Tür: Aksiyon, Bilim Kurgu, Gizem, Macera
IMDb Puanı: 8,8 (817.772 oy)
Türkçe Adı: Başlangıç
Yönetmen: Christopher Nolan
Oyuncular: Leonardo DiCaprio, Joseph Gordon-Levitt, Ellen Page, Tom Hardy, Ken Watanabe
Vizyon Tarihi: 30 Temmuz 2010
Süre: 148 dk
Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) çok yetenekli bir hırsızdır. Uzmanlık alanı, zihnin en savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır. Cobb’un bu ender mahareti, onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır. Ancak, aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği her şeye mal olmuştur.Böyle, kurgusunun derinliği beynimi yakan filmleri seviyorum :) Inception da bu tarz filmlerden. Filmi yazın sonlarına doğru izleme şansım oldu. Dün bilgisayarın başına oturup yorumunu yazmak istediğimde filmin detaylarını pek hatırlamadığım için filmi tekrar izledim. İlk izleyişimde farkına varmadığım birkaç noktanın olduğunu gördüm. Filmi bitirince anladım ki Inception, sıkılmadan tekrar tekrar izleyeceğim filmler kategorisinde ilk sıralarda!
Cobb’a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunulur. Ona hayatını geri verebilecek son bir iş; tabi eğer imkansız başlangıcı tamamlayabilirse... Mükemmel soygun yerine, Cobb ve takımındaki profesyoneller bu sefer tam tersini yapmak zorundadır; görevleri bir fikri çalmak değil onu yerleştirmektir. Eğer başarırlarsa, mükemmel suç bu olacaktır.
Ama ne dikkatle yapılan planlamalar, ne de uzmanlıkları, onları, her hareketlerini önceden tahmin ettiği anlaşılan tehlikeli düşmanlarına karşı hazırlıklı kılabilir. Bu, gelişini sadece Cobb’un görebildiği bir düşmandır.
Konuya/kurguya upuzun bir paragraf ayırmak isterdim. Fakat ben açıklamaya çalıştıkça, kurgunun yoğunluğunun bozulacağını düşünüyorum. Inception'ın uzun uzun açıklanmaya çalışıldığı takdirde yine de anlamı tam olarak anlaşılmayacak bir kurgusu var. Filmi ikinci izleyişimde bile kurgunun bazı noktalarını kaçırdığımı hissediyorum. Film, milyon kere izlesem de izlemekten bıkmayacağım, her izleyişimde mutlaka daha önce fark edemediğim bazı detayları anlayacağım bir kurguya sahip. Bir insana, rüyada fikir aşılama düşüncesinin, özgünlüğün uç noktasında olmasına değinmiyorum bile. Kurguyu oluşturan birçok düşüncenin gerçek hayatta doğruluk paylarının olması da biraz korkutucu geliyor bana, fakat aynı zamanda inanılmaz olduğunu da düşünüyorum.
Kurgu kadar oyuncular ve karakterler de filmde önemli bir yere sahip. Özellikle Leonardo DiCaprio'nun performansı oldukça başarılı, kendisi dışında bu role böylesine cuk diye oturacak bir başka oyuncu daha düşünemiyorum. Ayrıca oyunculuk yeteneğinin bu kadar ileri düzeyde olduğunu bilmiyordum. Inception'ı izledikten sonra, başrolde oynadığı diğer filmleri araştırmaya başladım.
Gelelim filmin kilit noktasına... Filmi ilk izlediğimde, ayrıntılara ve filmin nasıl bittiğine çok dikkat etmemiştim. Dün, filmi ikinci kez izlediğimde gözümden kaçan birçok ayrıntıyı fark ettim. Fakat yine, filmin sonu hakkında kesin bir karara varamadım. Bugün filmi tekrar izledim ve filmdeki ayrıntılardan ziyade filmin sonunu ilgilendiren bazı noktalara dikkat ettim. İnternette filmin bitişiyle ve genel olarak filmle ilgili çılgın fakat mantıklı birçok fikir bulunuyor. Öne sürülen ifadeler, film içinde tutarlı olsa da bazıları fazlasıyla uçuk. Ama içlerinden birkaç tanesi filmin sonunda Cobb'un rüyada mı yoksa gerçek hayatta mı olduğunu akla yatkın gerekçelerle açıklıyor. Bundan sonraki paragrafın çok ağır spoiler içerdiğini şimdiden söylüyorum. Eğer filmi henüz izlemediyseniz sonraki iki paragrafı atlayabilirsiniz.
Bütün yaşanan olayın Mal'ın rüyası olması gibi uç fikirlerin yanında, filmin sonuyla ilgili iki ana düşünce var: Cobb, ya rüyada sıkışıp kaldı ya da gerçek hayata dönmeyi başardı. Öncelikle Cobb'un gerçek hayata döndüğü fikrini ele alalım. Cobb, planladığı gibi Saito'yu araftan çıkarıyor. Uçakta uyandıktan sonra her şeyin yoluna girdiği gibi bir izlenim veriliyor izleyiciye. Cobb, uçaktan indiği zaman terminalde onu babası karşılıyor ve evine getiriyor. Buraya kadar bir sorun yok. Eve geldiği zaman bunun gerçek olup olmadığını anlamak için topacı çeviriyor fakat seyirci topacın durup durmadığını göremeden film bitiveriyor. Çok dikkatli bakıldığı takdirde, ekranın kararmasına saniyeler kala topaç hafifçe yalpalıyor. Bu da topacın birkaç saniye sonra dönmeyi durduracağı anlamına geliyor. Tabii bu topaç meselesi filmin yüzeyinde kalan bir olay. Filmin tamamı dikkatlice izlenildiği zaman Cobb'un toteminin topaç değil de evlilik yüzüğü olduğu anlaşılıyor, zaten Cobb topaç için de Mal'ın totemi olduğunu söylemişti. Rüyada olduğu zamanlarda karısıyla birlikte olduğunu hissettiği için yüzüğü sol elinde takılı gözüküyor. Ama gerçek hayatta yüzük takmıyor. Yine, son sahnede Cobb'un yüzük takmadığını görüyoruz. Ayrıca, Cobb'un ayrılışı ile son sahnede yer alan çocuklar kıyaslandığında çocukların büyüdüğü -özellikle Cobb'un oğlunda çok belirgin bu durum- ve kıyafetlerinin birkaç detay dışında farklı olduğu da gözden kaçmamalı. Bu işaretler, Cobb'un başarıya ulaştığını ve çocuklarına gerçek hayatta kavuştuğunu ispatlar nitelikte.
Fakat, diğer düşüncenin de sağlam kanıtları var. Birçok izleyici topacın teklediğini ama tekrar dönmeye devam ettiğini, bu yüzden de Cobb'un rüyada kaldığını savunuyor. Filmin ortalarında Cobb, Ariadne'ye totem konusunu açıkladığı zaman topacı örnek gösteriyor. Filmde hiçbir zaman Cobb, Mal'ın ölümünden sonra topacı kendi totemi olarak kullandığını söylemedi. Fakat sık sık topacı çevirdiğini gördük. Ariadne, Cobb'un bu eylemlerini, topacın Cobb'un totemi şeklinde yorumlayabilir ve Cobb'un totemini keşfettiğini düşündükten sonra Cobb'a çocuklarına kavuştuğu bir rüya inşa edebilir. Ariadne, Araf'tan çıkmadan önce Cobb'un Saito'yu bulmasına güvendiğini gösteriyor ve suya düşen arabadan çıktıktan sonra Arthur'a Cobb'un iyi olacağını söylüyor. Burada Ariadne'nin, Cobb'un başaracağına güvenmesinden ziyade diğerlerinin bilmediği bir şeyi -Cobb'a rüya inşa ettiği gerçeğini- bildiğini düşünmüş birçok izleyici. Buna ek olarak, insanın rüyada olup olmadığını anlaması için buraya nasıl geldiğini düşünmesi gerekiyordu ya, işte Cobb'un uçakta uyanışının buna örnek verilebileceğini düşünüyorum ben. Ya filmde bu kısım farkında olmadan belirsizmiş gibi gösterildi ya da Cobb'un aslında rüyada olduğunu ima etmek için bilerek bu şekilde çekildi. Fakat bu kısımda yüzük meselesi es geçilmiş zira dediğim gibi, son sahnede Cobb'un parmağında totemi olarak kabul edilen evlilik yüzüğü yok. İki fikrin dayanaklarını göz önüne aldığımda ben, Cobb'un gerçek hayatta çocuklarına kavuştuğunu düşünüyorum.
Yorumumu özetlemek gerekirse, Inception yaratıcı kurgusuyla aklın sınırlarını zorlayan, her izleyişte yeni detaylar fark ettiren, bünyesinde yetenekli oyuncuları ve hiç düşmeyen bir tempoyu barındıran özgün bir yapım. Filmi herkesin mutlaka, en az bir kere izlemesi gerektiğini düşünüyorum.
Güncelleme: Filmin sonunun gerçek olduğu ile ilgili Michael Caine'in ufak bir açıklaması var. Yazının ayrıntılarına buradan ulaşabilirsiniz :)




















