30 Temmuz 2014 Çarşamba

Yorum: Sabahattin Ali - Kürk Mantolu Madonna

Tür: Aşk, Klasik, Türk Edebiyatı
Goodreads Puanı: 4,54 (6.995 oy)
Orijinal Adı: -
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Çeviri: -
Basım Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 164
"Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor; rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum 'Kürk Mantolu Madonna'yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum."

Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz.

Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair, yanıtlanması zor sorular soruyor
Kürk Mantolu Madonna, okuduğum ilk Sabahattin Ali kitabıydı. Okuma Şenliği'nin ilk ayının sonlanmasına saatler kala kitabı bitirmiştim. Kitap beni,  fazla etkilediği için yorumunu hemen yazamadım; etkinin geçmesi için biraz bekleme ihtiyacı hissettim.

Kitap, gerek karakterler gerekse duygu ve düşünceler bakımından oldukça yoğundu. Özellikle Raif ve Maria'nın duygu ve düşünceleri bu yoğunluğu oluşturuyor. İkisi de toplumunkine uymayan hislere, fikirlere sahip kişiler fakat yine de birbirlerinden bir o kadar farklılar. Bu ikilinin arasındaki ilişkiden ziyade, ikisini de ayrı birer karakter olarak sevdim.

Sabahattin Ali'nin insanlar hakkında yazdıklarını okurken hem çok şaşırdım hem de kendisine hak verdim, zira yazarın yaptığı tespitler fazlasıyla yerindeydi. İnsanların olumsuz yönlerinin vurgulandığını ve insanlara biraz fazla kötümser bir bakış açısıyla bakıldığını düşünsem de etrafımızda böyle insanların varlığı da su götürmez bir gerçek. Yine de, yazarın insanların yaptığı eylemlerin arkasında yatan nedenleri çok iyi gördüğünü düşünüyorum.

Kürk Mantolu Madonna fazlasıyla akıcı, kurgudaki yoğunluğa rağmen kendini okutan bir kitap. Kendimi Raif ve Maria'nın hikayesine öyle çok kaptırdım ki ilk bölümleri unuttum, kitap sadece bu hikayeden oluşuyormuş gibi geldi. Bu yüzden de ilk sayfalarda biraz sıkıldım. Anıların olduğu kısma başlayınca kitabın birkaç saatte bitirilebileceğini anladım.

Bu kitap sayesinde Sabahattin Ali ile tanıştım ve üslubunu çok sevdim. Kullandığı kelimeler, kelimelerin birbiriyle uyumu, daha da önemlisi yazarın bu kelimelerle anlattığı duygu ve düşünceler o kadar etkileyici ki... Yazarın böylesine çok övülmesinin abartı olmadığını anladım. Keşke daha önce okusaymışım dediğim kitaplardan biri oldu, Kürk Mantolu Madonna; Sabahattin Ali de keşke daha önce tanışsaymışım dediğim yazarlardan biri... Sabahattin Ali'nin diğer kitaplarını da en kısa zamanda okumak istiyorum.

Kitabın basımına da kısaca değineyim. Bendeki kitap 62. baskı. Diğer baskıları bilmiyorum ama kitap bu baskıda olduğu gibi basılmış; üzerinde hiçbir oynama, değişilik yapılmamış. Kitabın içeriğini değiştirmek yerine, artık kullanılmayan eski kelimelerin günümüzdeki karşılıkları sayfanın altında belirtilmiş. Yazara saygı duyarak orijinal eseri yayımlayan yayınevini tebrik ediyorum. Ayrıca, kelimelerin anlamlarını belirtmelerini de okurlar için yapılan bir jest olarak algılıyorum.

Kürk Mantolu Madonna, daha önce okumadığıma pişman olduğum kitapların başında yer alıyor. Tür bakımından ilgi alanımın çok dışında olsa da kitabı bayılarak okudum. Sabahattin Ali'nin üslubu, Türk yazarlara karşı duyduğum ön yargıyı yıkacak derecede başarılı. Yazarın diğer kitaplarını da mutlaka okuyacağım.



Maria Puder bana bir ruhum bulunduğunu öğretmişti ve ben de onun, şimdiye kadar rastladığım insanlar arasında ilk defa olarak, bir ruhu bulunduğunu tespit ediyordum. Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ama birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi. Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu... Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya, -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. O zaman bütün tereddütler, hicaplar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbiriyle kucaklaşmak için, her şeyi çiğneyerek, birbirine koşuyordu.





post signature

3 yorum:

  1. Sabahattin Ali kitaplarını ben de çok severim! İçimizdeki Şeytan'ı bulup okumalısın. En sevdiğim kitabıdır; beni şok içinde bırakmıştı, etkisinden çıkamamıştım 1 hafta. Evreni böyle negatif görmeler... :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sıradaki Sabahattin Ali kitabım ya İçimizdeki Şeytan olacak ya da Kuyucaklı Yusuf. Aslında hepsini çok merak ediyorum ama birini seçip öncelik vermem lazım :D

      Sil
    2. İçimizdeki Şeytan İçimizdeki Şeytan 3:)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...