12 Ekim 2015 Pazartesi

Yorum: Robert Kirkman & Tony Moore - Yürüyen Ölüler, Bölüm 1: Günler Sonra (The Walking Dead, #1)

Tür: Çizgi Roman, Kıyamet Sonrası, Korku
Goodreads Puanı: 4,30 (128.980 oy)
Orijinal Adı: The Walking Dead, Volume 1: Days Gone Bye
Yayınevi: Marmara Çizgi
Çeviri: Emre Yavuz
Basım Yılı: 2009
Sayfa Sayısı: 144
Gün içinde televizyon başında geçirmediğiniz kaç saatiniz var?

En son ne zaman gerçekten elde etmek istediğimiz bir şey için çabaladık?

En son ne zaman gerçekten ihtiyacımız olan bir şey istedik?

Bildiğimiz dünya artık yok.

Ticari ve saçma ihtiyaçların dünyası yerini ölüm kalım savaşı ve sorumluluğa bıraktı.

Mahşeri bir salgın ölülerin dirilip canlılarla beslenmesine yol açtı.

Bir kaç ay içinde toplum düzeni çöktü.

Hükümet yok.
Süpermarketler yok.
Posta servisi yok.
Kablo TV yok.

Artık yaşamak zorunda kaldığımız dünya, ölülerin dünyası.
Yürüyen Ölüler ile dizisi yoluyla tanışmıştım. Dizinin ilk bölümünü akşam yemeği eşliğinde izlediğim için, ilk bölümlerde iğrenme duygusu bayağı kuvvetliydi. Ama alıştıktan sonra bir bakmışım, dizi beni pençesine almış. Farkında olmadan kendimi, kendi zombi kıyametimde neler yapacağımı düşünürken buluyordum. Hatta bir aralar -sanırım dizinin 2. sezonunun sonlarına doğruydu- bir zombi kıyameti olma ihtimalini göz önüne alarak, oturduğum evin yakınlarında bulunan kırsal ve gözlerden uzak güvenli yerleri araştırmaya başlamıştım. Pek bir şey bulamazsam diye, evin güvenliğini arttırma yollarını ve katlar ile odaları ne şekilde kullanabileceğimi de düşünmüştüm :D İşte, ben kendimi diziye böylesine kaptırmışken Vali diye pisliğin teki bir karakter geldi ve beni diziden öyle bir soğuttu ki... Çizgi romanları ise bu özlemi gidermek için, yaklaşık 1,5 yıl önce almıştım.

Yoruma başlamadan önce yazıda yer alan fotoğrafların spoiler niteliğinde olabileceğini belirtmeliyim. Yazıda ise çizgi romanı diziyle karşılaştırdığım paragraf dışında spoiler bulunmuyor, o paragrafın başında da spoiler uyarısı var ^_^


Yürüyen Ölüler'e başlamadan önce, sayıların bu kadar akıcı olacağını hiç düşünmemiştim. İlk kez çizgi roman okuduğumdan olsa gerek, 1. sayı olan Günler Sonra'yı 20 dakikada okuyup bitirdim. Ardından arkadaşımın tavsiyesi üzerine, çizimleri incelemek için tekrar okudum ve bundan sonraki sayılarda balonları hızla okuyup geçmek yerine her bir sayfayı uzun uzun inceledim. Neler olacağını merak ettiğimden hemen bir sonraki sayfaya geçmek istesem de kendimi frenlemeye çalıştım ve fark ettim ki bir süre sonra buna gerek kalmadı; çizimlere bakmak da balonları okumak kadar zevk aldığım bir eyleme dönüştü :) Ayrıca, çizgi romanın renksiz olmasının seriye çok yakıştığını, o kıyamet sonrası havasını nasıl da kattığını şuraya sıkıştırıvereyim :D Başlarda buna, çizimlerin renksiz olmasına da çok takılmıştım ama hikaye sizi içine öyle bir çekiyor ki alıştığınızın farkına bile varamıyorsunuz.

Gelelim dizisiyle karşılaştırmasına... Dizinin ilk sezonunu izlemediyseniz ve Yürüyen Ölüler'in ilk sayısını okumadıysanız sonraki paragraf sizin için spoiler taşıyor, demektir ;)

Çizgi romanın ana hatları, dizisiyle büyük ölçüde uyuşuyor; hatta Rick'in Atlanta'ya gidişine kadar hatırladığım kadarıyla neredeyse her şey aynı gibi. Atlanta'ya varışından sonra değişimler başlıyor; farklı birkaç olay ve bazı karakterler ile Yürüyen Ölüler'in çizgi romanı, dizisinden ayrılıyor. Örneğin dizideki bayılarak izlediğimiz o tank sahnesi çizgi romanda yer almıyor veya ana karakterden bile çok sevildiğini düşündüğüm Daryl Dixon'ın aslında dizi için yaratılan karakterlerden biri olduğunu görüyoruz; çünkü kendisi çizgi romanda yok. Çizgi romanda yer alan bazı karakterlerin de diziye yansıtılmadığı görülüyor. Karakter değişimleri ve olay örgüsündeki minik sahne farklılıklarına rağmen kurgunun ana çizgisi diziyle paralellik gösteriyor.

Sanırım çizgi romandan ana kurgu alınmış ve bütün bir sezona dağıtılmış; kalan boşluklar ise kurguya uygun sahnelerle doldurulmuş. Bu yüzden çizgi romanda her şey bir anda olup bitiyor gibi gelmişti bana. Dizide ise daha bir doluluk var gibi hissetmiştim ilk sayıyı okurken. Sonraki sayılarda bu hissin derecesi farklılık gösterse de -en azından benim için- devam etti.


Çeviriye, fontlara ve yazılardaki vurgulara bakmak için ilk sayının İngilizcesine şöyle bir göz attım da... Çeviriyi başarılı buldum; ben olsaydım tam anlamı vermek için şöyle çevirirdim dediğim yerler de vardı; çeviri cuk oturmuş, bu şekilde çevirmek hayatta aklıma gelmezdi dediğim yerler de... Ama ilk söylediğim kısmı birkaç cümle için geçerli. Yanlış anlaşılmasın, bu cümlelerin çevirisi gayet uygun; sadece ben olsaydım farklı çevirirdim diyorum ^_^ Yukarıdaki fotoğraftaki gibi konuşma balonlarındaki ünlemlerin çoğu Türkçeleştirilmişti. Bu eylem, zombilerin çıkardığı seslerde birkaç harf değişimi yapılarak gerçekleştirilmiş; insanların ünlemlerinde ise aynı bırakılanlar da vardı, tamamen değiştirilenler de. Tamamen değiştirilenler, "EEK!" gibi bize yabancı olan ünlemlerden oluşuyor. Ses efektleri ise aynı şekilde bırakılmıştı.


Konuşmalardaki vurguların çoğu atlanıp normal konuşmaya dönüştürülse de yukarıdaki gibi bazılarının vurgusu korunmuştu. Atlanılan vurguların fazlalığını görünce ilk sayıyı bir de İngilizce okuyayım dedim de... Vurgular gerçekten de yabana atılmayacak derecede etkili. Keşke ilk sayıda vurgulara biraz daha dikkat edilseydi. Sonraki sayılarda vurgulara verilen önem biraz daha artmış olacak ki, çok az bir kısmının atlandığını gördüm.


Çizgi romanda orijinal font kullanılmasa da, orijinaline oldukça yakın bir font tercih edilmişti. Hatta, ikisi arasındaki farkı hemen göremeyebiliyorsunuz. Örneğin ben bu farkı yukarıdaki balonlarda fark ettim. Orijinalde Lori ile Carl'ın balonlarında ve normal konuşma balonlarında aynı font kullanılmıştı. Marmara Çizgi ise Lori'ninkine dokunmamış. Bu fontta sadece I ve İ, yani büyük ı ve i harfleri biraz rahatsızlık verdi bana; onun dışında diğer harfler birbirlerine benzedikleri için fazla takılmadım.

Diğer sayılar da ilki gibi nefes kesici güzellikteydi *_* Zaten, ilk 4 sayıyı nasıl bitirdim, anlamadım. Özellikle 3. bölümün meraktan çatlatacak cinsten bir sonu vardı. Ama Vali olaya dahil olunca 5. sayı elimde süründü, resmen. Nasıl da nefret ediyorum şu adamdan ya! Ama bu da ayrı bir başarı bence; bende böylesine güçlü nefret uyandıran bir Umbridge vardı sanırım, bir de bu mahluk eklendi, tam oldu -_-

Puanlamaya geçecek olursak... İlk 4 sayı benden tam puanı kaparken 5. sayıdan Vali yüzünden bir puan kırdım. Çünkü Vali olunca çizgi romandan aldığım zevk eksilere düşüyor; sonraki sayfada ne gibi psikopatlıklar yapacak bu adam diye korktuğumdan sayfayı çeviresim gelmiyor.

Seriye devam etmek istiyorum ama Vali'ye duyduğum kin buna izin verir mi, emin değilim... Diziyi de zaten bu herif yüzünden bırakmıştım, bari çizgi romanı bırakmayayım diyorum ama bakalım... Serinin sayıları su gibi akıyor ya, sonraki bölümlerde Vali'nin olduğu kısımlar da böyle geçerse efsane olmaz mı ^_^




post signature

4 yorum:

  1. bu çizgi roman serisi bittimi ? yoksa hala devam ediyormu ? ve kaç sayıdan oluşuyor ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devam ediyor, Amerika'da 30 Mart'ta 25. sayı çıkacak. Bizde de Marmara Çizgi en son 23. sayıyı çevirdi diye biliyorum.

      Sil
  2. Öncelikle merhaba! Blogunuzu yeni keşfettim ve ba-yıl-dım! Üstelik çizgi romana yönelen bir blogger bulmak daha da mutlu etti ^^ Bir kaç çizgi roman (ya da çizgi roman dünyasındaki daha spesifik tanımıyla grafik roman) önerebilirim diye düşündüm^^ Karanlık Güzel (Beautiful Darkness), Wild Children (bunun türkçe basımı var mı bilmiyorum), Batman Noel ve Rebetiko'yu öneririm ^^ Bunların yazısını blogumda yazmıştım, spoilerlı olabilir ancak içeriği hakkında fikir edinebilirsiniz ^^ Keyifli bloglamalar, sevgiler. Ben daha burada çok takılacağım gibi :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel sözleriniz için çok teşekkürler :) Önerileriniz için ise ayrıca teşekkür ediyorum, her birini tek tek inceleyeceğim ^_^

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...