The Hobbit: The Battle of the Five Armies etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
The Hobbit: The Battle of the Five Armies etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
, , , , , , , , , , ,

Yorum: The Hobbit: The Battle of the Five Armies (2014)

Tür: Fantastik, Macera
IMDb Puanı: 7,9 (95.647 oy)
Türkçe Adı: Hobbit: Beş Ordunun Savaşı
Yönetmen: Peter Jackson
Oyuncular: Ian McKellen, Martin Freeman, Richard Armitage, Orlando Bloom, Luke Evans...
Vizyon Tarihi: 17 Aralık 2014
Süre: 144 dk.
The Hobbit üçlemesinin son bölümü olan üçüncü filmde, Bilbo Baggins, Thorin Meşekalkan ve Cüceler Bölüğü’nün maceraları sona eriyor. Ejderha Smaug ile karşı karşıya geldikten ve günahkar Hobbit Gollum'dan meşhur güç yüzüğünü aldıktan sonra sağ salim eve ulaşıncaya kadar Bilbo'yu halen daha onlarca yeni serüven bekliyor.

Yurtlarına tekrar kavuşan Erebor Cüceleri, Ejderha Smaug'u Göl Kasabası'nın masum yerlileri üzerine saldıkları gerçeğiyle yüzleşmek zorundadırlar. Thorin Meşekalkan ise Arkentaşı'nı ararken önemli değerlerden ödün vermiştir. Thorin'e yardımcı olamayan Bilbo tehlikeli bir seçim yapmanın eşiğine gelir. Bu esnada Lord Sauron planladığı gizli Yalnız Dağ saldırısı için dört Ork bölüğü göndermiştir. Şimdi Cüce, Elf ve İnsanların önünde iki seçenek vardır: Ya birleşip birlikte savaşacaklar ya da hep beraber yok olacaklardır. Beş ordu toplanıp savaşa girmeye hazırlanırken Bilbo hem kendi hayatı hem de arkadaşlarını kurtarmak için savaşmak durumunda kalacaktır.
Gerek şu anki ders yoğunluğumdan gerekse filmin etkisinden dolayı filmin yorumunu anca yazabildim. Aslında, içten içe yazmak da istemiyordum zira şu yazıyı yazmaya başlayana kadar Hobbit'in gerçekten de bittiğini idrak edememiştim. Şimdi anlıyorum ki önümüzdeki aralık ayında, son üç senedir yaşadığım heyecanı yaşayamayacağım; hatta böyle bir heyecanı bir daha hiç yaşayamayacağım.

Yoruma kötü bir havayla başladığımın farkındayım. The Hobbit: The Battle of the Five Armies, Orta Dünya'ya bir nevi veda niteliği taşıdığı için yazının devamı da bu şekilde olacaktır diye düşünüyorum. Yine de moralimi elimden geldiğince yüksek tutmaya ve yazının sonunda depresyona girmemeye çalışacağım, ama bakalım :D

Gelelim film öncesi yaşadıklarıma... Filmin haftanın ortasında vizyona girmesi gibi saçma bir durumla karşılaştık bu sefer. Hatta bunu, ilk başta hata sanmıştım. Sonuçta filmler genelde cumaları vizyona girerdi, biz de ertesi günü rahatlıkla izlerdik. Neyse, biz geleneği bozmadık; hafta sonuna yakın bir zamanda, cuma günü gittik filme. Koskoca 2 gün sonra bile bilet bulmada zorlandık ki bundan önceki 2 filmde ertesi günü gitmemize rağmen rahatlıkla bilet bulmuştuk, hem de istediğimiz sıralardan. BOTFA'nın son film olayı yayıldığı için Hobbit'i bilen bilmeyen filme akın etmiştir diye düşünüyorum ben.

Genelde evde film izlemeyi tercih eden biriyim. Sinemada izlediklerim ise bende yeri ayrı olan filmlerdir. Eh, yeri bende ayrı olan filmlerin de sinema gününe kadar bütün fragmanlarını izler, sosyal medyada paylaşılan fotoğraflarını incelerim. Bu sefer bir değişiklik yaptım ve kendimi BOTFA'dan tamamen soyutladım. Paylaşılan fotoğraflara doğru düzgün bakmadan geçtim, fragmanını ise izlemedim bile. Film hakkında yazılan hiçbir şeyi de okumadım. İyi ki de okumamışım. Ne zaman ki cuma akşamı eve geldim, yazılanlara baktım ve şok oldum. Kimse filmi beğenmek zorunda değil, ama milletin hevesini kursağında bırakacak yazılar yazmak zorunda da değil. O kadar saçma, o kadar salakça yorumlar vardı ki... Bunların filmi sırf kötülemek için ya da dikkat çekmek için yazıldığını düşünüyorum. Gerçeklere dayanan, düzgün ve mantıklı eleştiriler de vardı ama bunların sayısı o kadar azdı ki... Bunu daha fazla uzatmayacağım. Sadece, -büyük bir şans eseri- hâlâ bu tarz yorumları okumamış olanlara bekleyip filmden sonra bakmalarını tavsiye ediyorum. Zaten filmi izledikten sonra yazılanların büyük bir çoğunluğunun yalan, argümanlarının da boş olduğunu anlayacaksınız bence.

Yukarıda yazdıklarımdan da anlaşılacağı üzere, filmi çok beğendim. Bunda BOTFA'nın son film olarak anılmasının, az da olsa etkisi vardır elbet. Beğenmediğim yerleri de oldu ama filmi genel olarak severek izledim ve o sinema salonundan çıkmak istemedim.

Öncelikle, söylememe gerek var mı bilmiyorum ama yazının devamının kitapla ilgili spoiler içerdiğini belirtmeliyim. Kitabın nasıl uyarlandığını sizin gidip görmenizi istediğim için filmle ilgili konularda filmden spoiler vermeden fikrimi belirttim. Ayrıca, filme gitmeden önce hem önceki 2 filmi de izledim hem de Hobbit'i tekrar okudum ^_^ Kısacası, bu sefer hazırlıklıyım :D Kendinizi -hâlâ hazırlamadıysanız- upuzun bir yoruma hazırlayın ;)

BOTFA, ikinci filmin kaldığı yerden devam ediyordu. Başlangıçta, olayları önceki filme bağlamak adına yaklaşık 10-15 dakikalık, aksiyon dolu sahnelere yer verilmişti. Bunu çok kısa buldum ben, Smaug'un ölümünün geçiştirildiğini düşünüyorum. Bu sahne 2. filmin sonuna koyulsaydı veya bu konu Peter Jackson'ın yorumuyla biraz daha genişletilseydi daha iyi olabilirdi.

Diğer iki filme kıyasla, BOTFA'da sevmediğim kısımlar çoktu. Bunlar çoğunlukla kitaba uymayan kısımlardı; bazısı da senaryoya Tauriel'in eklenmesiyle değiştirilen olaylardı. Kitabı beyaz perdeye aktarırken elbette değişiklikler yapılacak, yönetmenin yorumu katılacak -ki bunları Peter Jackson'ın gözünden izlemek her zaman bir zevktir benim için, hatta sadece o da değil ileride bir başkası da bir Orta Dünya filmi çekse onu da izlerim- ama asıl, birkaç ufak değişikliğin getirdiği büyük değişiklikler canımı sıkıyor. Tauriel de bu değişikliklerin çoğunun ana nedeni. Spoiler olmaması için doğrudan olayı anlatmayacağım ama şöyle diyeyim: Sırf Tauriel'in eklenmesiyle Kili'nin ölümü gibi önemli bir olay az da olsa değişikliğe uğramıştı. Fili'nin ölümü ise biraz da Peter Jackson'ın yorumlamasıyla yansıtıldı ekranlara. Bu ölümü de bu genç ama cesur cüceye yakıştıramadım ben. Kitapta Fili ve Kili'nin ölümü kitapta bire bir anlatılmıyor, ama nasıl olduğundan bahsediliyor. Keşke kitapta betimlenen şekilde izleseydik o sahneyi. En çok merak ettiğim sahnelerden biriydi çünkü.

Savaş sahnesi beklentilerimi karşıladı sayılır. Aslında sosyal medyada '45 dakikalık savaş sekansı' duyurularıyla beklentileri yükseltmeselerdi, bu durum beni o kadar da rahatsız etmezdi. Yine, aynı savaş sahnesinde herkesin birbirini kurtarması olayı sinemadayken gözüme batmamıştı. Kendimi filme kaptırdığım için pek dikkat edememiştim, film bittikten sonra üstünde düşününce bunun biraz da olsa yaratıcılıktan yoksun olduğunu kabul ettim. Ama bu sahne kitapta çok fazla yer kaplamıyor; Bilbo kendine geldikten sonra özet halinde geçiliyor. Yine, Peter Jackson'ın yorumladığı sahnelerden biriydi bu da. Beklentimi karşılasa da daha iyi aktarılabilirdi.

Çoğu kişi, efektlerin yapaylığından yakınmış. Hobbit, felsefi dayanakları olan bir çocuk kitabı benim gözümde. Bu efektlerin biraz göze batması gerektiğini düşünüyorum, zaten. Efektler fazla inandırıcı olsaydı veya LOTR'daki gibi teknolojiye bel bağlanmayıp gerçekçi bir yapım sunulsaydı Hobbit'in o masalsılığı çöpe gidecekti. O zaman da filmin fazla epikleştirildiği hakkında eleştiriler gelecekti, eminim. Bu yüzden, Peter Jackson'ın çok fazla efekt ve yeşil ekran kullanmasını yadırgamıyorum.

Filmde hoşuma giden, beğendiğim kısımlar ise genelde ayrıntılardı. Mesela, Richard Armitage'ın Thorin'in ejderha hastalığıyla geçirdiği değişimi çok iyi gösterdiğini düşünüyorum, kendisinin oyunculuk yeteneğine bir kez daha hayran kaldım. Aynı şekilde, Smaug'un ölümü de -daha doğrusu ölümünün beyaz ekrana yansıtılışı- beklediğimden çok iyiydi.

Filmi LOTR'a bağlayan sahneleri içimden minik çığlıklar atarak izledim :D Divan üyelerinin Dol Guldur'daki olayının birazcık gereksiz yere uzatıldığını, aynı zamanda da nefes kesen sahnelerden biri olduğunu düşünüyorum. Legolas'la Thranduil'in son konuşması da yine iki filmi çok iyi bağlayan sahnelerdendi. Fakat Tauriel'le Thranduil'in konuşması olmasa da olurdu, gerçi Tauriel'in bulunduğu çoğu sahneyi gereksiz buluyorum ben.

Bütün bu sevmediğim kısımlara rağmen filme bayıldım, Çünkü çoğunun mantıklı bir nedeni olduğunu biliyorum. Örneğin Tauriel, filmlerdeki güçlü kadın karakter eksikliğinin giderilmesi için yaratıldı veya orkların gerçekçi olmaması, Hobbit'in masalsı havasına yorulabilir. Bu yüzden de göze batan birkaç sahne dışındakilere fazla takılmadım, geyik yapıp geçtim.

Şimdi heyecanla, filmin çıkarılan sahnelerin bulunduğu genişletilmiş versiyonunu bekliyorum. Zira filmin bütünlüğünün daha iyi görülebileceğini, yapılan olumsuz eleştirilerin de extended version ile azalacağını düşünüyorum. The Hobbit: The Battle of the Five Armies ile Orta Dünya kapılarını beyaz perde için kapayabilirim, ama benim için Orta Dünya kapıları hiçbir zaman kapanmayacak. Biraz da bu yüzden veda edemiyorum, etmeyeceğim. Kitaplığımda Tolkien, aklımda Orta Dünya'nın olması bana yeter :)


post signature
Paylaş:
Devamını Oku