sonra 180 derece dönmesi sonucunda Aspen'in üzeri çizildi. The Elite'deki davranışlarıyla yaptıklarını telafi ederse, belki üzerine çektiğim çizgi silinebilir ;)
   Prens Maxon'a gelelim... Başlarda Aspen'i ne kadar sevdiysem, Maxon'a da o kadar ön yargıyla yaklaştım. Hele ki Aspen'in saçma sapan gerekçelerle kızı terk etmesinden sonra kitapta favori erkek karakterin kalmadığından korkmuştum. Ama Prens Maxon'ı yakından tanıyınca işler değişti :D Prens'in ukala, kendini beğenmiş ve birazcık da acımasız biri olacağını düşünmüştüm. Bir prensin biraz utangaç, halkını önemseyen ve düşünceli biri olacağını beklemiyordum.
   America ile Maxon'ın tanışmasını ve diyaloglarını yüzümde salakça bir gülümsemeyle, keyifle okudum :) Kızların rekabetini, özellikle Celeste'in yaptıklarını, okumaktan da büyük zevk aldım :D
   Kitaptaki kast/sınıf sistemine göz atmakta fayda var, hangi sınıfın neyle meşgul olduğunu bilmek kolaylık sağlıyor zira kitapta insanlar, yaptıkları mesleklerle değil de bulundukları sınıfın numaralarıyla adlandırılıyorlar.
   Beni Seç'e ve Kiera Cass'in sayfasına göre kast sistemi şu şekilde;
1) Kraliyet ailesi ve din adamları
2) Ünlüler, profesyonel atletler, modeller, oyuncular, itfaiyeciler ve ordu mensupları
3) Öğretmenler, doktorlar, dişçiler, veterinerler, mimarlar, avukatlar, müzik ve film yapımcıları
4) Çiftçiler, tüccarlar ve restorant, hotel gibi işletme sahipleri
5) Müzisyenler, ressamlar, sanatkarlar
6) Aşçılar, şoförler ve hizmetçiler
7) Bahçıvanlar, işçiler ve tezgâhtarlar
8) Evsizler
--) Asiler (Saraya saldırılar düzenliyorlar. Bunlar kast sisteminde yer almıyorlar anladığım kadarıyla. Fakat kendi içlerinde davranışlarına ve amaçlarına göre ayrılıyorlar.)
   Kitabın kapağından bahsetmemek olmaz :) Eğer bir kitabın kapağına feci tutulmuşsam, o kitabı sırf kapağı için bile alabilirim. Hem kapağına hem de konusuna tutulmuşsam o kitap baş tacım olur. Beni Seç de baş tacım olan kitapların arasında yerini aldı :)
   Kitabın kurgusuna da değinmek istiyorum. Ben dahil bazılarımız kitabı, Açlık Oyunları'na benzettik. Açlık Oyunları'ndaki mıntıka sisteminin yerini burada sınıf sistemi almış. Yine yarışmayı kazanması sonucunda daha iyi bir yaşama kavuşacak bir kız ve bu kızın çocukluk aşkıyla, yarışmada tanıştığı ve hoşlanmaya başladığı bir erkek var. Bu benzerlikleri okuyunca yazarın birazcık Açlık Oyunları'nın etkisinde kaldığını görmek mümkün. Fakat rahatlıkla, Kiera Cass'in özgün bir kurgu ortaya koymayı başardığını söyleyebilirim ;)



ARKA KAPAK


Alıntılar

 Kendini daha fazla tutamayarak, "Formu doldursan ölür müsün?" dedi. "Seçim senin için de hepimiz için de muhteşem bir fırsat olabilir."
 O aptal mektup, beni karanlıktan çıkarabilirdi ve ben de ailemi peşi sıra sürükleyebilirdim.
 “Lütfen, anne. Güzel falan değilim ben, olsam olsam sadece ortalama biri olabilirim.” May, Hiç de değil! dedi. Çünkü ben birebir sana benziyorum ve ben güzelim!
 Arada pek fazla mesafe yoktu ama buradayken, evimin gürültüsü kilometrelerce uzakta kalmış gibi hissediyordum. Burada kimsenin prensesi olmak zorunda değildim.
 Elimde değil. Sen gördüğüm en güzel şeysin. Söyleyebileceğim tek anda, bunu söylediğim için beni yargılayamazsın.
 Illea prensesi olmak değil. Aspen'in olmak istiyordum.
 “Sen çok iyi bir aşçısın. Birini bir gün çok şişman ve mutlu edeceksin, derken ağzı elmadan aldığı ısırıkla doluydu. “Seni şişman ve mutlu edeceğim. Bunu biliyorsun.
 “Seni seviyorum America Singer. Yaşadığım süre boyunca seni seveceğim.
 Seni aptal!Fısıltıyla karışık bağırıyordum. Senden nefret ediyorum! Seni sevmiştim! Seni istemiştim; tek istediğim sendin!
 Silvia, Sabah, Prens Maxon ile tanışacaksınız ve en iyi halinizle görünmek isteyeceksiniz,diye belirtti. O, burada olan birinin gelecekteki kocası, ne de olsa.
 Ve bazen insanlar, sessizliği kendine güven ya da korku olarak yorumlamak arasında kalırlar. Sana böcekmişsin gibi bakıyorlar, böylece belki sen de kendini böcek gibi hissedebileceksin.
 Takırdayan kuruşun olduğu minik kavanozum. Camın içinde kayan kuruşu dinleyerek, elimde birkaç kere döndürdüm. Neden bunu yanımda getirdim ki? Kendime, sahip olamayacağım bir şeyi hatırlatmak için mi?
 Hepiniz benim için kıymetlisiniz. En basit haliyle, buradaki amaç en kıymetlinin kim olabileceğini keşfetmek.
 America, tatlım, umarım bu kafeste uğruna kavga edebilecek bir şeyler bulursun. Tüm bu olanlardan sonra, senin gerçekten denediğini görmenin nasıl bir şey olacağını yalnızca hayal edebilirim.
 Ah, lütfen ağlama!” Maxon'ın fısıltısı derin endişe yüklüydü Kadınlar ağlayınca  ne yapacağımı asla bilemiyorum!
 Sence," diye sordu Maxon, Sana hâlâ tatlım diyebilir miyim? Hiç şansın yok, diye fısıldadım.
 Eğer sana aşık olmamı istemiyorsan, bu kadar tatlı görünmeye bir son vermelisin. Yarın ilk iş, hizmetçilerine senin için patates çuvalı diktireceğim!
 İlk öpücüğünün benimle olmasını istemişti.
 Beni durduran, yürüyüp geçtiğimiz sıradan birinin ağzından kaçan derin nefesti; Maxon ile birlikte döndük. Aspen oradaydı.
 May bir anlığına sessiz kaldı, düşünüyordu. Maxon'a aşık mısın? Bir anlığına, o alışkın olduğum tatlı romantik May'in sesini duydum. Durumu iyi olacaktı. Hımm, o kadarını pek bilmiyorum ama... America! Maxon'a aşıksın! Aman Tanrım!
 Hayır. Onu ya da seni tercih etmiyorum. Kendimi tercih ediyorum.


Tura katılan diğer bloglara uğramayı unutmayın :)


6 yorum:

  1. Ellerine sağlık *-* alıntılar mükemmel

    YanıtlaSil
  2. Alıntı kısmı mükemmel olmuş Sis bayıldım :)
    Yorum desen ayrı bir güzel, ellerine sağlık :))

    YanıtlaSil
  3. Çok güzel. =D Alıntılar zaten. -,-

    YanıtlaSil
  4. Alıntıları kucaklamak istiyorum *-*

    YanıtlaSil
  5. çok güzel gerçekten teşekürler :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...