Ayrıntı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ayrıntı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
, , , , , , ,

Yorum: Jack Kerouac - Zen Kaçıkları

Tür: Klasik, Macera
Goodreads Puanı: 3,93 (62.616 oy)
Orijinal Adı: The Dharma Bums
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Çeviri: Nevzat Erkmen
Basım Yılı: 2009
Sayfa Sayısı: 272
Jack Kerouac yine yollarda
Bu sefer kendi içsel yolculuğuna çıkmış
"Zen Yolu"na koyulmuş.
Soruyor: "Bu sonsuz evrende bulunuşun anlamı nedir?"
Dağlara tırmanıyor, meditasyon yapıyor
Yıldızlara bakıyor,
Dostlarla sohbete dalıyor.
Aklında aynı soru hep, cevabını arıyor.
Onca yolculuk, onca âlem ve ayrılıktan sonra
Bu sefer dağlarda buluyor özgürlüğü,
Kendi yalnızlığında "sevecen" olmayı öğreniyor.
Değiştiğini duyumsuyor, bazı şeyler dışında;
Çünkü yine düzen dışı, yine sorgulayıcı
Ne de olsa geldiği yer "Beat Kuşağı".
Ulu dağların gizeminde arıyor hayatı,
"Zen Kaçıkları"na özgü hayatı ama
Budizme yakın durarak,
insanlardan kaçmayarak.
Her zamanki gibi çılgın,
Her zamanki gibi coşkun,
Jack Kerouac yine yollarda anlayacağınız,
Kendi zirvesini arıyor.
Seviyor dünyayı sevmesine de
Acınası ve tekinsiz buluyor yaşamın kendisini.
Ölmek için doğulan dünyada,
Yaşamı arıyor yollarda, yolculuklarda
Dağlarda, Buda'da ve Tanrı'da...
Birkaç yıldır Beat Kuşağı'yla ilgileniyordum ki bu sayede Kerouac ile tanıştım. Beni benden alan o muhteşem eserini, Yolda'yı okuyup şurada yorumlamıştım geçen yaz. Yolda'nın verdiği gazla, Kerouac'in bütün eserlerini edinmeye çalıştım. Nitekim, birkaçını fuar zamanı bir kitapçıdan aldım ve kısa süre sonra Zen Kaçıkları'na başladım. Kitabı, yer yer sıkılsam da severek okudum.

Zen Kaçıkları, Yolda'dan alışkın olduğum birçok temayı barındırıyor bünyesinde; bolca yolculuk, otostop, macera ve kendini bulmayı içeriyor. Adından da anlaşılacağı üzere, bu sefer tüm bunlar Budizm ve Doğu felsefeleriyle harmanlanmış. Kerouac çıktığı yolculuklarda doğayı, kendini ve hayatı anlamaya çalışıyor ama bunu Budizm üzerinden gerçekleştiriyor. Kerouac'in düşüncelerini gerçekçi, uçlarda ve çoğu zaman doğru buluyorum. Fakat bunların bazılarını Budizm'le bağdaştıramadığımı da belirtmek istiyorum. Hem bu yüzden hem de Budizm'le pek içli dışlı olmadığımdan Zen Kaçıkları, sıkılarak da olsa okuduğum bir kitap oldu.

Kerouac'in doğa sevgisini, sade yaşam tarzını ve basit mutluluklarını anlıyorum ve hatta onun bu yönünü takdir ediyorum. Ama bazı davranışları ve diyalogları var ki, bunları bir türlü Budizm'le bağdaştıramıyorum. Kerouac'in bazı eylemleri Budizm'e ters olsa da bunları yapmaktaki ısrarı ve Budizm konuşmalarındaki coşkunluğu, Kerouac'in Budizm'i benimseyemediğini ama benimsemek istediğini düşündürttü bana. Özellikle Budizm'le ilgili diyaloglarını, Budizm'i yayma amaçlı konuşmaları gibi gördüm ben. Belki bu konulara alışkın olmadığımdan veya bunlarla ilgilenmediğim için böyle düşünüyorumdur, bilemiyorum. Sadece Zen Kaçıkları'nın Budizm içeren çoğu kısmını tutarlı bulmadığımı ve bunları okurken de sıkıldığımı söyleyebilirim. Kerouac'in Budizm'i tam olarak benimsemediği, Budizm'i bir kaçış aracı olarak kullandığı da göz önüne alınırsa Zen Kaçıkları'na bu gözle bakmak daha yararlı olacaktır.


Zen Kaçıkları'nın ağır Budizm içeren ve Budizm'i tanıtmayı amaçlayan bir nevi Budizm dersinin verildiği kısımlarını bir kenara bırakırsak, kitabın geri kalanını severek okudum. Kerouac'in yol maceralarını okumak çok iyi geldi; doğada tek başına geçirdiği zamanları okurken ise inanılmaz keyif aldım.

Yolda'da olduğu gibi Zen Kaçıkları'nda da Kerouac, içimdeki bir şeyleri harekete geçirdi. İçinde hapsolduğumuz bu karbondioksit dolu, kalabalık şehirleri bir kenara bırakıp tek sınırın gökyüzü olduğu doğaya, açık havaya çıkma isteği uyandırdı bende. Kerouac'in bu hissettiren üslubu, kitaplarını okumak için tek nedenim aslında... Konu ne olursa olsun, kendisi neye inanırsa inansın Kerouac'in arayışları bir şekilde hislere, duygulara dönüşüyor ve bunları karşısındakine de hissettirebiliyor. Nitekim Zen Kaçıkları'nda Kerouac'in doğa sevgisini, o kaşif ruhunu iliklerime kadar hissettim ben.

Kitabın başında birden fazla önsöz bulunuyor. Ayrıca diğer kitapların önsözlerinden farklı olarak Zen Kaçıkları'nda, Kerouac ve arkadaşlarıyla ilgili bolca fotoğraf da bulunuyor. Çevirmenin gözünden çeviri sürecinin ve kitaptaki kişilerin hayatlarının anlatıldığı bu önsözlerin mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum.


Zen Kaçıkları'nın çevirisiyle ilgili çok şey duymuştum; kimileri çeviriye bayılırken, diğerleri çeviri beğenmemişti ve sanırım ben de beğenmeyen kesimdenim. Kitabın anlatımını çok basit, diyaloglarını ise sokak diline aşırı derecede yakın buldum. Bütün bunlar, çevirinin eski olmasından da kaynaklanıyor olabilir; emin değilim. Ama bir yerden sonra dayanamayıp internetten kitabın İngilizce e-kitabını bulmuş ve biraz da oradan okumuştum. Zen Kaçıkları'nın bir kısmını orijinal diliyle okumuş biri olarak şunu söyleyebilirim ki, Nevzat Erkmen'in çevirisini kesinlikle tavsiye etmiyorum, en azından Zen Kaçıkları için... Az biraz İngilizce biliyorsanız, kitabı orijinal diliyle okumanızı tavsiye ederim. Böylece serserice konuşmaları, argo deyişleri Ege ve Trakya ağızlarıyla okumak zorunda kalmazsınız.

Kerouac'in tırmandığı dağlarda aradığı huzuru hissettiren ve özgürleştiren bir kitaptı, Zen Kaçıkları. Budizm ağırlıklı kısımları beni sıksa da, kalan kısımları büyük bir zevkle okudum. Zen Kaçıkları'nı okumayıp yaşamak isteyenler için ise kitabı yollarda veya bahçe, orman gibi doğayla iç içe olabilecekleri yerlerde okumalarını tavsiye ederim ^_^



"Rahatsız bir yatakta özgürce uyumak, rahat bir yatakta tutsak olarak uyumaktan daha iyidir."





post signature
Paylaş:
Devamını Oku
, , , , , , ,

Yorum: Jack Kerouac - Yolda

Tür: Klasik, Macera
Goodreads Puanı: 3,66 (230.367 oy)
Orijinal Adı: On the Road
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Çeviri: Can Kantarcı
Basım Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 496
Neal, Kerouac, diğerleri
Kimi şair, kimi yazar, kimi serseri
Bir avuç arkadaştılar
Düzenden uzakta, başka bir hayatın peşinde
Amerika'yı baştan başa katettiler
Bazen tek başlarına, bazen bir arabaya tıkışıp dostlarıyla
Bazen bir otostopçuyla
Ya da âşık oldukları bir kadınla
Yolda özgürlük vardı
Yolda hayatın anlamı
Yolda aşk vardı ve bazen sadece seks
Yolda parasızlık, açlık vardı
Bazen çözümsüzlük, kargaşa, kalleşlik
Yolda bir arayış vardı, arayıp da bulamayış
Yolda sorular vardı, çoğu cevapsız
Ve yolda çoğu zaman masmavi bir gökyüzü
Zümrüt yeşili çayırlar
Ve sonsuz bir kızıllık vardı
Yolda caz vardı,
Cazın tanrıları ve ruhlara işleyen ritimler
Onlar "beat kuşağı"ydılar
Farklıydılar, özgürdüler, düzenin dışındaydılar
Ve hep yoldaydılar...
Beat Kuşağı tanımı ile Çıplak Şölen vasıtasıyla tanışmıştım. Geçtiğimiz yaz okuduğum Saksı Olmanın Faydaları'nda dikkatimi çeken kitaplardan biri de Çıplak Şölen'di. O zaman, kitabın basılı bir baskısı yoktu; tükenmişti. E-book olarak okumaya çalışmıştım, ama e-booklarla aram çok iyi olmadığından daha sonra devam etmek üzere yarım bırakmıştım kitabı. Ben de Beat Kuşağı'nı araştırıp öğrenebileceğim başka kitaplara yöneldim ve Yolda ile karşılaştım. Okuma süreci biraz sancılı geçse de sonunda kendimi kitaba verebildim ve sonraki kısımları büyük bir keyifle okudum.

Yorumuma geçmeden önce kitap ve kitabın basımı hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Yolda, Jack Kerouac'ın 1947-1950 yılları arasında yaşadığı yol maceralarından oluşuyor. Kısa bir süre sonra, yolculuklarında aldığı notları da kullanarak hayli ilginç bir yöntemle bu yılları daktilo ediyor ve ortaya yolu andıran 36 metrelik bir kâğıt rulosu çıkıyor. Çeşitli nedenlerden dolayı Kerouac'in rulosu birçok değişikliğe uğruyor: bazı sahneler ve konuşmalar çıkarılıyor, karakterlerin isimleri değiştiriliyor... Bu kitap, sansürsüz haline binbir güçlükle geldi. Bu yüzden orijinal ruloyu okumak -en azından benim için- bana çok şey ifade ediyor; kendimi oldukça şanslı sayıyorum.

Yolda'nın yazım şekli, alışageldiğimiz kitaplardan çok farklı. Kerouac'in bir rulo haline getirdiği sayfalar, orijinalliği korunarak basılmış. Paragrafların olmadığı roman, kaçıncı kitapta olunduğunu belirterek ayrılmış ki bu ayrımlar da yeni bir paragrafa geçilmeden yapılmış. Kitap içinde geçen ve açıklama gerektiren terimler ve deyişler işaretlenmiş; kitabın sonunda notlar olarak bir araya toplanmış. Ayrıca Ayrıntı Yayınları'nın basımında metne ek olarak Jack Kerouac, arkadaşları ve Yolda hakkında belgesel niteliğinde ayrı bir bölümler dizisi de mevcut.

Böyle kesintisiz giden cümlelerin oluşturduğu yazım şeklini ilginç bulsam da bir yerden sonra gözlerim yorulmaya başladı. Ara verdikten sonra ise kaldığım yeri bulmakta sürekli zorluk yaşadım. Fakat kendimi kaptırdıktan sonra nerede kaldığımı aramak o kadar da zor gelmemeye başladı; alıştım. Hatta o kadar alıştım ki, kitabın arkasında yer alan eklerde o durmadan akıp giden satırları aradı gözlerim...

Yazım şekli kadar üslubuyla da ilgimi çekti, Kerouac. Sanki her şey aklından daktiloya bir çırpıda dökülmüş gibi; sanki daktiloya çekmek yerine benimle konuşuyormuş, yaşadıklarını bana yanımdaymışcasına anlatıyormuş gibi geldi. Bir yerden sonra bu his, daha gerçekçi bir şeye dönüştü. Sayfaları çevirdikçe cümlelerin, kelimelerin içine düştüğümü fark ettim. Yolda'yı okuduğum süre boyunca ben de onlarla yollardaydım, sadece zaman ve mekan farkımız vardı ama zihnen ve ruhen onlarla birlikteymişim gibi hissettim. Bunun benzerini başka kitaplarda da yaşamıştım ama böylesini deneyimlememiştim. Bu kitap benim gibi üşengeç ve ev kuşu bir insanı bile her şeyi geride bırakıp kendini yollara atmak isteyecek hale getirebiliyorsa, Kerouac'in üslubunun etkileyiciliğini siz tahmin edin.

Kitaptan maksimum zevki almak için Yolda'yı caz müziklerinin eşlik ettiği uzun yollarda okumanızı tavsiye ederim. Kitabı birkaç kez evde okumayı denedim ama aynı tadı vermedi bana. Ben de yollarda, kulağımda kulaklığımla kitabın içinde kayboldum. Biraz da bu yüzden kitabı bitirmem uzun sürdü; neyse ki stajım vardı ve günlük 2 saatlik yol, Yolda için yetti.

Yolda, daha önce okuduğum hiçbir kitaba benzemiyor: doğal ve çarpıcı anlatımıyla yoğun bir kitap. Kitabın editörü Howard Cunnell'ın deyişiyle ise doğrudan, samimi, ipsiz sapsız, vahşi ve "hakiki" bir eser. Bir şekilde bir yerlere bağlı olan ama içindeki maceraperest ruhu da görmezden gelemeyen herkesin, Yolda'yı okumasını tavsiye ederim.



...ve ben ayaklarımı sürüyerek peşlerine takıldım, hayatım boyunca ilgimi çeken insanların peşlerine her zaman takıldığım gibi; çünkü benim ilgimi çeken insanlar deli olanlardır, yaşamak için deli olan, konuşmak için deli olan, her şeye aynı anda ihtiras duyan, hiçbir zaman esnemeyen ya da sıradan bir şey söylemeyen... ama gece boyunca maytaplar gibi yanan, yanan, yanan.





post signature
Paylaş:
Devamını Oku