7 Temmuz 2016 Perşembe

Yorum: Justin Richards, George Mann, Paul Finch & Mark Morris - Doctor Who: Trenzalore Öyküleri (Doctor Who: New Series Adventures, #55)

Tür: Bilim Kurgu, Macera, Öykü
Goodreads Puanı: 3,73 (746 oy)
Orijinal Adı: Doctor Who: Tales of Trenzalore
Yayınevi: İthaki Yayınları
Çeviri: Ekin Odabaş
Basım Yılı: 2015
Sayfa Sayısı: 216
"YÜZYILLARDIR BURADAYIM, BİR AN OLSUN RAHAT VERMEDİLER..."

Öngörüldüğü üzere, evrenin orduları Trenzalore kapılarına dayanmıştı. Gezegenin yerle bir olmasının önünde tek bir engel vardı: Doktor. Bu pejmürde adam, dokuz yüz yıl boyunca gezegeni ve üzerindeki Noel adlı ufak kasabayı kötü niyetli güçlere karşı korumuştu.

O korkunç yıllarda yaşanan olayların bir kısmı kayıtlara geçti. Ancak diğer pek çok hikaye gizemini korumayı başardı.
Ta ki bugüne dek...

Bu kitapta anlatılanlar, yüzyıllar boyunca Noel'in ve sakinlerinin yüzleştiği tehlikeleri savuşturan Doktor'un öykülerinden sadece birkaçı. Bu öyküler, günün sonunda dizleri titreyen canavarların ve her şeye rağmen onlara karşı duran bir adamın son anına kadar nasıl direndiğinin şimdilik elimizdeki tek kanıtı.
Trenzalore Öyküleri de fuardan aldığım kitaplardandı, eksik Doctor Who kitaplarını tamamlamak için almıştım. Dizide Trenzalore ile ilgili olan kısımları pek anlamadığımdan, bu kitabı da o kadar çok merak etmiyordum açıkçası... 11. Doktor'un favorilerimden biri olmadığını da hesaba katarsak, Trenzalore Öyküleri'ni sırf DW kitaplarını tamamlamak amacıyla aldığım daha iyi anlaşılır sanırım. Ama yine de kitaba ufak da olsa bir beklentiyle başladığımı belirtmeliyim. Sonuçta Doctor Who'dan bahsediyoruz burada, ne kadar kötü olabilir ki diye düşünerek kitabı elime aldım ve birazcık hayal kırıklığına uğradım. Neyse ki son öykü vardı da, iyi bir kapanış yapmamı sağladı.

Yorumuma geçmeden önce, bunun okuyup yorumladığım ilk Doctor Who kitabı olmadığını belirtmek istiyorum. Shada yorumum için buraya ve 11 Doktor 11 Öykü yorumum için buraya tıklayabilirsiniz. Ayrıca dizinin modern serisinin her bölümünü ve dizinin filmini en az bir kere izlediğimi, klasik serinin ise ilk birkaç bölümüne baktığımı da söylemeliyim. Bunları belirtiyorum, çünkü kitabı acımasızca eleştireceğim. Birinin çıkıp da bilmeden etmeden eleştirdiğimi iddia etmemesi için DW birikimimi ortaya dökmenin iyi bir fikir olduğunu düşündüm :)

Öncelikle kitap hakkında bilgiler vereyim. Kitap farklı yazarlar tarafından yazılmış 4 öyküden oluşuyor. Bu öykülerdeki kötü adamlar değişse de mekan hep aynı kalıyor. Ayrıca öyküler, 11. Doktor'un Trenzalore'da geçirdiği on yıllar boyunca deneyimlediği maceraların bir kısmını anlatıyor. Yani bu kitap, dizinin bazı bölümleri için tamamlayıcı nitelikte...

Öyküler az olduğundan her biri hakkında birkaç cümleyle düşüncelerimi belirteceğim ve her birini ayrı ayrı puanlayacağım. Ama önce öykülerin çoğu hakkında genel düşüncelerini söyleyeyim.


Öykülerin kurgusunu zayıf buldum ben. İlk öyküyle fena sayılmayan bir açılış yapmıştım fakat sonraki iki öykü, ilkinin yansımaları gibiydi. Bunların hepsinde de tekrar eden ögeler vardı. Örneğin, gökten düşen cisimler bunlardan biriydi ki bunlar genelde öykünün kötülerinin gezegene varış yoluydu. Son öyküyü ilk üçünden ayrı tutma nedenim, diğerlerine kıyasla son öyküye bayılmam ve kurgusunu daha orijinal bulmam...

Bütün öyküler Trenzalore'daki Noel kasabasında geçiyor ve sanırım bu, yazarı biraz kısıtlayan bir etmen. Kötülerle savaşma yolları, Doctor'un elinin altında olan kaynaklar gibi öykünün bazı ögeleri sınırlı ve öykülerin birbirini tekrar etmesi kaçınılmaz. Ayrıca, bütün öykülerde aynı yerin kullanılması, bir yerden sonra olaylar birbirini tekrarlıyormuş gibi de hissettirebilir. Fakat nedense son öyküde bunu ne hissettim, ne de gördüm.

İlk üç öykünün ortak özelliklerinden biri, tahmin edilebilirliğinin yüksek olmasıydı. Bazı kilit noktalarda öyküler birbirine benzediği için tahmin etmem kolaylaşmış olabilir fakat ilk öyküde de neler olacağı, karakterleri sırada nelerin beklediği gibi çoğu şeyi başarılı bir biçimde tahmin ettim. Belki de bu, Doktor'u yakından tanımamla alakalıdır, bilemiyorum. Neler yapacağını, neye nasıl tepki vereceğini çözebildiğimi sanmıyorum zira 11. Doktor, daha önce de dediğim gibi favorilerimden değildi; kendisini büyük bir dikkatle izlemedim. Ama her Doktor, gerek dış görünüşü gerekse kişisel özellikleri bakımından değişse ve gelişse de aslında aynı adam... Belki de ben, bütün bu adamların karışımı olan Doktor'u anlayabilmişimdir ya da daha basit bir açıklamayla, belki de yazarlar sürpriz unsurunu öncelik haline getirmemiştir :D

Öykülerin heyecan ve aksiyonu da beklediğimden düşüktü. Kesinlikle, Doctor Who izliyormuş gibi hissetmedim. Bu, olay örgüsünün şaşırtıcılığının düşük olmasıyla açıklanabilir. Bir diğer neden ise öykülerdeki maceraların dizidekilerden daha basit olması. Öyküdekiler daha günlük maceralardan oluşuyor. Dizideki kötüler ve amaçları Doktor'u endişelendiriyor ve hatta zaman zaman korkutabiliyor; Trenzalore Öyküleri'ndekiler ise Doktor'un canını sıkmaktan başka bir şey yapmıyor.

Kitaptaki bütün öykülerin 11. Doktor'un enerjisini ve çocuksuluğunu çok iyi bir şekilde yakaladığını ve yazarların bunu başarılı bir biçimde yansıttığını söyleyebilirim ki sanırım hepsinin tek olumlu özelliği de bu. Tabii bir de, her öyküde diziyle bir şekilde bağlantı kurulması sayılabilir.


Şimdi, gelelim öykülerin ayrı yorumlarına... İlk öykü olan Dolu Yağmuru, Justin Richards tarafından yazılmış. Hikâyenin tahmin edilebilirliğini bayağı yüksek buldum. Öyle ki, Doktor'un ne yapacağından kötülerin ve Noel kasabasının buna tepkilerine kadar her şeyi tahmin ettim; evet, her şeyi... Her şeyi tahmin etmeseydim bu öyküden inanılmaz keyif alabilirdim çünkü olay örgüsü, sonraki iki öyküye kıyasla daha başarılı bir biçimde kurgulanmıştı. Ama hikayenin kötüsünü ve emellerini de yaratıcı bulmadığım için öykünün çoğunu sıkılarak okudum.

Kitabın ikinci öyküsü George Mann tarafından yazılan Kurtlu Elma. Hikâyenin son bölümü dışında beni şaşırtan bir şey olmadı. Kötülerin gezegene varış şekli -gökten düşme- aynıydı ve amaçları basitti. Bu hikâyede Doktor'un, yaşı ufak da olsa, bir companionının bulunması ve The Time of the Doctor bölümüne ait açıklayıcı bilgilerin olması öykünün sevdiğim tek kısımlarıydı.

Trenzolare'deki Yabancılar, Paul Finch tarafından yazılmış, kitabın üçüncü öyküsü. Olay örgüsü ilk ikisine kıyasla bir tık daha ilginç olsa da olayların gelişmesi yavaştı. Ayrıca gerek üretilen çözümlerde gerekse yapılan planlarda Doktor'un ağırlığını hissedemedim ben. Fakat bu öyküdeki kötülerin, diğer hikâyedekilere kıyasla daha tanıdık olması beni gülümsetti; 9. Doktor'la Rose'u anımsattı bana.

Son öykü ise Mark Morris'in yazdığı Rüyalar'dı ve bence kitabın en iyisiydi. Bir kere, şu gökten düşmenin kullanılmadığı bir hikâyeydi :D Şaşırtıcılığı yüksek, öykünün kötüsü ise gerçekten de Doktor'a denkti. Doktor'u böylesine yaşlanmış görmek, alışkın olmadığım bir şeydi ve başlarda beni biraz afallattı. Yaşlılığın ve isim karmaşasının neden olduğu kafa karışıklığıyla, Doktor'un etrafındaki küçük çocuklara Amy ve Clara gibi isimlerle hitap etmesi de tatlı ayrıntılardandı. Biraz ürkünç bulduğum bu hikâyeye bayıldım ben!

Öykülere sırasıyla 3.5, 2, 3 ve 5 puan verdim. Normalde buçuklu puanlar vermiyorum ama hikâyelere, özellikle de ilk üçüne, aynı puanları vermek istemedim. Buçukları kullanarak bir nevi beğeni sırası gibi bir şey oluşturmak istedim. Puanlamayı baz alırsam en sevdiğim hikâye Rüyalar, en sevmediğim ise Kurtlu Elma oldu.


Kitabın basımını ve çeviriyi de çok sevdiğimi belirtmeden geçemeyeceğim ^_^ İthaki'nin kitabı Handles'a ithaf etmesi hoş olmuştu; orijinal kapak kullanmaları ve iç tasarımdaki çizimler de kitabın basımının sevdiğim özelliklerindendi. Çevirinin güzelliği hakkında ise şöyle bir örnek vereyim... Künyenin hemen yanında kitapta bulunan öykülerin adları bulunuyor. İngilizce olarak bu öykülerin baş harfleri LAST yani son kelimesini oluşturarak Doktor'un son direnişine vurgu yapılıyor. Bizde ise öykülerin isimleri DKTR yani Doktor olacak şekilde çevrilmiş. Buna ek olarak öykülerin başlıkları, anlamını çok da bozmadan hikâyeleri yansıtacak biçimde çevrilmiş. Çevirmeni bu işin altından başarıyla kalktığı için kutluyorum.

Trenzolare Öyküleri, olay örgülerini zayıf bulduğum ve birbirine benzeyen birçok ögenin kullanıldığını düşündüğüm hikayelerden oluşan bir kitaptı. Son öykü olmasaydı, kitaba çok daha düşük bir puan verecektim. Fakat son öykünün yaratıcılığı ve aksiyonu ile şaşırtıcılığının yüksek olması, iyi bir kapanış yapmamı sağladı. Kitabı, Doctor Who sevenlere tavsiye ederim :)



"Herkesin farklı bir yanı vardır. Bizi biz yapan da bu zaten."





post signature

1 yorum:

  1. Diziyi seviyorum ama daha hiç kitabını okumadım bakayım ilgimi çekti

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...