13 Nisan 2015 Pazartesi

Dizi Notları | 4


Vizelerin bitişiyle okuma düzenim konusunda bir şeyler yaparım diye düşünmüştüm. Ama nedense şu sıralar canım pek kitap okumak istemiyor gibi. Ben de bu kitap bunalımını daha da zorlamak istemediğim için kendimi dizilere verdim ve geçtiğimiz günlerde 3 muhteşem dizi keşfettim.


2 yıl kadar önce Vali'nin her şeyi mahvetmesini daha fazla izleyemeyeceğime kanaat getirip The Walking Dead'i öylece bırakmıştım. Son aylarda ise bir arkadaşımın tavsiyesiyle diziyi tekrar izlemeye karar verdim ama bir türlü izlemek gelmedi içimden. Ben de bu isteği canlandırmak için zombi konulu başka dizilere yöneldim. In The Flesh'i daha önce birkaç kez görmüştüm, TWD izleme isteğimi geri getirmek için iyi bir seçim gibi gözükmüştü.

In The Flesh, İngiliz yapımı bir dizi ve klasik İngiliz dizileri gibi uzun dakikalı bölümleri, az bölümlü sezonları var. Dizi, ölülerin zombi olarak dirilmesinden sonra tedavi edilip evlerine geri gönderildiği bir geleceği konu alıyor. Ekranlarda yer alan diğer zombi konulu diziler gibi bol aksiyonlu bir dizi değil, aksine dram ve biraz da gerilim yüklü bir dizi, In The Flesh. Bu yüzden dizinin ilk bölümünden sonra birkaç gün ara verme ihtiyacı hissettim, ben. İlk bölüm beklediğimden çok daha ağırdı ve gerçekten çarpıcı bir giriş bölümüydü. Dizi için kurgulanan dünya bilim kurgumsu bir kıyamet sonrası senaryosundan çok, gerçekçi bir bakış açısıyla yazıldığı için beni biraz çarptı. Fakat verdiğim birkaç günlük ara yetti; bugün, olmadı yarın diziye kaldığım yerden devam ederim diye düşünüyorum.

Dizinin iptal edildiğini, diziye başladıktan sonra öğrendim ve biraz üzüldüm, açıkçası. Gerçi, dizinin henüz ilk bölümünü izledim. Ama ilk bölümde gördüklerim, diziye devam etme kararını vermeme yetti. In The Flesh'i birkaç günlük aralar eşliğinde izleyip bitiririm diye umuyorum. Devam bölümleri hakkında spoiler yememek için diziyi fazla araştırmadım. Ama öğrendiğim kadarıyla diğer bölümler, ilki kadar rahatsız edici değilmiş. Devamının nasıl gittiğini izleyip göreceğim ^_^


In The Flesh'e ara verince 2014-2015 sezonunda başlayacağını bildiğim ve merak ettiğim bir diziye,  iZombie'ye denk geldim. Madem zombi konulu dizilerle ilgileniyorum, iZombie'ye de bir bakayım dedim ve 4 bölümü arka arkaya izleyip diziye yetiştim. 

Komedi türünde bir zombi dizisi olur mu, demeyin. iZombie, bunun en iyi ve başarılı örneklerinden. Hatta türünün tek örneği olabilir zira daha önce hiç komedi türünde bir zombi dizisi görmemiştim. Aslında, zombi kısmı biraz daha ikinci planda kalıyor. iZombie, ağırlıklı olarak polisiye türünde bir dizi ve aralara serpiştirilmiş komediyi de görebilirsiniz. Dizide olaylar, Olivia adında bir tıp öğrencisinin etrafında dönüyor. Bir partide zombiye dönüştükten sonra hayatını baştan aşağı değiştiriyor. Öncelikli amacı ise insanlara zarar vermeyeceği kolay bir yolla, yemek için beyinlere ulaşmak. Beynini yediği insanların anılarını, yeteneklerini, vs. almasıyla ölümlerine ışık tutabiliyor. Bu sayede bir dedektifle birlikte çalışıp ölen kurbanların davalarını çözüyor.

iZombie'nin bir çizgi romandan uyarlandığını ve araştırdığım kadarıyla içeriklerinin biraz farklılaştığını da ekleyeyim. Yine de dizi, beklediğimden çok daha iyi gidiyor. Dizide rol alan bazı oyuncuları başka yapımlarda severek izlediğim için, iZombie'yi oyuncu seçimleri bakımından başarılı buluyorum. Ama dizi bana göre biraz da çerezlik bir havada. İzleyecek diziniz yoksa veya farklı bir yapım izlemek isterseniz, iZombie'ye bir göz atabilirsiniz ;)


Daredevil'ın diziye çevrileceğini duymuştum ama bu kadar erken olacağını beklemiyordum. IMDb'den 9,3 gibi çok yüksek bir puan aldığını görünce diziye şöyle bir bakmazsam meraktan çatlardım, sanırım :D Bir de Netflix'in dizinin ilk sezonunu tek günde yayımlaması, resmen "aç beni, izle" mesajını veriyordu. Ben de bu mesaja kayıtsız kalamadım ve birkaç bölüm izlemek için başladığım diziyi 2 günde yalayıp yuttum.

Daredevil gerek fragmanları, gerekse oyuncularıyla iddialı bir dizi olacağının sinyallerini vermişti zaten. Ama ben bu kadar da iyi olacağını beklemiyordum. Öncelikli olarak dizi, introsuyla beni benden aldı. Dizileri izlerken ilk birkaç bölümden sonra introları atlayan ben, her dizide izlediğim yetmezmiş gibi bütün gün şu videoyu izleyip duruyorum. Onun dışında oyuncuların ve senaryonun kalitesi de diziyi böylesine severek izlememi sağlayan diğer etmenlerden.

Çizgi romanıyla dizinin olay örgüsünün çoğunlukla paralel gittiği ve oyuncu seçimleri başarılı olduğu için; çizgi romanının fanlarının da diziden tatmin olacağını düşünüyorum. Daredevil hakkında söylenecek daha başka bir şey yok, bence. Marvel evreninden ucundan, kıyısından bir şekilde etkilendiyseniz ki günümüzde etkilenmeyen yoktur diye tahmin ediyorum, Daredevil'i bir şekilde izlemeye karar verirsiniz. Çizgi romanlarını takip ediyorsanız da tavsiye etmeme gerek yok, diziye çoktan başlamışsınızdır bile :)

Önümüzdeki günlerde haftalık bölümleri gelen dizileri izlemeyi düşünüyorum. Başlayacak yeni dizi bulmakta zorlandığım için yarım bıraktıklarıma dönüş yaparım, muhtemelen. Önümüzdeki haftalarda dizi yokluğu çekeceğimi tahmin edebiliyorum; bana tavsiye edebileceğiniz diziler var mı? :)

post signature

2 yorum:

  1. Daredevil benim de çok hoşuma gitti. Takipçisi olacağım dizinin.

    YanıtlaSil
  2. Dizi takipçilerinin çok işine yarayacak bu yazı. Teşekkürler. :) Ben de bu aralar Supernatural'ın tüm bölümlerini birip Beauty and the Beast'a başladım. iZombie'yi de deneyeceğim. Aslında böyle dizileri çok severim. :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...