29 Kasım 2013 Cuma

Yorum: John Green - Aynı Yıldızın Altında

Tür: Aşk, Çağdaş/Modern, Genç-Yetişkin
Goodreads Puanı: 4,50 (404.290 oy)
Orijinal Adı: The Fault In Our Stars
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Çeviri: Çiçek Eriş
Basım Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 320

TIME - 2012'nin En İyi Romanı

#1 New York Times ve Wall Street Journal Bestseller

Yıldızların hastalık ile sağlık, ölüm ile yaşam arasına çektiği ince çizgide gidip gelen iki gencin, sayılı günlerinde sonsuzluğu bulma hikâyesi...

On altı yaşındaki kanser hastası Hazel Grace'in birkaç yıl daha yaşamasını garanti eden tıp mucizesine rağmen hastalığı ölümcüldür ve konulan teşhisle birlikte yıldızlar, öyküsünün son bölümünü çoktan kaleme almıştır.

Fakat Agustus Waters isimli, yakışıklı bir sürpriz karakter, Kanserli Çocuklar İçin Destek Grubu'nda boy gösterince Hazel'ın hayatı bambaşka bir yöne sapar ve bu zeki çocuğun çekimine karşı koyamayan kızın öyküsü yeniden yazılır.

John Green alçakgönüllü bir üslup ve son derece içten duygularla kaleme aldığı romanda hayatta kalma ve âşık olmanın komik, heyecan verici ve trajik yönlerini gözler önüne seriyor...

"Hayatta, ölüme ve araya sıkışanlara dair bir roman olan Aynı Yıldızın Altında, John Green'in en iyi kitabı. Kahkaha atıyor, ağlıyor, hızınızı alamayıp tekrar okuyorsunuz."
Markus Zusak, Printz ödüllü bestseller yazarı

"Aynı Yıldızın Altında evrensel konuları ele alıyor: Sevilecek miyim? Hatırlanacak mıyım? Bu dünyada iz bırakabilecek miyim?"
Jodi Picoult, New York Times bestseller yazarı
Aynı Yıldızın Altında, çıktığı zaman o kadar çok ses getirdi ki birçok okur kitabı en kısa sürede edindi. Sonunda ben de kitabı edindim fakat bir süre, nedendir bilinmez, kitabı kitaplığımda beklettim. Yaklaşık bir ay önce ise kitaba şöyle bir göz atmak için elime aldım ama bir baktım kitabı hemen okuyup bitirivermişim.

Aslında ben salya sümük ağlatan filmleri/kitapları, izlerken/okurken gözlerim bir türlü dolmaz. İşte bu yüzden, Aynı Yıldızın Altında beni en çok şaşırtan kitaplardan biri oldu. Kitabı okuduğum süre boyunca gözlerim dolu doluydu. Bazı anlarda ise yüzümde kocaman bir gülümseme vardı. Kitaptaki karakterler neler hissettiyse ben de hissettim. John Green'in duyguları okuyucuya yansıtma becerisini ayakta alkışlıyorum.

Kitabın kurgusundan ziyade karakterlerini çok sevdim, hepsi de o kadar... kendileri gibiydi ki. Fakat özellikle Gus'ın düşünceleri ve dünyaya bakış açısı beni çarptı. Söylediği her kelime, her cümle içime işledi. Kitabı bitirip kapağını kapattıktan sonra dünyadaki her şeye çok farklı baktım. Eylemlerimi, düşüncelerimi sorgulamaya başladım. Kitabın etkisinden ise kolay kolay çıkamadım.

Kitabın sonlarına doğru azıcık da olsa bir hayal kırıklığına uğradığımı itiraf ediyorum. Daha doğrusu, kitabı bitirdikten sonra kitabın son kısmı için bir hayal kırıklığı hissettim. Kitabın nasıl biteceğini kitaba başlamadan önce biliyordum. Fakat yine de bir umut, belki dedim. Gerçi, bilmeseydim de son olayların gidişatından, sonunu tahmin edebilirdim sanırım.

Ama en çok John Green'in çarpıcı üslubunu sevdim. Kitabı okurken bütün bu karakterlerin, duyguların ve şaşırtıcı olayların onun kaleminden çıktığını unuttum, çoğu zaman. Kurgusal bir roman okuduğum hâlde kitap, oldukça gerçekçiydi. John Green'i bir kez daha tebrik ediyorum. Kendisi, Aynı Yıldızın Altında romanıyla favori yazarlarımdan biri oldu ^_^

Kitabın kalitesine de değineyim. Pegasus Yayınları son zamanlarda, birçok okurun çevrilmesini istediği kitapları çıkardığı yetmiyormuş gibi bir de birçok kitabı ciltli çıkarıyor. Üstelik hem bu ciltli kitapları saran kağıtlar kaliteli ve kapak tasarımları göze hitap ediyor hem de kitapların kalın ön kapakları elinize bulaşmayacak cinsten yaldızlı ve kabartmalı. Aynı Yıldızın Altında'nın basımı da bu şekilde, hatta John Green'in Pegasus Yayınları'ndan çıkan bütün kitapları böyle diye biliyorum. Kitaba hayranlıkla bakmaktan, kitabı okuyamayacağız bu gidişle :D

Aynı Yıldızın Altında, okuyacağınız en duygusal kitap olabilir fakat aynı zamanda en eğlencelisi de. John Green'in nükteli yazım dilini çok sevecek, dünyaya daha doğrusu yaşama, ölüme ve daha birçok şeye karşı bakış açınızı değiştireceksiniz.



Son haftalarda birlikte geçirdiğimiz vaktin çoğu anılara dalmaya indirgenmişti fakat bu, "hiçbir şey" değildi: Hatırlamanın verdiği keyif elimden alınmıştı çünkü artık onları birlikte hatırlayabileceğim kimse yoktu. Hatıradaşını kaybetmek hatıranın kendisini kaybetmek gibi hissettiriyordu, sanki birlikte yaptıklarımız birkaç saat öncesine göre daha az gerçek ve önemsizmiş gibi.





post signature

12 yorum:

  1. Belki filmde ağlarız! :D

    YanıtlaSil
  2. hazel e ne oldu acaba çook merak ediyorum ?

    YanıtlaSil
  3. Kitabi yeni bitirdim ve son sayfasini cevirdikten sonra husrana ugradim. Hazelin bir iki kelime soylemesini falan bekliyodum belki kitabin etkisinde fazla kaldim ve abartiyorum ama yine de merak ediyorum:)) eger bir yorumunuz varsa paylasirsaniz sevinirim simdiden tesekkurler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi akşamlar kitabı beğenerek okuyorum ama bana şuan mektup bölümünün nerede olduğu lazım sayfa numarasını söylerseniz çok memnun olurum. Acil yardım ederseniz sevinirim.

      Sil
    2. Kitap şu anda yanımda değil, maalesef. Ama mektubun son sayfalarda olduğunu hatırlıyorum. Umarım yardımcı olabilmişimdir.

      Sil
  4. Arkadaşlar ben kitabı yeni bitirdim sadece anlayamadığım bi yer var kitabın adı neden aynı yıldızın altında ? Nereden geliyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabın orijinal adı, The Fault in Our Stars. Dilimize tam olarak Yıldızlarımızın Kusuru ya da Yıldızlarımızın Kabahati şeklinde çevriliyor. Kitabın adı ise Peter Von Houten'ın Gus'a yazdığı mektupta yer alan Shakespeare'den yaptığı bir alıntıdan geliyor; The fault, dear Brutus is not in our stars, / But in ourselves, that we are underlings. Çevirisi de; Kusur, sevgili Brütüs, yıldızlarda değil / Ama bizde.

      Sil
  5. Filmde ki okudukları kitabın adı ne? Ögrenmeyi çok istiyorum ama bir türlü bulamadım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Orijinal adı, An Imperial Affliction. Kitapta dilimize Görkemli Izdırap olarak çevrildi.

      Sil
  6. Aynı yıldızın altında ya da orijinal adıyla ''The Fault in Our Stars''.Beklentilerin aksine kitabıyla en uyumlu filmler arasında yerini almış.John Green'in gerçekleri olduğu gibi insanın yüzüne vuran kitabı aynı gerçekliğiyle ekrandaydı.Fragmanı izlediğimde Augustus Waters'ı oynayan Ansel Elgort'un bu rol için pek de uygun olmadığını düşünmüştüm.Sonuçta Augustus Waters kitapta anlatıldığı kadarıyla insanda bir Leonardo DİCaprio ya da Brad Pitt etkisi yaratıyor ve bu yüzden bu oyuncuların daha genç versiyonlarının oynaması gerektiği algısını yaratıyor.Ancak muhteşem gülüşüyle ve rolünü yaşayarak oynamasıyla bu karakteri canlandırmayı en çok hak eden oyuncu olduğunu kanıtladı bize Ansel Elgort.Shailene Woodley ise Hazel Grace Lancaster'i yaşatmak için yıllardır beklemiş gibi.İkilinin uyumu ise filmin başarılı olmasının temel etmenlerinden biri.Filmin eksileriyse kitapta yer alan bazı şeyleri içermemesi.Örneğin Augustus'ın önceki kız arkadaşından bahsedilmemiş ve Hazel 'ın Augustus'ın hastalığında evine yaptığı ziyaretler filmde yer almamış.Bunlar muhtemelen ikilinin mutluluğunun arka planda kalmaması için gösterilmeyen kısımlar ancak bir o kadar da gerçekliğe ve kitabın yansıtılmasına gölge düşüren unsurlar.Filmdeki dekorlar ve mekanlar ise tam olarak okura yansıtıldığı gibi.Örneğin ben de Hazel'ın evini ve ailesini böyle hayal etmiştim.Destek grubunun bulunduğu yeri ''İsa'nın Kalbi''ni tam da öyle tasarlamıştım.Ancak Augustus'ın ailesi ise bana göre kitaptan bağımsız olan unsurların başında.Yine de Aynı Yıldızın Altında günümüz filmlerinin en başarılılarından biri.Gerek oyuncu kadrosu gerek yönetmeliğiyle film izleyiciye tam da gereksinim duyduğu şeyi veriyor.Aynı Yıldızın Altında -Okay? -Okay..(-Peki? -Peki...) repliğiyle her hayranın aklında kalmayı başaracak bir film.
    İrem TANKÜL

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...