15 Eylül 2015 Salı

Yorum: Leigh Bardugo - Kuşatma ve Fırtına (The Grisha, #2)

Tür: Aşk, Fantastik, Genç-Yetişkin
Goodreads Puanı: 4,14 (43.055 oy)
Orijinal Adı: Siege and Storm
Yayınevi: Martı Yayınları
Çeviri: Ozan Aydın
Basım Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 448
Her zaman böyle olmayacak
Özgür kaldığın günlerin sayısı arttıkça hayatın kolaylaşacak...

En güçlü Grishalardan biri olan Güneşin Elçisi Alina Starkov, Karanlıklar Diyarı'nda yaşanan faciadan kaçıp arkadaşı Malyen'le birlikte, arkasında bıraktığı dünyanın karmaşasından uzak kalacağını düşündüğü bambaşka topraklara doğru yola çıkar. Ancak kaderinden ve geçmişinden kaçmak sandığı kadar kolay olmayacaktır. Karanlıklar Efendisi yenilediği gücü ve ölümcül planlarıyla yeniden karşısına çıkmaya hazırlanmaktadır.

Alina'nın Karanlıklar Efendisi'ni yenmek ve terk etmek zorunda kaldığı Ravka'yı özgürlüğüne kavuşturmak adına gereken güce ulaşması için uzun ve tehlikelerle dolu bir yolculuğa çıkması gerekecektir.

Kuşatma ve Fırtına'nın karanlık dünyasında Alina'yla birlikte kaybolacak ve oradan asla dönmek istemeyeceksiniz.
Kuşatma ve Fırtına'yı çok uzun zamandır okumak istiyordum. Serinin ilk kitabı Gölge ve Kemik'i 2,5 yıl kadar önce okumuş, şurada da yorumlamıştım. Bu yeni ve farklı dünyaya bayağı hayran kalmıştım ki kitaba tam puan vermiştim. Ama Bardugo'nun ilk kitaptaki başarısını, Kuşatma ve Fırtına'da bulamadım, ne yazık ki...

Kitabın ilk 100-150 sayfasında çok sıkıldım. Sanki yazar bu sayfaları en sonra bırakmış da, ilk kitapla bu kitabın diğer yarısını nasıl bağlaması gerektiğine karar veremiyormuş gibi geldi bana. Sıkılarak okuduğum bu bölümler, kurgunun gidişatı açısından çok önemli olayları barındırmasına rağmen boştu. Bu sayfalardaki çoğu sahne, kitabı doldurmak için yazılmış gibiydi. Neyse ki bu sayfaların çoğunu okurken, aynı zamanda ilk kitapta neler olduğunu hatırlamaya çalışıyordum da sıkılmamı biraz olsun hafifletebildim.

Kitabın geri kalanı ise tam aksine heyecan dolu, sürükleyiciliğin tavan yaptığı bölümlerle doluydu. Özellikle kitabın o sonu yok mu... Kitap öyle bir yerde sonlandırılmıştı ki, serinin son kitabına bir an önce başlamak istemiştim. Ayrıca, bu kısımların sürpriz unsuru da yüksekti. Bu da merakımı arttırıp sayfaları hızla çevirmemi sağlayan bir başka etmendi.

Kitabın genelinde beni rahatsız eden unsurların başında Alina ve Malyen'in büyük(!) aşkı geliyor. İlk kitaptaki ilişkilerini hatırlıyorum da... Bana mı öyle geliyor, yoksa bunlar gittikçe dengesizleşiyorlar mı? İlk kitapta Alina'nın gücü ortaya çıktıktan beri araları sürekli olarak bir bozulup bir düzeliyor ve bu durum beni hem sinirden hem de sıkıntıdan patlatıyor. Hata yapmaları, ilişkilerinde bir ileri bir geri gitmeleri normal de, bu hatalardan hiç mi ders çıkarmıyor bunlar? Bunlar diyorum ama çoğunlukla Alina'yı kastettiğimi de belirteyim. Belki de ben yanlış hatırlıyorumdur, ama ilk kitapta ben bu çifti sevmiştim ya! Aradan çok uzun zaman geçtiği, araya birçok kitap girdiği için yanlış anımsıyor da olabilirim ama bunlar önceki kitapta daha bir farklıydılar sanki; ya da ben aslında böyle olduklarını fark etmemiştim. Şimdi ise bu ikisi, ama özellikle Alina, sevmediğim karakterler olma yolunda ilerliyor gibi görünüyorlar.

Kuşatma ve Fırtına'da Nikolai ile tanışıyoruz ki kitap boyunca benim favori karakterim olmayı başardı kendisi. Biraz Karanlıklar Efendisi'ni andıran karizması biraz da spoiler olma potansiyeli taşıyan birçok nedenden dolayı, ben bu karaktere bayıldım :) Alıp evde beslemek, kendime saklamak istiyorum; o kadar çok sevdim, yani :D

Kitabın basımına çok karışık duygular besliyorum. Orijinal, hatta kabartmalı kapak kullanan Martı'yı ayakta alkışlamak istesem de, metindeki yazım hatalarının sıklığı beni yerime oturtuyor. Acaba bana mı böyle denk geldi diye düşündüm başta; ama sonra ilk kitapta da basım hatalarının olduğunu hatırladım. Üstelik, bu seferki hatalar göze batıyordu da...

Kuşatma ve Fırtına'nın başlarını okurken sıkılsam da birkaç bölüm sonra aksiyon arttı ve kitap beni seriye geri çekmeyi başardı. Bir de şu Alina ne istediğine karar verip ipleri eline alsaydı ya da en azından çabalasaydı, bu kitap tadından yenmezdi.



"Korku güçlü bir müttefiktir... Hem de sadıktır."





post signature

4 yorum:

  1. Grisha serisi en sevdiğim seriler arasinda ve Nikolai bana göre de kesinlikle kitabin altin karakteri :) Olaylara ayri bir güzellik katiyor. Ve yazim yanlislari konusunda çok haklisiniz ben okurken de göz ardi edilemeyecek kadar çoktu. Bir yerden sonra ister istemez rahatsiz ediyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah Nikolai, ah! Şu tatlılık abidesini seven bir ton insan var sanırım :D Bu gidişle yazarı bir de Nikolai'nin hayatının anlatıldığı bir üçleme yazmaya ikna edebiliriz, bence :D

      Sil
    2. Kesinlikle ! Bir de diğer karakterlerin yan kitaplari da çevrilse keşke...

      Sil
  2. Kuşatma ve Fırtana'nın ilk bölümlerinde ben de sıkılmıştım. Aslında Karanlıklar Efendisin'e de içten içe birazcık öfkelenmiştim. Ama bu fikirden çabucak vazgeçtim :) Yanlış hatırlamıyorsunuz, Malyen ve Alina ilk kitapta daha iyi geçiniyorlardı. Sanırım bunda ikisinin de suçu var. Ayrıca hatalar iyice barizleşmiş. Hatta kitapta Tolya'ya kız, Tamar'a erkek demişti. Ve bu benim tüm kitap boyu kafamı karıştırmıştı. Özellikle Nadia ve Tamar derken. Anlarsınız ya :)Ayrıca Nikolai. Beni de etkilemeyi başardı. Bence Alina ve o kesinlikle arkadaş kalmalılar. Ama bazen sinirleniyorum. Alina ir otkazat'sya olarak kalsaydı Nikolai ona aynı ilgiyi göstermezdi diye düşünerek. Alina'nın Karanlıklar Efensiyi'yle diyaloglarını tekrar tekrar okuyorum. Özellikle onun halisilasyonunu gördüğü zaman çok etkilenmiştim. Morozova, Baghra ve Karanlıklar Efendisi'nin sırları çözülüyor...Ben bu kitabı da öteki kadar sevdim...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...