28 Haziran 2016 Salı

Yorum: Jack Kerouac - Zen Kaçıkları

Tür: Klasik, Macera
Goodreads Puanı: 3,93 (62.616 oy)
Orijinal Adı: The Dharma Bums
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Çeviri: Nevzat Erkmen
Basım Yılı: 2009
Sayfa Sayısı: 272
Jack Kerouac yine yollarda
Bu sefer kendi içsel yolculuğuna çıkmış
"Zen Yolu"na koyulmuş.
Soruyor: "Bu sonsuz evrende bulunuşun anlamı nedir?"
Dağlara tırmanıyor, meditasyon yapıyor
Yıldızlara bakıyor,
Dostlarla sohbete dalıyor.
Aklında aynı soru hep, cevabını arıyor.
Onca yolculuk, onca âlem ve ayrılıktan sonra
Bu sefer dağlarda buluyor özgürlüğü,
Kendi yalnızlığında "sevecen" olmayı öğreniyor.
Değiştiğini duyumsuyor, bazı şeyler dışında;
Çünkü yine düzen dışı, yine sorgulayıcı
Ne de olsa geldiği yer "Beat Kuşağı".
Ulu dağların gizeminde arıyor hayatı,
"Zen Kaçıkları"na özgü hayatı ama
Budizme yakın durarak,
insanlardan kaçmayarak.
Her zamanki gibi çılgın,
Her zamanki gibi coşkun,
Jack Kerouac yine yollarda anlayacağınız,
Kendi zirvesini arıyor.
Seviyor dünyayı sevmesine de
Acınası ve tekinsiz buluyor yaşamın kendisini.
Ölmek için doğulan dünyada,
Yaşamı arıyor yollarda, yolculuklarda
Dağlarda, Buda'da ve Tanrı'da...
Birkaç yıldır Beat Kuşağı'yla ilgileniyordum ki bu sayede Kerouac ile tanıştım. Beni benden alan o muhteşem eserini, Yolda'yı okuyup şurada yorumlamıştım geçen yaz. Yolda'nın verdiği gazla, Kerouac'in bütün eserlerini edinmeye çalıştım. Nitekim, birkaçını fuar zamanı bir kitapçıdan aldım ve kısa süre sonra Zen Kaçıkları'na başladım. Kitabı, yer yer sıkılsam da severek okudum.

Zen Kaçıkları, Yolda'dan alışkın olduğum birçok temayı barındırıyor bünyesinde; bolca yolculuk, otostop, macera ve kendini bulmayı içeriyor. Adından da anlaşılacağı üzere, bu sefer tüm bunlar Budizm ve Doğu felsefeleriyle harmanlanmış. Kerouac çıktığı yolculuklarda doğayı, kendini ve hayatı anlamaya çalışıyor ama bunu Budizm üzerinden gerçekleştiriyor. Kerouac'in düşüncelerini gerçekçi, uçlarda ve çoğu zaman doğru buluyorum. Fakat bunların bazılarını Budizm'le bağdaştıramadığımı da belirtmek istiyorum. Hem bu yüzden hem de Budizm'le pek içli dışlı olmadığımdan Zen Kaçıkları, sıkılarak da olsa okuduğum bir kitap oldu.

Kerouac'in doğa sevgisini, sade yaşam tarzını ve basit mutluluklarını anlıyorum ve hatta onun bu yönünü takdir ediyorum. Ama bazı davranışları ve diyalogları var ki, bunları bir türlü Budizm'le bağdaştıramıyorum. Kerouac'in bazı eylemleri Budizm'e ters olsa da bunları yapmaktaki ısrarı ve Budizm konuşmalarındaki coşkunluğu, Kerouac'in Budizm'i benimseyemediğini ama benimsemek istediğini düşündürttü bana. Özellikle Budizm'le ilgili diyaloglarını, Budizm'i yayma amaçlı konuşmaları gibi gördüm ben. Belki bu konulara alışkın olmadığımdan veya bunlarla ilgilenmediğim için böyle düşünüyorumdur, bilemiyorum. Sadece Zen Kaçıkları'nın Budizm içeren çoğu kısmını tutarlı bulmadığımı ve bunları okurken de sıkıldığımı söyleyebilirim. Kerouac'in Budizm'i tam olarak benimsemediği, Budizm'i bir kaçış aracı olarak kullandığı da göz önüne alınırsa Zen Kaçıkları'na bu gözle bakmak daha yararlı olacaktır.


Zen Kaçıkları'nın ağır Budizm içeren ve Budizm'i tanıtmayı amaçlayan bir nevi Budizm dersinin verildiği kısımlarını bir kenara bırakırsak, kitabın geri kalanını severek okudum. Kerouac'in yol maceralarını okumak çok iyi geldi; doğada tek başına geçirdiği zamanları okurken ise inanılmaz keyif aldım.

Yolda'da olduğu gibi Zen Kaçıkları'nda da Kerouac, içimdeki bir şeyleri harekete geçirdi. İçinde hapsolduğumuz bu karbondioksit dolu, kalabalık şehirleri bir kenara bırakıp tek sınırın gökyüzü olduğu doğaya, açık havaya çıkma isteği uyandırdı bende. Kerouac'in bu hissettiren üslubu, kitaplarını okumak için tek nedenim aslında... Konu ne olursa olsun, kendisi neye inanırsa inansın Kerouac'in arayışları bir şekilde hislere, duygulara dönüşüyor ve bunları karşısındakine de hissettirebiliyor. Nitekim Zen Kaçıkları'nda Kerouac'in doğa sevgisini, o kaşif ruhunu iliklerime kadar hissettim ben.

Kitabın başında birden fazla önsöz bulunuyor. Ayrıca diğer kitapların önsözlerinden farklı olarak Zen Kaçıkları'nda, Kerouac ve arkadaşlarıyla ilgili bolca fotoğraf da bulunuyor. Çevirmenin gözünden çeviri sürecinin ve kitaptaki kişilerin hayatlarının anlatıldığı bu önsözlerin mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum.


Zen Kaçıkları'nın çevirisiyle ilgili çok şey duymuştum; kimileri çeviriye bayılırken, diğerleri çeviri beğenmemişti ve sanırım ben de beğenmeyen kesimdenim. Kitabın anlatımını çok basit, diyaloglarını ise sokak diline aşırı derecede yakın buldum. Bütün bunlar, çevirinin eski olmasından da kaynaklanıyor olabilir; emin değilim. Ama bir yerden sonra dayanamayıp internetten kitabın İngilizce e-kitabını bulmuş ve biraz da oradan okumuştum. Zen Kaçıkları'nın bir kısmını orijinal diliyle okumuş biri olarak şunu söyleyebilirim ki, Nevzat Erkmen'in çevirisini kesinlikle tavsiye etmiyorum, en azından Zen Kaçıkları için... Az biraz İngilizce biliyorsanız, kitabı orijinal diliyle okumanızı tavsiye ederim. Böylece serserice konuşmaları, argo deyişleri Ege ve Trakya ağızlarıyla okumak zorunda kalmazsınız.

Kerouac'in tırmandığı dağlarda aradığı huzuru hissettiren ve özgürleştiren bir kitaptı, Zen Kaçıkları. Budizm ağırlıklı kısımları beni sıksa da, kalan kısımları büyük bir zevkle okudum. Zen Kaçıkları'nı okumayıp yaşamak isteyenler için ise kitabı yollarda veya bahçe, orman gibi doğayla iç içe olabilecekleri yerlerde okumalarını tavsiye ederim ^_^



"Rahatsız bir yatakta özgürce uyumak, rahat bir yatakta tutsak olarak uyumaktan daha iyidir."





post signature

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...