8 Eylül 2012 Cumartesi

Yorum: Anne Rice - Pandora (New Tales of the Vampires, #1)


Kitabın Adı: Pandora
Yazarı: Anne Rice
Yayınevi: Martı Yayınları
Orijinal Adı: Pandora
Çeviri: İlkin İnanç
Basım Yılı: Mayıs 2007, 1. Basım
Sayfa Sayısı: 378

   Anne Rice'ın, The Vampire Chronicles adlı serisine başlamadan çok önce okumayı düşündüğüm bir kitaptı aslında. Araya sürekli başka kitaplar girince listemde sonlara düştü. 6 ay önce, kitapçıdan çıkarken bir baktım Pandora'yı alıvermişim :D

   Kitap, Marius'un dönüştürdüğü biricik aşkı Pandora'nın hayatını özetliyor. David, Pandora'dan kendi hayatını kaleme almasını istiyor. Pandora da bunu biraz gönülsüzce de olsa kabul ediyor ve bir kafede insan yaşamı da dahil tüm hayatını yazmaya başlıyor. Asıl adı Lydia. M.Ö. 15 yılında Roma'da doğduğunu, ağabeyleri ve babasıyla birlikte yaşadığını, iyi bir eğitim aldığını ve kitaplara düşkün olduğunu yazıyor. Marius'la tanıştığında, onun yirmi beş yaşında ve henüz bir ölümlü, kendisinin de on yaşında olduğunu yazıyor. Marius'la tekrar karşılaşana kadar aradan beş yıl geçiyor. Marius kendini tarihi yazmaya adamış gezgin bir adam, Lydia ise zengin bir senatörün zeki ve güzel kızı... Birbirlerini sevip evlenmek isteseler de Lydia'nın babası buna izin vermiyor. Lydia, ölümlü olarak Marius'la son kez karşılaşana kadar iki kez evlenip dul kalıyor. O yıllarda Roma'da şöyle bir kanun çıkıyor; Roma İmparatorluğu'na karşı ihanet planı yapanları ele verenler, bildirdikleri ailenin hazinesinin üçte birini almaya hak kazanacak. Lydia'nın küçük ağabeyi Lucius, kendi ailesinin hain olduğunu bildiriyor ve hazinenin üçte birinin üzerine yatıyor. Lydia da babasının yardımıyla Roma'dan kaçıp Antioch'a yani şimdiki adıya Hatay'a kaçmayı başarıyor. Kaçmasaydı, kanunlara göre ailenin tamamı gibi o da öldürülecekti. Antioch'ta, adını değiştirip kendini Yunanlı Pandora olarak tanıtıyor. Dul, zengin ve özgür bir kadın olduğunu söylüyor. Kendine yeni bir ev ve köleler satın alıyor. Ve Marius'la olan son karşılaşması da bu şehirde gerçekleşiyor.
   Antioch, hem ölümlü hem de ölümsüz Pandora'nın doğduğu şehir diyebilirim. Burada yaşadığı şeyler; Marius tarafından dönüştürülmesi, Marius'a bir vampiri öldürmede yardım etmesi, Marius'la birlikte Ana ve Baba'nın bakımını üstlenmesi... Merak ettiğim kısım buydu. Marius'la olan ilişkisini ve nasıl vampire dönüştürüldüğünü merak ettiğim için okumaya başlamıştım. Fakat ölümlüyken daha göz alıcı olduğunu kabul etmeliyim ;)
   Anne Rice'ın üslubuna bayıldığımı yazmıştım daha önce. Bu kitabını da severek ve büyük bir heyecanla okudum :)
   Anne Rice'ın karakter yazımını çok başarılı buluyorum. Pandora, zamanına göre zeki ve güçlü bir kadın. Bilginin güç olduğunu düşünüyor. Ölümlüyken bile ayaklarını yerde tutabilecek bir erkeğe ihtiyaç duymuyor çünkü o, zaten yere sağlam basıyor ve bunun bilincinde. 
   Olayların kronolojisine değinmeden geçemeyeceğim. Pandora, Şeytanla Dans'a kadar olan olaylara kısaca değiniyor. Ama Şeytanla Dans'tan sonrası için bir bilgi mevcut değil. Bu yüzden, The Vampire Chronicles serisini okuyan ve Pandora'yı da okumak isteyen varsa Şeytanla Dans'tan sonra okumalarını tavsiye ederim.

Kitaptan küçük bir alıntı:
Bir kurbanın peşine düşmüş durumdayım şimdi; yakalanması zor bir kurban - kendi geçmişim. Belki de benimkine eşit bir hızla kaçacak benden.
-Sayfa 8



   Arka Kapak

"İştah kabartıcı!"
-Library Journal

"Baştan çıkarıcı.
Rice bütün o güzellikleriyle seksi ve dayanılmaz vampirleri ile geri dönmüş... Pandora bir süper kadın kahraman; güzel, tabi ki zeki, korkusuz, özgür, tutkulu ve becerikli. Ve nefesleri kesecek adrenalin pompası gibi bir eser."
-Booklist

"Korkunç dererece enerjik.
Baş karakterler Eski Roma'da doğmuş soylu bir kadındır. Sonraları Pandora Miti'ni kendisiyle adlandıracak ve sürprizlerle dolu kutusunu açacaktır. Yeni bir kan emme ihtiyacından sonra oturduğu modern Paris kafelerinden birinde, kendi tarihini baştan yazmaya karar verir ve deri kapaklı antika bir defterin boş beyaz sayfalarını hemen doldurmaya başlar... Öyküsel zekanın zenginliği ve zamanın detaylarını anlatan muhteşem bir eser."
-The New York Times Book Review

"Rice'ın yapmış olduğu en muhteşem çalışma.
Her sayfada dünyalar dolusu mucizeler bizleri bekliyor."
-Raleigh News & Observer

11 yorum:

  1. Anne Rice sadece bir defa okudum ama okuduğum diğer vampir kitapları kadar akıcı bulmadım , acaba erken mi karar verdim??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hangi kitabını okumuştun? Ben, Vittorio'dan sıkılmıştım biraz. Vampirle Görüşme'yi oku bir de. Fikrini değiştirebilirsin ;)

      Sil
  2. uff yorumlar spoiler dolu, uyarı yazmalısın :)

    okumuştum pandorayı, çok severim ki anne rice olunca zaten diyecek söz yok. tam bir usta vampir konusunda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uyarıyı sayfanın başına koymam lazım aslında, unuturum her posta yazmayı :D
      Vampir konusunda, Anne Rice'ı tek geçerim ben de ;))

      Sil
  3. Ohh ya sonunda Anne Rice seven birini buldum :D hangi arkadaşıma önersem bir bakıyorum vermişler tek yıldızları

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tek yıldız mı o.O 4 yıldıza bile elim gitmiyor benim :D

      Sil
  4. bir türlü pandorayı bulamıyorum sen nasıl buldun ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabı, 2 yıl kadar önce Sevgi Yolu'ndan almıştım. İzmir'de oturuyorsanız oraya bir bakın derim. Ya da kitap satış sitelerinde bulabilirsiniz. Sahaflara da bakmakta yarar var.

      Sil
  5. Cok guzel bi kitap twsiye edrm

    YanıtlaSil
  6. Yazarın Vampirle Görüşmesini okudum. Yakın zamanda Vampir Lestat'ı okumayı düşünüyorum. Bu kitap için diğerlerine göre kötü diyorlardı.Hoş Anna Rice ne kadar kötü yazabilir ki?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazımından ziyade olayların gidişini beğenmemiş olabilirler :D Seride benim favori kitabım, Vampir Lestat :D

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...