25 Nisan 2015 Cumartesi

Yorum: Wendy Higgins - Tatlı Tehlike (The Sweet Trilogy, #2)

Tür: Fantastik, Genç-Yetişkin, Paranormal
Goodreads Puanı: 4,32 (25.847 oy)
Orijinal Adı: Sweet Peril
Yayınevi: Go Kitap
Çeviri: Bige Turan
Basım Yılı: 2015
Sayfa Sayısı: 440
Görevleri, cennetten kovulan iblislere hizmet etmek olan Nefillerden biri olduğunu öğrendiği günden beri hayatı altüst olan Anna, kötülüğe boyun eğmemeye kararlıdır. Ama dört bir yanda kol gezen fısıldayan iblislerin ve acımasız Düklerin dikkatini çekmemek için o da diğer Nefiller gibi çalışmak zorundadır. Bunun için tüm çekingenliğinden sıyrılıp bir parti kızı oluveren Anna artık tüm eğlencelerin aranılan ismidir. Bu şekilde yaşamaktan nefret etse de o, çok büyük bir amaca hizmet edecek olan "seçilmiş kişidir" ve zamanı geldiğinde ona emanet edilen Erdem Kılıcı ile büyük bir savaşa öncülük edecektir. Ama o güne dek kimliğini gizli tutmalı ve toplayabildiği kadar yandaş toplamalıdır. Bunun için kendisi gibi bir Nefil olan Kaidan Rowe'a duyduğu büyük aşkı bile kalbine gömen Anna, bir yandan "kötü kızı" oynarken bir yandan da iblisleri yeryüzünden silmek için ölümcül bir mücadeleye girişecektir.
Son birkaç haftadır ciddi bir kitap okuyamama sorunuyla boğuşuyordum. Güncel olarak okuduğum kitapları bitirmeden yeni kitaba başlamam ve bunun yaklaşık 3 aydır tekrar etmesiyle şu ana kadar en uzun kitap okuyamama döneminden geçtiğimi fark ettim. Tatlı Tehlike ise beni bu dönemden çıkaran kitap oldu ^_^

Yorumuma geçmeden önce serinin ilk kitabı Tatlı Şeytan yorumum için buraya tıklayabilirsiniz :)

Bu nasıl bir akıcılık, aklım almıyor... Bakın, 3 aydır birbirinden muhteşem 4 kitap okuyordum ki son haftalarda Terry Pratchett'ın Büyünün Rengi'sine başlamıştım. O bile bir yerden sonra gitmedi, kaldı öyle. Ama Tatlı Tehlike'yi 48 saat içinde bitirdim. Uzun zamandır böylesine hızlı bir okuma yapmamıştım, nasıl da özlemişim kitapları arka arkaya bitirmeyi :) Akıcılık diyordum... İşte, geçtiğim bu her okurun kabusu olan döneme rağmen kitabı böyle kısa bir süre içinde bitirebiliyorsam Tatlı Tehlike'yi, okuduğum en akıcı kitapların arasına yerleştiririm.

Kitabın aksiyonu, umduğumdan biraz daha düşüktü. Gerçi sonlara doğru hareketlenmeler oldu ama orta kısım, asıl konuyla alakasız olduğunu düşündüğüm çok fazla olay içeriyordu. Yine de, serilerin ikinci kitaplarında aksiyon düşüklüğü görmeye alışkın olduğum için bu eksikliği pek yadırgamadım.

Tatlı Tehlike ile karakterlerin kişiliklerinin yavaş yavaş oturduğunu görüyor gibiyim. Kitapta karakterlerin geçmişleri, özel hayatları ve benliklerine dair birçok bilgi yer alıyordu ki Wendy Higgins bu bilgilere ilk kitapta yer vermemişti. Bu bilgiler ışığında, bahsedilen karakteri aklımda çok net bir biçimde canlandırabildim. Ayrıca, bilgilerin olay örgüsünün içine göze batmayacak şekilde yerleştirilmesi de, kitabın sevdiğim bir başka unsuru.

Bu sefer, ilk kitabın aksine, kitabın başında auraların açıklandığı bir kısım vardı. Bu kısım, yazarı sürekli olarak her aurayı betimleyip açıklamaktan kurtarıyor. Böyle teknik sayılabilecek bilgilerde tekrara düşülmemesi, benim gözümde kitabın yazım kalitesini arttıran bir etken.

Tatlı Şeytan için okuduğum en iyi melek konulu kitaplardan biri demiştim. Tatlı Tehlike de bu kategoriye girmeyi başardı. Tek eksiği aksiyondu, sanırım. Onun dışında bir eksiği yoktu. Bu seriyle hâlâ tanışmadıysanız, en kısa sürede alıp okumanızı tavsiye ediyorum ^_^



İnsanlar hayattan hep bir okyanusmuş gibi söz ederdi: İhtimaller denizi, olasılıklar deryası. Ancak bir Nefil için hiç öyle değildi. Biz ağlarda tutulan balıklar gibiydik, ya köpek balıkları gibi yapardık ya da onlara yem olurduk. O derya bizim için hiç olasılık barındırmazdı.





post signature

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...