21 Ocak 2015 Çarşamba

Yorum: Gregory Bassham, Eric Bronson & William Irwin - Hobbit ve Felsefe

Tür: Felsefe
Goodreads Puanı: 3,66 (129 oy)
Orijinal Adı: The Hobbit and Philosophy
Yayınevi: İthaki Yayınları
Çeviri: Kemal Baran Özbek
Basım Yılı: 2012
Sayfa Sayısı: 351
* Hobbitler oyun oynamayı neden sever?
* Bilbo Baggins'in karakterindeki dönüşümü nasıl yorumlamalıyız?
* Tolkien gerçekte bir adil savaş teorisyeni miydi?
* Maceracı bir ruh ile kişisel gelişim arasında nasıl bir bağ vardır?
* Tolkien'in kahramanları aslında birer filozof mudur?
* Kibir ve açgözlülük gibi kavramlara felsefi açıdan nasıl yaklaşabiliriz?
* Hobbit bize sanatın felsefesi hakkında neler sunabilir?

...ve daha birçok sorunun cevabı...

Bir yanda Bilbo, Gandalf, Thorin ve Gollum; diğer yanda Aritoteles, Platon, Nietzsche ve Kant.

Hobbit ve Felsefe, Bilbo Baggins ile yeni tanışacak okurlar, yıllarını Tolkien'in eserlerine veren Orta-Dünya takipçileri ve felsefe meraklıları için benzersiz bir kitap.
Hobbit ve Felsefe'yi BOTFA'nın vizyona girmesine haftalar kala, hem kabaran Orta Dünya sevgimi az da olsa dindirmek hem de veda edeceğim Hobbit'i daha iyi anlamak amacıyla okumaya başlamıştım. Kitap, beklediğimden çok farklıydı; okuması da bir o kadar keyifliydi.

Öncelikle, kitabın muazzam bir referans kısmı olduğunu belirtmeliyim zira kitabı böylesine başarılı yapan etmenlerden en önemlisinin, açıklama yaparken dayandığı kaynaklar olduğunu düşünüyorum. Tolkien'in eserlerinden, Platon'dan, Lao-Tzu'dan, Tolkien'la ilgili çeşitli kitaplardan, David Hume'dan ve daha sayamayacağım birçok kişiden ve eserden alınan bilgilerle Hobbit, Tolkien'in eserlerinde görülen belli temalar ve çeşitli kavramlar açıklanıyor.

Kitabın yapısından kısaca bahsedeyim. Kitap, dört bölümden oluşuyor; her bölüm, bazı kısımları bir araya toplayan ortak bir temayı işliyor. Bu kısımların sonunda, metinde kullanılan bilgilerin nereye dayandığını gösteren, kimisi sadece kitap adı, yazarı, basım yeri vs. gibi kısa bilgilerden oluşan kimisi ise uzun açıklamalardan oluşan notlar kısmı bulunuyor. Kitapta o kadar çok not var ki... Bunlar kısımların sonuna konmalarına rağmen, bazen gözüme fazla kalabalık görünmüştü. İlk sayfalarda sırf notlar için her bölümün sonuna bakmak biraz uğraştırıcı gelse de sonralarda alıştım. Bu kısımların sayfaların altına, dipnot şeklinde koyulması taraftarıydım. Fakat bu sefer de her sayfada eşit miktarda dipnot olmayacağı için dengesizlik oluşacak, bu da sayfaların düzenini bozacaktı. Bunlar, bölümlerin veya kitabın sonunda toplansaydı ortaya satırlar dolusu karmaşa çıkabilirdi. Bence yayınevi notları kısımların sonuna koyarak en iyisini yapmış; ben de daha sonra, verdikleri kararın yerinde olduğunu düşündüm.

Hobbit ve Felsefe sayesinde ilgimi çeken birçok yeni kitap keşfettim. Bunların çoğunu Tolkien ve eserlerini konu alan kitaplar oluştursa da içlerinde bazı ilginç metinler de yok değil. Ayrıca, kitapta beğendiğim alıntıları işaretlemek için o kadar çok minik işaret bantlarından kullandım ki, kitabın yan tarafı post-it denizine döndü. Normalde bir kitapta taş çatlasa 5-6 tane minik bantlardan kullanan ben, Hobbit ve Felsefe için elliden fazla post-it kullandım. Bu nedenlerle, Hobbit ve Felsefe'yi okurken yanınızda kağıt ve kalem bulundurmanızı tavsiye ediyorum. Bolca post-it almayı da unutmayın ;)

Kitabın en büyük katkısı ise, kuşkusuz Hobbit'i daha iyi anlamaya yardımcı olması. Hobbit'i bitirdikten sonra kitabı anladığınızı düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz, zira ben de öyle düşünmüştüm ta ki Hobbit ve Felsefe'yi okuyana kadar... Hobbit ve Felsefe, Hobbit'i tekrar ve tekrar okusam dahi fark edemeyeceğim bilgileri kavramamı sağladı. Örneğin, Beş Ordular Savaşı'nın adil savaş kuramı çerçevesinde değerlendirilişini veya hobbitlerin fiziksel yapısıyla yürüyüş arasındaki ilişkiyi Hobbit'te bulamazsınız. Kitapta favorim olarak nitelendirebileceğim bir bölüm var ki, Tolkien'ın şimdiye kadar okuduğum hiçbir eserinde açıkça masaya yatırılmamış bir konuyu ele alıyor: kader ve özgür irade. Bu kısımda Orta Dünya ırklarının Eru tarafından önceden belirlenmiş kaderleri ile özgür irade açısından incelemesi yer alıyor. Bunun gibi okurken inanılmaz zevk aldığım daha bir ton bölüm var. Her biri belli bir konuyu kısaca açıyor, irdeliyor ve son sözü yine okura bırakıyor.

Kitapta kullanılan üslup da, Hobbit ve Felsefe'yi böylesine şevkle okumamı sağlayan unsurlardan biriydi. Yazarlar, okuyucuyla sohbet ediyormuş gibi bir hava yaratmayı tercih etmiş. Bu sayede sayfalar dolusu felsefi bilgi sıkılmadan, yorulmadan okunabiliyor. Yine de kitap, incelediği konuların birbirini fazla etkilememesi sebebiyle, uzun aralar verilerek de okunabilir.

Kitabın kapağına da değinmek istiyorum. Bu kapak sanırım İthaki'nin eseri, kitabın başka bir edisyonunda göremedim çünkü. Orijinal kapaktan daha çok sevdim ben bunu, hem içeriğe daha uygun hem de göze daha hoş geldiğini düşünüyorum.

Hobbit ve Felsefe, eğlendirici olduğu kadar düşündürücü bir kitap ve arka kapağında da belirttiği gibi, herkese hitap ediyor. Etrafınızda Tolkien ve Orta Dünya hakkında konuşabileceğiniz biri yoksa, Hobbit ve Felsefe'yı edinip bu bilgi dolu yolculuğa tek başınıza da çıkabilirsiniz.



...açgözlülük, sırf sayısız savaşa ve bitmek bilmez bir şiddet ile adaletsizliğe yol açması dolayısıyla değil, sahte bir mutluluk vaadinde bulunmasından dolayı da Tolkien'e göre başlıca karakter bozukluklarından biridir. Çölde görülen bir seraptan farksızdır açgözlülük, tam ona yaklaştığımız sanrısına kapılmışken ufuk çizgisine doğru daha da uzaklaşır. Zengin ve şöhretli olanların kontrolden çıkmış, kargaşa içinde yaşamlar sürdürdüğüne sık sık tanık olsak da, alenen ortadaki bu gerçekten asla ders almayız. Hep biraz daha ileride, bizimle arasında daima belli bir mesafe bırakarak, ufuk çizgisindeki yerini korur o serap.





post signature

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...