15 Aralık 2013 Pazar

Yorum: The Hobbit: The Desolation of Smaug (2013)

Tür: Fantastik, Macera
IMDb Puanı: 8,6 (41.755 oy)
Türkçe Adı: Hobbit: Smaug'un Çorak Toprakları
Yönetmen: Peter Jackson
Oyuncular: Ian McKellen, Martin Freeman, Richard Armitage, Orlando Bloom, Luke Evans...
Vizyon Tarihi: 13 Aralık 2013
Süre: 161 dk.
Hobbit üçlemesinin ilk filmi olan Hobbit: Beklenmedik Yolculuk'un devam filmi olan yapımda Shire’lı Hobbit Bilbo Baggins, Thorin Meşekalkan’ı ve beraberindeki 12 cüce ile çıktığı yolculuğu doğuya, Kuytuorman’a doğru sürdürmektedir. Ejderha Smaug’un yıllardır hüküm sürdüğü Yalnız Dağ’a ve kayıp Erebor Cüce Krallığı’na ulaşmak için atıldıkları macerada başlarına yine akıl almaz belalar gelecektir.

Ormanın girişinde Büyücü Gandalf’tan ayrılmak zorunda kalan ekip, dev Örümcek sürünün ağlarından kurtulduklarını sanarlarken, orman elflerinin esiri olurlar. Bu arada güçleri her geçen gün artan Azog ‘un liderliğindeki Ork’lar da, güvenli gibi görünen Elf krallığında dahi, cücelerin bir an olsun peşlerini bırakmazlar. Hem hayatta kalma savaşı veren hem de Göl kasabasına, ardından da Yalnız Dağ’a ilerlemeye çalışan cüceler ve Bilbo’yu bekleyen esas ve en zorlu düşman ise şüphesiz ki ateşlerin efendisi Ejderha Smaug’dur. Altınları altında sürdürdüğü derin uykusundan uyanan Smaug’u alt etmek ve Arkentaşı’na ulaşmak mümkün olacak mıdır?
Kitabı okumuş biri olarak The Hobbit'in ilk filmine bayılmıştım. Gerek görsellik gerekse senaryonun kitaba uygunluğu açısından beklediğimden daha iyi bir filmle karşılaşmıştım. Sanırım bu yüzden, ikinci film The Hobbit: The Desolation of Smaug'tan beklentim çok fazlaydı ve yine bu yüzden ikinci film, ilki kadar başarılı gözükmedi gözüme.

The Hobbit'in 3 film şeklinde çekileceğini öğrenince, kitabın ayrıntılarıyla sahneye uyarlanacağını düşünüp sevinmiştim. Fakat bu filmi izledikten sonra fikrim birazcık değişmiş olabilir. Film, ilk ve son filmler arasında bir geçiş filmi havasındaydı, hem de fazlasıyla. Film boyunca sürekli bir şeylerin eksikliğini hissettim; Hobbit'i okumamın üzerinden uzun bir zaman geçmesi sonucu ayrıntıları hatırlayamamam da bunda etkili, tabii.

Konu eksikliklerden açılmışken... İlk filmde yer alan Howard Shore'un besteleri hakkında, filmin senaryosu ve oyuncu seçimi kadar konuşulmuştu. Ama ikinci filmde müzik açısından büyük hayal kırıklığına uğradım. Filmin sonunda çalan parçayı da fazla modern olması nedeniyle olsa gerek, filme yakıştıramadım.

Filmin kitaba uygunluğunu tartışacak kadar iyi hatırlamıyorum kitabı. Fakat Tauriel'in kitapta yer almadığını çok iyi hatırlıyorum. Peter Jackson, filmin güçlü kadın karakter eksiğini yeni bir karakter ekleyerek kapatmayı tercih etmiş. Genelde kitaplardan uyarlanan filmlere bu tarz eklemeleri hoş karşılamasam da Peter Jackson bu işin altından başarıyla çıktığı için Tauriel'i izlemek oldukça keyifliydi. Biraz Arwen esintileri taşısa da Tauriel'in, ırk olarak elflerin karakterini iyi yansıttığını düşünüyorum. Ama Legolas-Tauriel-Kili arasındaki aşk üçgeni olmamıştı.

Filmi çok fazla eleştirdiğimi fark ettim de... Biraz da izlerken kendimden geçtiğim sahnelerden bahsedeyim :D Bu sahnelerin çoğunda elfler yer alıyor. Özellikle elflerin yer aldığı dövüş sahnelerinde kendimi filme feci kaptırdım, elflerin dövüşürken bile ne kadar kibar olduklarını unutmuşum. Bu nedenle elflerin olduğu sahnelerde yer ve zaman kavramımı yitirip kendimi Mirkwood'da sanmam doğal, tabii. Legolas'ı tekrar görmek de nostalji etkisi yarattı bende. Ayrıca Thranduil ile birlikte elf hayranlığım ulaşabileceği en üst seviyeye ulaşmış durumda.

İzlemekten keyif aldığım diğer sahnelerden biri cücelerin fıçılara binip nehir yoluyla kaçtıkları sahneydi. Böyle aksiyon dolu sahneleri izlemek, özellikle de 3D olarak, harikaydı.

Smaug'un olduğu her sahneyi nefesimi tutarak izledim. Filmin 3D olmasıyla da bu sahneler aşırı derecede gerçekçi geldi bana. Smaug'un en ince ayrıntısına kadar tasarlanması da bu gerçekçiliği arttıran bir diğer etmendi.

Kitapta neredeyse hiç yer almayan fakat senaryoya cuk diye oturmuş bir sahneden de bahsetmek istiyorum. Necromancer/Ölümbüyücüsü, bilinen adıyla Sauron'un da filme dahil edilmesini daha doğrusu dahil ediliş şeklini ve olayların birbirine bağlanışını çok başarılı buldum.

Aslında The Hobbit: The Desolation of Smaug'u izlerken inanılmaz keyif aldım. Fakat sanırım filmden beklentim fazlaydı ve kitabı çok iyi hatırlamadığım için aralarında bir karşılaştırma yapamadığımdan kendimi kitabı okumadan filmini izlemiş kişiler gibi hissetmiş olabilirim. Bu yüzden de filmden çıktığımda Orta Dünya'nın o gizemli havasını ilkinde olduğu kadar solumadığımı hissettim. Benim gibi kitabı çok önceleri okumuş olanların, filme gitmeden önce kitaba şöyle bir göz gezdirirlerse filmden daha çok keyif alacaklarını düşünüyorum. Yine de, cücelerin tehlikeli macerasına konuk olmak içimdeki Orta Dünya aşkını ortaya çıkarmaya yetti. Son film, The Hobbit: There And Back Again'i beklemek benim için tam bir işkenceye dönüşecek.


post signature

2 yorum:

  1. Cadicim ellerine sağlık ama azcık uzun olmus sanki. Paylaşım için tesekkurler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl yorumun için ben teşekkür ederim :)
      Tolkien söz konusu olunca ipin ucunu kaçırabiliyorum biraz :D

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...