24 Mayıs 2013 Cuma

Yorum: Arthur Golden - Bir Geyşanın Anıları


Kitabın Adı: Bir Geyşanın Anıları
Yazarı: Arthur Golden
Yayınevi: Altın Kitaplar
Orijinal Adı: Memoirs Of A Geisha
Çeviri: Azize Bergin, Zeliha İyidoğan Babayiğit
Basım Yılı: Temmuz 2008, 15. Basım
Sayfa Sayısı: 560

Bu ay okumayı planladığım kitaplarımı erken bitirince, uzun zamandır okumak istediğim Bir Geyşa'nın Anıları'na başladım. Birçok yerde kitapla ilgili olumlu yorumlara denk gelmiştim fakat, kitabın abartıldığını düşünmüştüm. Ama kitabın daha ilk sayfalarında yanıldığımı anladım. Japon kültürüyle uzaktan yakından alakası olmayan ben, kitaptan o kadar çok etkilendim ki... Uzun bir süre daha etkisinden çıkamayacağım gibime geliyor.
Devamı spoiler içerir.

Bir balıkçı köyünde hasta annesi, babası ve ablası Satsu ile birlikte yaşayan Chiyo, 9 yaşındayken ablasıyla birlikte Gion'da geyşaların yetiştirildiği okiyalara satılır. Belirli bir süre boyunca kaldığı okiyada hizmetçilik yapan Chiyo, geyşa olmak için yeterli olduğunu ispat edince kendisiyle aynı okiyada kalan Balkabağı adını verdiği bir kızla geyşaların eğitim gördüğü okula gitmeye başlar. Fakat, ablasının okiyaların birinde kalmadığını öğrenen Chiyo'nun tek amacı ablasını bulup köyüne geri dönmektir. Güzel ve tanınmış bir geyşa olan Hatsumomo, Chiyo ile aynı okiyada kalmaktadır. Kızın ileride kendine rakip olacağını Chiyo okiyaya gelir gelmez fark etmiştir ve kıza zarar vermek için elinden geleni yapar. Yaptıklarından biri de Chiyo'ya ablasının kaldığı yeri söylemektir. Ablasını bulan Chiyo, ablasıyla birlikte kaçma planı yapar ama Chiyo kaçmaya çalışırken kolunu kırar ve yakalanır. Okiyayı idare eden Anne adı verilen kadın Chiyo'nun bir geyşa olarak iyi bir yatırım olmayacağını düşünür ve borçlarını ödemesi için eve hizmetçilik yapması gerektiğine karar verir. Birkaç yıl sonra Chiyo, anne ve babasının ölüm haberini haber alır. Artık hayatta bir amacının kalmadığını düşünen Chiyo, bir köprünün üzerinde sessizce ağlamaya başlar. Chiyo'nun yanına yabancı bir adam yaklaşır ve Chiyo'yu gülümsetmeyi başarır. Herkesin ona Başkan diye hitap ettiği bu kibar adam Chiyo'ya bir tatlı olan şerbetli kar alması için mendilinin içinde birkaç bozuk para verir. Chiyo paraları bir dilek çeşmesine atıp ileride başarılı bir geyşa olup Başkan'ı onurlandırmayı diler, mendili ise saklar. Bir gün, Hatsumomo'nun en büyük rakibi olan geyşa Mameha, Chiyo'nun kaldığı okiyaya gelir. Kızın ileride başarılı bir geyşa olacağına inandığını ve eğitimini üstlenmek istediğini söyler. Anne ise kızın borçlarının çok olduğunu ve bunun mümkün olmadığını hatırlatır. Uzun bir konuşmadan sonra Mameha ile Anne bir anlaşma yaparlar. Chiyo, 20 yaşına gelmeden bütün borçlarını öderse, bağımsız bir geyşa olup okiyadan ayrılma hakkına kavuşacak ve ilerideki kazançlarından Anne'nin okiyası pay almayacaktır. Derslerine devam etmesinin yanında Mameha'dan da eğitim alan Chiyo, çok geçmeden yaşıtlarının eğitim seviyesine yetişip bir geyşa olur ve geyşa olduktan sonra Sayuri adını alır. Borçlarını ödemesi için tanınması ve başarılı bir geyşa olması gereken Sayuri'nin tek isteği Başkan'la tekrar karşılaşmaktır.

Normalde, kitabın ilk sayfalarında sıkılırım ben fakat, Bir Geyşa'nın Anıları'nda böyle olmadı. Hatta kitapta okurken sıkıldığım tek bir kısım bile yok. Bunun nedeni ise kitabın sürükleyici olması. Sonraki sayfalarda neler olacağını merak ederek çevirdim sayfaları.

Kitabın önsözünde, Sayuri'nin hayatı ve yaşadıklarının gerçek olduğu yazılmıştı. Kitapta ilerledikçe aklımdan "Ya bunların hepsi bir kurguysa..." diye bir düşünce geçti. Nitekim yazar, yazdığı teşekkür kısmında Sayuri'nin öyküsünün bir kurgu olduğunu doğruladı. Eğer okuduklarımın kurgu olduğundan şüphelenmeseydim kitabın sonunda hayal kırıklığına uğrayabilirdim.

Japonların eski gelenekleri ayrıntılı bir biçimde işlenmişti. Bu kısımlara hayran kaldım, okumaktan da inanılmaz keyif aldım. Okumaktan zevk aldığım diğer kısımlardan biri Sayuri'nin Başkan'a karşı hissettiklerini anlattığı kısımlardı. Yazar, saygıyla karışık hayranlığın masum bir aşka dönüşmesini çok güzel anlatmış.

Yazarın dili basit olmasına rağmen üslubunu sevdim. Betimlemeler, özellikle Sayuri'nin bakış açısı ve kullandığı kelimeler güçlüydü. Sayuri'nin yaşadığı zamanı ve mekanı kolaylıkla aklımda canlandırdım. Aynı durum karakterlerin duyguları için de geçerli. Yazar, karakterlerin hissettiklerini okuyucuya başarıyla yansıtıyor.

Etkileyici ve sürükleyici bir kitap olan Bir Geyşanın Anıları'nı hala okumadıysanız en kısa zamanda okumanızı öneririm. Gerek kapağı gerekse içeriğiyle ölmeden önce okunması gereken kitaplardan biri bence ^_^

Kitaptan küçük bir alıntı:
"Genç kızlar her türlü aptalca şeyi umut ederler, Sayuri. Umutlar tıpkı saç tokaları gibidir. Kızlar çok sayıda takmak ister. Yaşlandıklarında ise bir tane taksalar bile aptal gibi görünürler."
-Sayfa 381
   


ARKA KAPAK


post signature

2 yorum:

  1. Sanırım filmini izlemiştim.Ama herzaman kitapları filmlere terc,h ederim.Bu kadar övgü aldığına göre okunmaya değer olmalı:) İlk fırsatta okumaya çalışacağım :)

    YanıtlaSil
  2. Kapağına bayıldım, çok güzel. Kitabı çok merak ettim yorumundan sonra ve hemen alınacaklar listeme çiziktirdim. :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...