29 Mayıs 2016 Pazar

Yorum: Arthur C. Clarke - Çocukluğun Sonu

Tür: Bilim Kurgu, Distopya, Klasik, Ütopya
Goodreads Puanı: 4,08 (82.245 oy)
Orijinal Adı: Childhood's End
Yayınevi: İthaki Yayınları
Çeviri: Ekin Odabaş
Basım Yılı: 2015
Sayfa Sayısı: 256
Arthur C. Clarke, bilimi edebiyatla eşsizce birleştiren, bilimkurgunun üç büyük ustasından biri. Dünya üzerindeki uygarlığımızın kaderini, insan neslinin akıbetini irdeleyen yazarın ilk dönem başyapıtlarından Çocukluğun Sonu ise ters köşeye yatıran bir "öteki" anlatısı, farklı bir uzaylı istilası öyküsü.

20. yüzyılın son çeyreğinde dünyanın iki büyük gücü ABD ve SSCB arasındaki uzay yarışı hiç olmadığı kadar kızışmıştır. Diğer gezegenlere ilk olarak hangi ülkenin ulaşacağı tartışılırken tüm bu hayaller aniden yerle bir olur: Devasa uzay gemileriyle Hükümdarlar, önemli başkentlerin üzerinde görünmüşlerdir.

İlk andaki korkuyu, ileri bir uygarlıktan gelen dünyadışı varlıkların getirdiği bilimsel gelişmeler takip etmiş, yıllardır düşlenen savaştan uzak bir Dünya sonunda gerçek olmuştur. İnsanlık Altın Çağı’nı geçirirken adeta bir Ütopyada yaşamaktadır.

Peki, Hükümdarlar bu ilerlemeleri sadece insanlığı düşünerek mi sağlıyor? Yoksa tüm bu gelişmelerin bir bedeli mi var?

Çocukluğun Sonu, ütopya ve distopya arasındaki ince çizginin ta kendisi.

"Böyle bir kitap yıllardır yazılmadı."
-C.S. Lewis

"Gerçek bir bilimkurgu klasiği."
-Jo Walton
Çocukluğun Sonu'nun methini çok duymuştum fakat İthaki basana kadar kitapla ilgili araştırma yapmamıştım. İthaki'nin bilimkurgu klasikleri dizisi ilgimi çekince, aklıma ilk önce Çocukluğun Sonu'na bakmak gelmişti. Kitabın hem konusunu hem de basımını beğenince, bütün bilimkurgu klasiklerini toplayıp almıştım kitap fuarından :) İçlerinden de ilk önce Çocukluğun Sonu'nu okuyup bitirdim.

Öncelikle, kitabın kurgusunu fazlasıyla orijinal bulduğumu belirtmeliyim. Evrimsel olarak insanın en üst noktada olmadığı bir bilim kurgu okumamıştım daha önce. Çocukluğun Sonu'nun okuduğum en iyi bilim kurgulardan olmasının sebebi bu özgün kurgusunun yanında, kitabı okurken bende uyandırdığı duygulardı.


Zekamız ve teknolojimiz sayesinde piramidin tepesinde olmaya o kadar alışmışız ki... Her şeye hakim olduğumuzu, her şeyi bildiğimizi düşünüyoruz. Fakat Çocukluğun Sonu'nda da gösterildiği gibi, bizim aslında kendi oyun bahçemizde debelenen ve hatta birbirine zarar veren küçük çocuklardan pek bir farkımız yok; bizi yola sokmaları, doğru adımları atmamıza yardımcı olmaları için birilerine ihtiyacımız var. Burada devreye, Arthur C. Clarke'ın kurguladığı türde bir üstün zekalı yaşam formu giriyor. Bunun varlığını okuyunca şahsen ben, kitaba başlamadan önce kitapla ilgili araştırmalar yapmış olsam da neye uğradığımı şaşırdım. Kendimi o insanların yerine koyup öyle bir durumda ne yapacağımı düşündüm ve yapabildiğim tek şeyin, daha önce hissetmediğim yoğunlukta bir korkuyla donup kalmak olduğunu gördüm. Çünkü yazar uzun zamandır hissetmediğimiz o çiğ korkuyu, en ilkel haliyle ele almış; bilinmeyene karşı duyulan korkuyu müthiş bir biçimde işlemiş.

Okuduklarımın kurgu olduğunun pek tabii farkında olsam da bu olayları yaşayanların insanlar yani kendi türümün olması, kendimi o gelecekteki insanların yerine koymama neden oldu. Kendimi sıklıkla, Çocukluğun Sonu'ndaki insanların karşılaştığı durumlarda ne yapacağımı düşünürken buldum. Bu yüzden de kitabı okumadım, resmen yaşadım. Ama bir de, kurgulanan o geleceğin gerçek olma ihtimali var ki... İşte, beni asıl hazırlıksız yakalayan bu olmuştu. Her ne kadar uzayda başka bir akıllı canlı formuyla karşılaşmamış olsak da, bu demek değil ki bundan sonra da karşılaşmayacağız... Hatta belki de, kitapta olduğu gibi onlar bizi önce bulacak. Böyle bir durumda -gezegenimizin etrafı bizden evrimsel açıdan milyonlarca yıl ileride olan bir canlı türü tarafından kuşatılmışken- Dünya dışında kaçıp gidecek hiçbir yerimizin olmaması ve savaşacak yeterlilikte herhangi bir teknolojik ekipmana sahip olmamamız, bu güç karşısında donup kalmaktan başka yapacak bir şey bırakmıyor bize.


Kurgulanan ütopik/distopik gelecek evrim üzerinden gitse de kurgunun arka planı felsefe, ekonomi ve siyaset gibi çeşitli alanlar bakımından da oldukça zengindi. Bu doluluğun, olay örgüsündeki kilit noktalar gibi kitabın belirli bir kısmına yığılmaması, kitabın tamamına yedirilmesi de kurgunun hoşuma giden özelliklerindendi.

Kitabın şaşırtıcılığı da yüksekti. Her bölümde bolca olmasını beklemediğim olay vardı; kitabın o şok edici sonuna ise değinmiyorum bile. Aslında yazar bizi, yavaş yavaş o kaçınılmaz sona alıştırıyordu; fakat bu bir dereceye kadar tahmin edilebilen sonda bile ufak bir sürpriz bulunuyordu.

Kitabın basımını, daha doğrusu İthaki'nin bilimkurgu klasikleri dizisinin basımlarını beğendiğimi her yerde söylüyorum; burada da söyleyeyim: Çocukluğun Sonu'nun basımı bir harika! O şık minimalist kapağı ve iç tasarımıyla Çocukluğun Sonu'nun, hatta dizideki tüm kitapların basımı şahane!

Kurgusundan anlatımına kadar Çocukluğun Sonu'nun zamanının çok ötesinde bir eser olduğu, su götürmez bir gerçek. Bilim kurgu seven sevmeyen, herkesin en az bir kere bu kitabı okumasını öneririm. Ama mümkünse, böyle bir eser birkaç defa okunmalı. Çünkü her okuyuşta, insanın evrendeki yerini sorgulayışının farklı bir yönünün görüleceğini ve bilinmeyene duyulan korkunun daha iyi hissedileceğini düşünüyorum.



"Beklenmedik her şey korkutur insanları. Yeni bir durum analiz edilene kadar en güvenli seçenek kötüye yormaktır."





post signature

6 yorum:

  1. Kitabı alsam mı almasam mı kararsız kalmıştım. Ama bu yorumdan sonra bir şans tanımak lazım. Yorumun için teşekkürler!..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim ^_^ Mutlaka bir şans ver, derim ben de :)

      Sil
  2. Cesur yeni dünya hakkinda ne dusunuyorsunuz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cesur Yeni Dünya'yı henüz okumadım ama kitabı çok merak ediyorum.

      Sil
  3. yazınızdan sonra kitabı almaya karar verdim. teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim. Keyifli okumalar şimdiden :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...