31 Mart 2014 Pazartesi

Bu ay ne(ler) okudum (Mart/2014)


Mart ayının çoğunu, HP'nin neden olduğu nostalji etkisiyle geçirince ayın son birkaç gününe kadar kendimi toparlayamadım. Yine de HP okuyup bütün o duyguları tekrar hissetmek ve Hogwarts'a, eve geri dönmek çok güzeldi.


Harry Potter ve Melez Prens ile Harry Potter ve Ölüm Yadigârları tekrar okuduğum kitaplardan. Okuma Şenliği için HP'nin ilk üç kitabını okuduktan sonra serinin ayrıntılarını hatırlamadığımı fark etmiştim. Biraz bu yüzden, biraz da çocukluğumun o büyülü dünyasına tekrar dönmek için seriyi okumaya devam etmiştim. İlk 5 kitabı şubat ayı içinde bitirmiştim. Son 2 kitap ise mart ayına kaldı. HP serisinin bütün kitaplarını ayrı bir seviyorum vardır fakat son 2 kitabın, özellikle de Melez Prens'in bende ayrı bir yeri vardır. Kitabı alma maceramı, kitabı nerede ve nasıl okuduğumu, okurken hissettiğim duyguları üzerinden o kadar yıl geçmesine rağmen çok iyi hatırlıyorum. Şimdi o kitabı sonrasında neler olacağını bilerek, bütün o duyguları hatırlayarak okumak çok farklı bir histi. Aynı şey Ölüm Yadigârları için de geçerli... Seriye çok uzun zaman önce veda ettiğim hâlde kitabın son sayfasını çevirirken yine aynı şeyleri hissettim ve bir kez daha Harry Potter kitaplarının o tatlı bekleyişine, seriyi sonlandıran o son cümleye dünyanın dört bir yanında benimle aynı duyguları paylaşan kişilerle tanık olduğum için çok şanslıyım.

Nasıl da duygusal bir yazı oldu bu böyle... Hemen dolan gözlerimi kırpıştırıp günümüze dönüyor, yazıya bu ay okuduğum başka bir kitapla devam ediyorum :)

Uzun Dünya'yı, HP kitapları arasında okumaya başlamıştım. Kitabın çok az bir kısmını okuduktan sonra, HP kitaplarına geri dönmüştüm. Seriyi bitirip etkisinden çıkmaya başlayınca, mart ayının son haftasında kitabı tekrar elime aldım ve kısa bir sürede bitirdim. Kitap gerek içeriği gerekse basımıyla benden tam puan aldı.

Buz Prenses ise D&R'ın 9.90 tl kampanyasından aldığım kitaplardan biriydi. Polisiye türündeki kitapları kış ayında, yorganın atında, elimde bir fincan sıcak içecekle okumayı çok sevdiğim için kitabı kış için özellikle saklamıştım. Fakat nedense kitabı kışın okumayı unutmuşum. Kitabı sonraki kışa bırakmamak için, havalar hâlâ serinken okuyup bitirdim. Mart ayının son kitabını, eksikliklerine rağmen keyif alarak okudum.

Mart ayında sizler hangi kitabı/kitapları okudunuz?


post signature

28 Mart 2014 Cuma

Yorum: Stephen Baxter & Terry Pratchett - Uzun Dünya (The Long Earth, #1)

Tür: Bilim Kurgu, Macera, Mizah
Goodreads Puanı: 3,68 (15.968 oy)
Orijinal Adı: The Long Earth
Yayınevi: İthaki Yayınları
Çeviri: Cihan Karamancı
Basım Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 416
Goodreads okurlarına göre 2012′nin En İyi Bilim Kurgu Romanı!

Bilim kurgunun iki ustası Terry Pratchett ve Stephen Baxter yeni bir roman için bir araya gelip bize şu soruyu sordu: Dünya’daki kaynaklar kısıtlı olmasaydı, insanlık nasıl gelişirdi? Paralel dünyalar arasında yolculuk yapılmasını sağlayan "adımlayıcı"nın icadıyla, asırlardır yalnız olduğu düşünülen Dünya ve insanlık için yeni bir dönem başlamıştır. Ne kadar çok kullanılırsa o kadar çok yeni dünyanın keşfedilmesini sağlayan bu aygıt, insanlığa sonsuz ihtimaller sunar. Doğuştan "Adımlayıcı" olanlarınsa buna ihtiyacı yoktur.Evrimin farklı bir yol izlemesi, dinozorların hayatta olması, homo sapienslerin var olmaması gibi "küçük" ayrıntılar göz ardı edildiğinde, yan yana sıralanan her Dünya birbiriyle aynıdır. New York Times çoksatarı Uzun Dünya, gerçek anlamıyla "başka dünyalar"ı mümkün kılıyor.Sizi bekleyen dünyalar var; yeter ki küçük bir adım atın.
Uzun Dünya'yı henüz Harry Potter serisini okumayı bitirmediğim bir zamanda, HP'nin etkisinden daha kolay çıkabilmek amacıyla okumaya başlamıştım. Nitekim kitap, daha ilk sayfalarında beni içine çekmeye başladı. Fakat burada Harry Potter'dan söz ediyoruz... Çok geçmeden kitaba ara verip HP okumalarıma geri döndüm. Ama içim rahat etmemiş olacak ki seriyi okumayı bitirdikten sonra, hâlâ HP etkisindeyken kitaba kaldığım yerden devam ettim. Bu sefer içimdeki cadı'yı görmezden geldim ve kendimi Uzun Dünya'da Joshua ve Lobsang ile birlikte adımlarken buldum.

Kitap, öncelikle konusuyla ilgimi çekmişti. Zaten paralel dünyalar kavramı başlı başına ilgimi çeken konulardan biri, bunun bir de başarılı bilim kurgu yazarları tarafından ele alındığını ve bir kitapta işlendiğini gördükten sonra Uzun Dünya'yı okumamak gibi bir seçenek, benim için söz konusu bile olamazdı.

Kitabın konusundan ziyade kurgulanan dünyayı -ya da dünyaları mı demeliyim- sevdim. Kitapların arkasındaki hayal gücünü keşfetmeyi sevdiğimden bir yerde bahsetmiştim sanırım. İşte bu yüzden Uzun Dünya'yı okurken son derece keyif aldım. Kurgunun nasıl da başarıyla işlendiğini uzun uzun anlatmayacağım, anlatabileceğimi de sanmıyorum. Bu, sizin keşfetmeniz gereken bir eylem. Sadece, Uzun Dünya'ya hayran kalacağınızı söyleyebilirim.

Kitap, fazlasıyla sürükleyiciydi. Öyle ki, kısa bir zaman önce kapıldığım HP dünyasını bile bastırabildi. Uzun Dünya'yı okuduğum zamanlarda HP etkisinin azladığını hissettim. Özellikle kitabın son sayfalarını büyük bir heyecanla okudum. Kitabı bitirdikten sonra HP beni tekrar etkisi altına alsa da şimdi, Uzun Dünya'nın yorumunu yazarken kitabın etkisine giriyor gibiyim :D Hazır etkisi altındayken, paralel dünyalara adımlamayı sağlayan bir cihaz olan adımcıyı, şimdiki uğraşlarımın arasına sıkıştırırsam çok iyi olacak. Biraz da şansla belki de kendimi paralel dünyalardan birinde bulurum :)

Uzun Dünya'da ilgimi çeken bir diğer şey kapak tasarımıydı. İthaki Yayınları, orijinal kapağa yakın bir görsel kullanmış, öyle ki aralarında pek bir fark yok. Daha önce birkaç tane orijinal kapağa yakın görsellerin kullanıldığı kitaplara denk gelmiştim fakat çoğunu orijinal kapağın ucuz taklitleri gibi görüyordum. Uzun Dünya için ise aynı şey söz konusu değil, kapağa tek kelimeyle bayıldım. Kitabı okurken Esas Dünya'nın gelişen teknolojiyle birlikte gri ve kirli, diğer dünyaların ise çok daha canlı olduğunu düşündüğüm için kapak görselinde orijinal kapağa göre daha doygun renklerin kullanılması yerinde olmuş.

Uzun Dünya, yaratıcı kurgusu ve farklı karakterleriyle okuyanı bambaşka dünyalara götüren, sürükleyici bir kitap. Bilim kurgu sevenler kadar farklı bir kitap okumak isteyen herkesin kitabı beğeniyle okuyacağını düşünüyorum. Serinin devamını da merakla bekliyorum.



"...Uzun Dünya bize karşı fazla sevecen. Her şey çok mükemmel! Tam da biz Esas'ın içine etmişken, tam da onu paylaştığımız canlılardan çoğunu ortadan kaldırmışken ve kaynak savaşlarıyla kendi kendimizi yok edecekken, abrakadabra! Karşımıza sonsuz sayıda Dünya çıkıveriyor. Nasıl bir Tanrı bu tür bir iş çevirir ki?"





post signature

23 Mart 2014 Pazar

Ne(ler) Yapıyorum | 3


Uzun bir aranın ardından herkese merhaba! Hala yaşadığımı ve bloga geri döndüğümü bildirmekten mutluluk duyuyorum :) Bir ay kadar önce şenlik kapsamında Harry Potter serisinin ilk 3 kitabını okumaya başlamıştım. Fakat hızımı alamayıp 4. kitaba başlamış, bütün seriyi bir haftada okumuştum. Geriye kalan 3 haftada ise Harry Potter'ın o büyülü dünyasından kendi muggle dünyama dönmeye çalıştım. Başarılı olduğumu pek söyleyemeyeceğim, zira geçtiğimiz birkaç haftada asa yapımından Harry Potter filmlerini tekrar tekrar izlemeye kadar HP ile ilgili çeşitli eylemlerde bulundum; Harry Potter kitaplarının getirdiği nostalji etkisi de cabası... Sonuç olarak yeni yeni toparlanıyorum fakat HP ile aramdaki bağı tam olarak koparabilmiş değilim ve bu bağın kopacağını da sanmıyorum. HP'nin bende her zaman ayrı bir yeri olmuştu ama bir ay öncesine kadar bu yerin unutulmaya yüz tuttuğunu fark etmemiştim. Şimdi ise biraz daha HP'ye bağlı, yenilenmiş bir şekilde; bloguma, kitaplarıma, dizi ve filmlerime geri dönüyorum :)

 

Kendimi Harry Potter'ın sihir dolu, muazzam dünyasında kaybettikten sonra henüz HP modundan çıkamadan başka bir kitap okumak gibi bir hataya düştüm. Uzun Dünya'yı yolda okumaya başlamıştım ve düne kadar da benim yol kitabım gibiydi. Kendimi biraz toparladıktan sonra kitabı bitirmeye karar verdim ve Voila! Kitabı dün akşam bitirdim. Kitabın yorumunu önümüzdeki günlerde bloga eklemeyi düşünüyorum. Bu arada ise uzun zamandır polisiye okumadığımı fark ettim ve Buz Prenses'e başladım. Kitap şimdilik iyi gidiyor, fakat şimdiden kitapta gözüme takılan bazı noktalar var.


En son Black Sails'in sezon finalini izlemiştim, sanırım; dizinin beklediğimden çok farklı bir senaryoyla ilerlediğini düşünecek olursak sezon finaline şaşırmamam gerekir. Kendimi HP'da kaybettiğim için dizilerin bölüm yorumlarını yazamadım, bazılarının yeni bölümlerini izleyemedim bile. Bu yüzden dizi hakkında ufacık da olsa bir yorumu araya sıkıştırıvereyim dedim :D  Ama bugünden itibaren kaçırdığım bölümleri izleyip eski tempoma kavuşacağım.


Bir ay boyunca Harry Potter filmlerini tekrar tekrar, gerek sırasıyla gerekse sırasız bir şekilde izlediğim için hiç film izlemediğimi söyleyemem. Ayrıca Divergent'ın çıkmasına bir haftadan az kaldı. Filmi sinemada izleyebilirsem yorumunu da kısa bir zaman sonra bloga eklerim :)

post signature

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...