15 Ocak 2015 Perşembe

Yorum: Philip Reeve - İhanet Altını (The Hungry City Chronicles, #2)

Tür: Bilim Kurgu, Distopya, Genç-Yetişkin, Kıyamet Sonrası, Steampunk
Goodreads Puanı: 4,07 (4.256 oy)
Orijinal Adı: Predator's Gold
Yayınevi: ON8 Kitap
Çeviri: Müren Beykan, Fulya Yavuz
Basım Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 368
Dev kent Anchorage, demir paletler üstünde Ölü Kıta’ya doğru Buz Diyarı boyunca ilerliyordu. Sokaklarında hayaletlerin ve deliliğin kol gezdiği bu tuhaf kent, kurşunlarla delik deşik,başıboş sürüklenen bir havagemisinin umutsuz iki pilotu Tom ve Hester için bir sığınak olabilir miydi?.. İngiltere'den sonra Amerika'da da ödüller kazanan Philip Reeve'in, dünya edebiyatının en etkileyicilerinden sayılan bilimkurgu dizisinin ikinci kitabı.

"Hester elini boynuna götürmeye çabaladı; ama ilaç etkisini çok çabuk gösteriyordu, kol ve bacakları artık itaat etmez olmuştu. Bağırmaya uğraştıysa da, baykuş ötüşü gibi bir ses çıkarabildi yalnızca. İleriye doğru bir adım attı, düştü, yüzü adamın çizmelerinin dört beş santim yakınına geldi. Adamın "Çok üzgünüm," dediğini duydu; sesi titrek ve uzaktı."
Serinin ilk kitabı Yürüyen Kentler'i severek okumuştum. Araya başka kitaplar girince seriye ara verdim. Geçtiğimiz aylarda serinin ikinci kitabı İhanet Altını'na başlamak istedim ve kitabı Dönüşüm gibi kasımda bitirdim. Aradan bayağı bir zaman geçtiği için de, sadece aklımda kalanlar üzerinden bir inceleme yazmaya çalıştım :)

Yoruma geçmeden önce, serinin ilk kitabı Yürüyen Kentler yorumumu okumak isteyenleri buraya alayım.

Serinin kurgusu gittikçe güzelleşiyor. Yazar, kurguladığı distopyada muhteşem bir altyapı hazırlamış. Bunu, okudukça anlıyorsunuz. Kurgu değiştikçe yeni yerler, yeni karakterler ekleniyor. Bunların her birinin birer geçmişi olmalı ki kurgu, hem sonraki sayfalar hem de sonraki kitaplar için bir temele otursun. İşte, İhanet Altını'ndaki bu temel fazlasıyla sağlam. Bahsedilen yerler, kültürler karakterler sadece isimden ibaret değil; birer geçmişleri var ve yazar bunu okuyucuya öyle başarılı bir şekilde sunmuş ki... Bu bilgiler belli bir yerde toplanmadan, aralarda, kurguyla da bağlantılı olacak şekilde; yani tam yerinde verilmiş.

Kitabın kurgusu beklediğimden çok daha aksiyon doluydu. Serilerin ikinci kitapları genelde durgun olur diye beklentimi düşük tutmuştum, ama İhanet Altını, bu konuda beni şaşırttı. Kitap, Yürüyen Kentler'den daha heyecanlıydı. Bunda, kurguya katılan yeni karakterlerin de payı var. Birçok olay bu yeni karakterlerin etrafında döndüğü için kitap, aralarda karakterleri tanıtmak amacıyla biraz durgunlaşmış gibi gözükse de sonraki sayfalarda bunun acısını çıkarıyor :) Olayların farklı açılardan yazılması da, birinde durgunluk olsa bile diğerindeki aksiyonla bunu telafi etme imkanı veriyor.

Sürpriz unsuru da aksiyon kadar yüksekti, bence. Öyle anlar oldu ki; hiç beklemediğim kişilerin, hiç beklemediğim hareketleri sergilediklerini okudum. Ek olarak, kurgulanan olaylar da kitabın sonuna yaklaştıkça merakı arttıran cinstendi. Kitabı bitirdiğim zamanlarda derslerim yoğun olmasaydı, serinin üçüncü kitabını elime alırdım muhtemelen. Ama işte, araya başka şeyler girince az da olsa hevesim sönüyor. Yine de, bu yorumu yazarken bile kitabı okurken hissettiğim heyecanı ve duyduğum merakı hatırlıyorum. Bu da beni, seriye devam etmem için teşvik etmeye yetiyor :D

İhanet Altını, her açıdan serinin ilk kitabından çok daha iyiydi. Bu gidişle Yürüyen Kentler serisi, favori serilerimden biri olacak. Bu muhteşem seriyi herkese, şiddetle tavsiye ediyorum :)



Hareket halindeki bir kentte yaşamayı ne denli özlediğini şimdiye kadar fark etmemişti. Bunun nedeni motorlar, diyordu kendine; binalara canlılık duygusu veren o huzur dolu, hafif titreşim; o bir yerlere gitme duygusu ve her sabah uyanıp, yatak odası penceresinden -bu, bir başka karanlık ve buz görüntüsü de olsa- bambaşka bir manzara görmek.





post signature

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...