Martı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Martı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
, , , , , , , ,

Yorum: Leigh Bardugo - Çöküş ve Yükseliş (The Grisha, #3)

Tür: Aşk, Fantastik, Genç-Yetişkin
Goodreads Puanı: 4,21 (26.365 oy)
Orijinal Adı: Ruin and Rising
Yayınevi: Martı Yayınları
Çeviri: Ömer Mülazım
Basım Yılı: 2015
Sayfa Sayısı: 432
Hepimiz ölürüz ama herkes bir amaç uğruna ölmez

Güneşin Elçisi Alina, Karanlıklar Efendisi'yle yaptığı son savaştan mağlubiyetle ayrıldıktan sonra yeraltındaki tünellere, Beyaz Katedral'e sığınır. Oldukça zayıf düşmüştür ve güneş ışığı olmadığı için gücünü de çağıramamaktadır. Tek çare, eski haline kavuşana kadar Apparat'ın dediklerini yapmaktır. Malyen ve Grishaların gizli bir planla Apparat'ı kontrol altına alması, Güneşin Elçisi adına mücadeleyi daha da zora sokar.

Alina'nın şimdi, Karanlıklar Efendisi'ni alt etmesi için gereken tek gücün anahtarı olan ateşkuşunu bulması gerekmektedir. Peki onu bulup üç büyüteci bir araya getirdiğinde, Karanlıklar Efendisi'yle yüzleşerek Karanlıklar Diyarı'nı yok edecek kadar kuvvetli olabilecek midir?
Çöküş ve Yükseliş'i, Kuşatma ve Fırtına'yı bitirdikten hemen sonra okumaya başlamıştım. Hatta kitabı bitirdiğim sırada dışarıdaydım, Çöküş ve Yükseliş ise evdeydi. Eve nasıl geldim, ne ara kitabı elime aldım da bitirdim; bilmiyorum. Meraktan gözüm hiçbir şey görmemişti, sanırım :D Keşke kitabın  sonu için de aynı memnuniyeti hissedebilseydim.

Çöküş ve Yükseliş yorumuma geçmeden önce, serinin diğer kitaplarının yorumlarına göz atmak isterseniz Gölge ve Kemik yorumum için buraya; Kuşatma ve Fırtına içinse şuraya tıklamanız yeterli ^_^ Ayrıca, yorumumda hem önceki kitaplar hem de bu kitap ile ilgili çok az bir miktar spoiler olacağını da belirtmeliyim.

Çöküş ve Yükseliş'in geneline bakacak olursam gözüme çarpan ilk şey, kitabın heyecan çizelgesinin Kuşatma ve Fırtına'nınkiyle ters orantıda olduğu. Kuşatma ve Fırtına'nın başlarında sıkıntıdan patlarken sonlara doğru heyecanın artmasıyla yerimde duramamıştım. Çöküş ve Yükseliş, bu heyecanı kaldığı yerden devam ettiriyor, hatta dozu daha da arttırıyor. Aralarda minik sürprizlerle okuyucuyu şaşırtıyor. Ama kitabın sonlarına doğru kurgu yavan, anlatım boş gelmeye başlıyor. Kitabın son kısımlarında Kuşatma ve Fırtına'nın ilk bölümlerindeki gibi hissettim. Bardugo, serinin sonunu aklına son anda gelmiş gibi yazmış ama tüm bunları çok önceden planlamış gibi kurgulamaya çalışmış. Ters köşe yapıp okuyucuya şaşkınlık nidaları attırmak istemiş, ama olmamış ya...

Bilhassa şu son büyüteç meselesinde, Bardugo bizi şaşırtıp aslında kurgunun çok daha derin olduğunu göstermek istemiş. Ama bunu pek yapamamış... Ben mi kaçırdım acaba diye önceki kitapları da bir karıştırdım ama yok... Böyle önceden planlanmış, ters köşe yapan kaliteli kurgularda seriye dağıtılmış üç-beş ip ucuna rastlanır genelde. Bunlar bırakılır ki o sürpriz finalin son anda kurgulanmadığı, ince ince işlendiği mesajı verilsin. Buna ek olarak, tüm bu ip uçlarını ters köşe anından sonraya kadar fark etmemiş olmak da ayrı bir heyecan verir okuyucuya. Bu iki nedenden dolayı bizi o şaşırtıcı sona götüren ekmek kırıntılarının, kurgunun kalitesini gösterdiğini düşünüyorum. Bu kırıntılardan hiçbirisini Grisha üçlemesinde bulamayınca, ben de yazarın kurguya hakimiyetini sorgulamaya başladım ve yazarın kurguya düşündüğüm kadar çok hakim olmadığına karar verdim. Bardugo, yazacağı sonun şaşırtıcılığının yüksek olmasını istemiş ve başarmış olabilir. Ama benim için bu, yeterli değil! Ben, önceki kitaplardan bu sonu destekleyecek izler isterim; birkaç bölüm öncesinde üstü kapalı ifade edilen şeyler, bunun yerini tutmaz.

Bütün bu hislerimin bir diğer nedeni beklentimin farklı olması, olabilir diye düşünüyorum. Ben Kuşatma ve Fırtına'yı elime alana kadar blog aleminde bu seriyi takip eden neredeyse herkesin seriyi bitirdiğini görmüştüm ve serinin muhteşem bir şekilde bittiğini ifade eden yorumlarını okumuştum. Bu düşünceyle ve beklentiyle son iki kitaba başlamıştım. Kuşatma ve Fırtına, genel olarak umduğumdan bir tık aşağıda kalsa da, bu durumu kafaya pek takmamıştım. Ama serinin son kitabı Çöküş ve Yükseliş, özellikle de o son, hiç de beklediğim nitelikte değildi. Tatmin olmadığım bir finalle bu kitabın ve Grisha serinin sonlanması hiç beklemiyordum. Bu yüzden, bayağı hayal kırıklığına uğradım.

Bunlar dışında birçok karakterin harcandığını düşünüyorum, özellikle de Nikolai'nin... Nikolai bilinenden çok farklı bir geçmişe sahip, birçok okur tarafından da sevilen bir karakter. Karakterin geçmişine kabaca değinildiğini düşünüyorum. Nikolai için ayrıntıların yer alacağı birkaç bölümlük flashbackler kitapta yer alsaydı, daha güzel olabilirdi. Yazarın derinliğe sahip böyle bir karakter için neden böyle şeyler yazdığını bir türlü anlayamıyorum. Amacı olmayan bir hamleymiş gibi geliyor bana. Bir de tabii, Karanlıklar Efendisi var :) Geçmişinin çoğunun açıklanmaması, hayal kırıklığına uğradığım bir başka olay. Açıklananın ise bir kısmını ben anlamadığım, kurguda bir yere oturtamadığımdan dolayı benim için Karanlıklar Efendisi gizemini hala koruyor. Karşılaştığı sona ise değinmek bile istemiyorum hiç... Koskoca Karanlıklar Efendisi, bu; kaç yüzyıldır ilim ve irfanın doruklarında yaşayan bir güç timsali. Sen git böyle birini saçma kavramının yeniden yazılmasına neden olacak derecede saçmalıkla... Spoiler geliyor...öldür. Başta dirilecek filan sandım ama baktım tık yok yazardan, şaka yaptığını zannetmeye başladım. Sonra anladım ki, bu da Bardugo'nun saçmalamalarından biriymiş...

Kitabı çok eleştirdiğimi biliyorum, ama elimde değil... Gölge ve Kemik, benim severek okuduğum fantastik kitaplardan biriydi. Bardugo'nun kurguladığı dünya çok farklı ve ilginç gelmişti. Sevdiğim bir serinin bu şekilde ilerlemesini ve son bulmasını, beni hayal kırıklığına uğratmasını kaldıramıyorum. Kitabın sevdiğim yanları da var tabii... Örneğin, Alina üçüncü büyütece sahip olduktan sonra yaşananlar -Karanlıklar Efendisi'yle ilgili kısımlar hariç- oldukça iyi kurgulanmıştı. Aynı şekilde ilk sayfalardaki merak ve heyecanın da yeri ayrı. Kitabın son bölümünde olanlar ve hissettirdikleri,tatmin edici olmasa da veda havasını veriyordu.Genel olarak baktığımda Çöküş ve Yükseliş'i severek okuduğumu görebiliyorum; ama o büyüteç meselesi yüzünden kurgunun kalitesinden şüphe duymaya ve Alina yüzünden bütün seriden soğumaya başladım.

Bir seriyi daha bitirdim. Ama keşke, daha iyi bir şekilde veda edebilseydim seriye. Üçüncü büyüteç olayını saçma bulsam da yaratıcı bir fikir olduğunu kabul etmeliyim. Tek eksiği, serinin ustaca planlandığını gösterebilecek, dört bir yana serpiştirilmiş minik ip uçlarıydı. Bardugo bu fikrin içini doldurup sunsaydı, diğer her şeyi boş verebilirdim. Çöküş ve Yükseliş, bir kitap olsa da serinin son kitabı olduğundan sadece kitapta olanları, yazanları baz alarak bu kitabı değerlendiremezdim. Serinin bütünlüğünü göz önüne alarak Çöküş ve Yükseliş'i inceledim. Biraz da bu yüzden kitabı fazla eleştirmiş olabilirim ama kitabı ve seriyi severek okudum ;)



Belki de aşk bir batıl inançtı, yalnızlık gerçeğini kendimizden uzak tutmak için ettiğimiz bir dua... En nihayetinde belki de aşk inanılmaz parlak ve asla ulaşamayacağınız bir şeye özlem duymaktı.





post signature
Paylaş:
Devamını Oku
, , , , , , , ,

Yorum: Leigh Bardugo - Kuşatma ve Fırtına (The Grisha, #2)

Tür: Aşk, Fantastik, Genç-Yetişkin
Goodreads Puanı: 4,14 (43.055 oy)
Orijinal Adı: Siege and Storm
Yayınevi: Martı Yayınları
Çeviri: Ozan Aydın
Basım Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 448
Her zaman böyle olmayacak
Özgür kaldığın günlerin sayısı arttıkça hayatın kolaylaşacak...

En güçlü Grishalardan biri olan Güneşin Elçisi Alina Starkov, Karanlıklar Diyarı'nda yaşanan faciadan kaçıp arkadaşı Malyen'le birlikte, arkasında bıraktığı dünyanın karmaşasından uzak kalacağını düşündüğü bambaşka topraklara doğru yola çıkar. Ancak kaderinden ve geçmişinden kaçmak sandığı kadar kolay olmayacaktır. Karanlıklar Efendisi yenilediği gücü ve ölümcül planlarıyla yeniden karşısına çıkmaya hazırlanmaktadır.

Alina'nın Karanlıklar Efendisi'ni yenmek ve terk etmek zorunda kaldığı Ravka'yı özgürlüğüne kavuşturmak adına gereken güce ulaşması için uzun ve tehlikelerle dolu bir yolculuğa çıkması gerekecektir.

Kuşatma ve Fırtına'nın karanlık dünyasında Alina'yla birlikte kaybolacak ve oradan asla dönmek istemeyeceksiniz.
Kuşatma ve Fırtına'yı çok uzun zamandır okumak istiyordum. Serinin ilk kitabı Gölge ve Kemik'i 2,5 yıl kadar önce okumuş, şurada da yorumlamıştım. Bu yeni ve farklı dünyaya bayağı hayran kalmıştım ki kitaba tam puan vermiştim. Ama Bardugo'nun ilk kitaptaki başarısını, Kuşatma ve Fırtına'da bulamadım, ne yazık ki...

Kitabın ilk 100-150 sayfasında çok sıkıldım. Sanki yazar bu sayfaları en sonra bırakmış da, ilk kitapla bu kitabın diğer yarısını nasıl bağlaması gerektiğine karar veremiyormuş gibi geldi bana. Sıkılarak okuduğum bu bölümler, kurgunun gidişatı açısından çok önemli olayları barındırmasına rağmen boştu. Bu sayfalardaki çoğu sahne, kitabı doldurmak için yazılmış gibiydi. Neyse ki bu sayfaların çoğunu okurken, aynı zamanda ilk kitapta neler olduğunu hatırlamaya çalışıyordum da sıkılmamı biraz olsun hafifletebildim.

Kitabın geri kalanı ise tam aksine heyecan dolu, sürükleyiciliğin tavan yaptığı bölümlerle doluydu. Özellikle kitabın o sonu yok mu... Kitap öyle bir yerde sonlandırılmıştı ki, serinin son kitabına bir an önce başlamak istemiştim. Ayrıca, bu kısımların sürpriz unsuru da yüksekti. Bu da merakımı arttırıp sayfaları hızla çevirmemi sağlayan bir başka etmendi.

Kitabın genelinde beni rahatsız eden unsurların başında Alina ve Malyen'in büyük(!) aşkı geliyor. İlk kitaptaki ilişkilerini hatırlıyorum da... Bana mı öyle geliyor, yoksa bunlar gittikçe dengesizleşiyorlar mı? İlk kitapta Alina'nın gücü ortaya çıktıktan beri araları sürekli olarak bir bozulup bir düzeliyor ve bu durum beni hem sinirden hem de sıkıntıdan patlatıyor. Hata yapmaları, ilişkilerinde bir ileri bir geri gitmeleri normal de, bu hatalardan hiç mi ders çıkarmıyor bunlar? Bunlar diyorum ama çoğunlukla Alina'yı kastettiğimi de belirteyim. Belki de ben yanlış hatırlıyorumdur, ama ilk kitapta ben bu çifti sevmiştim ya! Aradan çok uzun zaman geçtiği, araya birçok kitap girdiği için yanlış anımsıyor da olabilirim ama bunlar önceki kitapta daha bir farklıydılar sanki; ya da ben aslında böyle olduklarını fark etmemiştim. Şimdi ise bu ikisi, ama özellikle Alina, sevmediğim karakterler olma yolunda ilerliyor gibi görünüyorlar.

Kuşatma ve Fırtına'da Nikolai ile tanışıyoruz ki kitap boyunca benim favori karakterim olmayı başardı kendisi. Biraz Karanlıklar Efendisi'ni andıran karizması biraz da spoiler olma potansiyeli taşıyan birçok nedenden dolayı, ben bu karaktere bayıldım :) Alıp evde beslemek, kendime saklamak istiyorum; o kadar çok sevdim, yani :D

Kitabın basımına çok karışık duygular besliyorum. Orijinal, hatta kabartmalı kapak kullanan Martı'yı ayakta alkışlamak istesem de, metindeki yazım hatalarının sıklığı beni yerime oturtuyor. Acaba bana mı böyle denk geldi diye düşündüm başta; ama sonra ilk kitapta da basım hatalarının olduğunu hatırladım. Üstelik, bu seferki hatalar göze batıyordu da...

Kuşatma ve Fırtına'nın başlarını okurken sıkılsam da birkaç bölüm sonra aksiyon arttı ve kitap beni seriye geri çekmeyi başardı. Bir de şu Alina ne istediğine karar verip ipleri eline alsaydı ya da en azından çabalasaydı, bu kitap tadından yenmezdi.



"Korku güçlü bir müttefiktir... Hem de sadıktır."





post signature
Paylaş:
Devamını Oku
, , , , , , , , ,

Yorum: Jennifer Echols - Sarhoştum Hatırlamıyorum


Kitabın Adı: Sarhoştum Hatırlamıyorum
Yazarı: Jennifer Echols
Yayınevi: Martı Yayınları
Orijinal Adı: Forget You
Çeviri: Eda Aksan
Basım Yılı: Ağustos 2012, 1. Baskı
Sayfa Sayısı: 320

Uzun zamandır kitaplığımda okunmayı bekleyen bir kitaptı. Martı Yayınları'nın facebook sayfasından kazanmıştım bu kitabı. Chick-lit okumayı pek tercih etmesem de kapağı çok şirin gelmişti bana ve bir değişiklik yapıp okumaya karar verdim.
Devamı spoiler içerir.
Paylaş:
Devamını Oku
, , , , , , , , , , , , , ,

Yorum: Leigh Bardugo - Gölge ve Kemik (The Grisha, #1) | Book Friends, Kitap Tur #1



Kitabın Adı: Gölge ve Kemik
Yazarı: Leigh Bardugo
Yayınevi: Martı Yayınları
Orijinal Adı: Shadow and Bone
Çeviri: Ozan Aydın
Basım Yılı: Ocak 2013, 1. Baskı
Sayfa Sayısı: 384

   1. Kitap Turumuz için Gölge ve Kemik'i inceliyoruz. Hoşuma giden alıntıları yorumumdan sonra paylaşacağım. Yorumum bolca spoiler içerir benden söylemesi :)
Paylaş:
Devamını Oku
, , , , , , ,

Book Friends, Kitap Tur #1 Hakkında


1. Kitap Turumuza çarşamba günü başlıyoruz. Tur öncesinde bilgilendirme yapmak istiyorum. Görüldüğü üzere eski ismimizi (Book Sisters), Book Friends olarak değiştirdik; böylece kitap turumuzun yalnızca bayan bloggerlara değil herkese açık bir etkinlik olduğunu daha iyi ifade etmiş oluyoruz :) Aşağıda tura katılan diğer bloggerlar yer alıyor, herkesi 30 Ocak günü 1. Kitap Turumuza bekliyoruz ^^,

1. Kitap Turu'na katılan arkadaşlar
Fehiman: http://yorumcadisi.blogspot.com/
Damla: http://kitaplarindunyasi.wordpress.com/
Eren: http://erennadiraksamoglu.blogspot.com/
Eylem: http://kitapeylemi.blogspot.com/


Paylaş:
Devamını Oku
, ,

Kargo Ne(ler) Getirdi?


Kapağına ve konusuna hayran kaldığım Gölge ve Kemik, incelemem için gönderildi.
Teşekkürler Martı Yayınları! :)


Paylaş:
Devamını Oku
, , , , , , ,

Yorum: Ted Dekker - Beyaz (The Circle, #3)


Kitabın Adı: Beyaz
Yazarı: Ted Dekker
Yayınevi: Martı Yayınları
Orijinal Adı: White
Çeviri: Mihriban Doğan
Basım Yılı: Eylül 2011, 1. Basım
Sayfa Sayısı: 548

   Yeşil ile beklentilerimin fazla olduğunu anlamıştım. Fakat Siyah durumu toparlamıştı ve kendimi büyük bir heyecanın içinde bulmuştum. Kırmızı'da biraz hayal kırıklığına uğramıştım. Şimdi, Beyaz ile seriyi kapatıyorum :)
Paylaş:
Devamını Oku
, , , , , , , ,

Yorum: Anne Rice - Pandora (New Tales of the Vampires, #1)


Kitabın Adı: Pandora
Yazarı: Anne Rice
Yayınevi: Martı Yayınları
Orijinal Adı: Pandora
Çeviri: İlkin İnanç
Basım Yılı: Mayıs 2007, 1. Basım
Sayfa Sayısı: 378

   Anne Rice'ın, The Vampire Chronicles adlı serisine başlamadan çok önce okumayı düşündüğüm bir kitaptı aslında. Araya sürekli başka kitaplar girince listemde sonlara düştü. 6 ay önce, kitapçıdan çıkarken bir baktım Pandora'yı alıvermişim :D
Paylaş:
Devamını Oku
, , , , , , , ,

Yorum: Anne Rice - Şeytanla Dans (The Vampire Chronicles, #5)


Kitabın Adı: Şeytanla Dans
Yazarı: Anne Rice
Yayınevi: Martı Yayınları
Orijinal Adı: Memnoch The Devil
Çeviri: Bahar Çelik
Basım Yılı: Ekim 2011, 1. Basım
Sayfa Sayısı: 632

   Kitap, kitaplığımın okunmayı bekleyenler bölümünde en arkada kaldığından gözümden kaçmış. Kitaplığımı düzenlerken bir baktım, bu biricik Anne Rice'cığım bana göz kırpıyor. Hemen elime aldım ve Lestat'ın dünyasına adım attım :)
Paylaş:
Devamını Oku
, , , , , , ,

Yorum: Ted Dekker - Kırmızı (The Circle, #2)


Kitabın Adı: Kırmızı
Yazarı: Ted Dekker
Yayınevi: Martı Yayınları
Orijinal Adı: Red
Çeviri: Mihriban Doğan
Basım Yılı: Mayıs 2011, 1. Basım
Sayfa Sayısı: 600

   Siyah'tan sonra büyük bir hevesle elime aldığım Kırmızı, ne yazık ki  beklentilerimi pek karşılayamadı. Siyah'taki o heyecanın Kırmızı'da da devam edeceğini ummuştum. Fakat diğer kitaplara göre biraz sönük kalmış.
Paylaş:
Devamını Oku
, , , , , , , ,

Haber: Gerçekler Kanıt İster Çıktı!


   Martı Yayınları'nın çıkarmış olduğu 4. Sherlock Holmes kitabı, bugün raflardaki yerini alıyor. 
Paylaş:
Devamını Oku
, , , , , , ,

Yorum: Ted Dekker - Siyah (The Circle, #1)


Kitabın Adı: Siyah
Yazarı: Ted Dekker
Yayınevi: Martı Yayınları
Orijinal Adı: Black
Çeviri: Mihriban Doğan
Basım Yılı: Ocak 2011, 1. Basım
Sayfa Sayısı: 610

   Aslında seri kitaplarını okurken araya fazla zaman koymamaya çalışırım. Fakat Yeşil'i okuduktan sonra biraz ara vermenin iyi olacağını düşünmüştüm. İlk kitap beni azıcık hayal kırıklığına uğratmıştı, aklıma dolan sorular yüzünden Yeşil'i keyfini çıkara çıkara okuyamamıştım. Fakat Siyah bu endişelerimi silip süpürdü. Ve bir kez daha ''Keşke!'' diyorum. ''Keşke seriye Yeşil ile başlamasaydım.''
Paylaş:
Devamını Oku
, , , , , , ,

Yorum: Vanora Bennett - İpekler Kraliçesi


Kitabın Adı: İpekler Kraliçesi
Yazarı: Vanora Bennett
Yayınevi: Martı Yayınları
Orijinal Adı: Queen Of Silks
Çeviri: Belma Dehni
Basım Yılı: Nisan 2012, 1. Basım
Sayfa Sayısı: 580

   İzmir kitap fuarına geç gittim ve almak istediğim kitaplardan çoğunun tükenmiş olduğu gördüm. Ben de ''O kadar geldik bari eli boş dönmeyelim.'' diyerek İpekler Kraliçesi'ni almıştım. İyi ki de almışım. 
Paylaş:
Devamını Oku
, , , , , , ,

Yorum: Ted Dekker - Yeşil (The Circle, #0)


Kitabın Adı: Yeşil
Yazarı: Ted Dekker
Yayınevi: Martı Yayınları
Orijinal Adı: Green
Çeviri: Mihriban Doğan
Basım Yılı: Ekim 2010, 1. Basım
Sayfa Sayısı: 524

   Seri tamamlanalı neredeyse bir yıl olacak fakat ben seriye yeni başlıyorum. Aslında çok önceden methidi duydum Çember Serisi'nin. Son kitap da çıkıp sete eklenince ben de ekledim sepete :)
Paylaş:
Devamını Oku