21 Kasım 2014 Cuma

Dizi Notları | 2



Vizelerin bitmesiyle rahat bir nefes aldım. Artık blogla ilgilenmeye başlamayı düşünüyorum ama derslerin bu seneki yoğunluğuna bakacak olursam, düşündüğüm kadar da çok olamayabilirim buralarda. Ama, bir yerden başlamak lazım. Ağustostan beri kitap bitirmediğimi göz önüne alırsak blogda şimdilik bolca dizi ve film yazıları olacak. Yine, son aylarda izlediğim dizileri tek tek ele almak yerine, Dizi Notları'nda bahsetmek istedim.


Bahsedeceğim ilk dizi, tavsiyeler üzerine başladığım Carnivàle. Öncelikle diziyi SaklamaKabı'ndan Eren tavsiye etmişti. Sonra, Criminal Minds'ta Spencer Reid karakteriyle gönlüme taht kuran Matthew Gray Gubler'ın favori dizisinin Carnivàle olduğunu öğrenince, bu diziye bir şans vermeye karar verdim. Dizi, beklediğimden çok farklı çıktı. Şöyle ki, Carnivàle'ın aynı türdeki diğer dizilerden bir farkı var: Açıklanması imkansız, doğaüstü olayların normal ve hayatın bir parçasıymış gibi kabul edildiği algısı, dizinin her köşesine işlemiş. Bu, özellikle ilk bölümlerde biraz kafa karıştırıcı olabiliyor; ama izledikçe bu algıyı benimsiyorsunuz.

Dizinin ilk bölümü sarmamıştı, ama birkaç bölüm izledikten sonra aniden kendimi o dünyanın içinde buldum resmen. Hatta, bir aralar diziyi izlerken yerimde duramıyordum. Carnivàle, her bölümde akıllardaki soru işaretlerini gidermesi gerekirken aksine, ortaya daha çok soru attığı için bu şekilde izlemem normal aslında. Diziden böylesine tutkuyla bahsetmeme rağmen, henüz 2. ve son sezonunda olmam da oldukça normal :D Dizinin bitmesini istemediğim için, son sezonu şimdilik izlememe kararı aldım :) İzleyeceğim diziler tükendikçe, bu kararımı tekrar gözden geçirebilirim. Uzun lafın kısası, siz bu diziyi izleyin bence; pişman olmayacaksınız ;)


Warehouse 13, izleyecek dizi bulamadığım zamanlarda karşıma çıkan dizilerden. Bir dizi izleme sitesinde karşılaşıp anlık bir kararla izlemeye başlamıştım. Başlarda çok sarmasa da birkaç bölüm sonra diziyi bırakamadığımı fark ettim :D FBI ajanları olan Myka ve Pete'in arasındaki kimya Bones'taki Brennan ve Booth'unkine çok benziyor. Dizi 5. sezonda bitirilmeyip birkaç sezon daha sürseydi eminim Myka ve Pete'in ilişkisi Brennan-Booth'unki gibi devam edebilirdi. Dizi birçok açıdan Bones'a benziyor, sanırım aralarındaki tek fark dizinin türü. Warehouse 13, başlarda polisiye gibi görünse de aslında bir bilim kurgu dizisi. Özellikle ilerleyen bölümlerde eklenen ögeler ve oyuncularla bilim kurgu, elle tutulur cinse dönüşüyor. Ajanların kullandıkları aletlerin el yapımı olması ve Warehouse'un bekçisinin steampunk'a düşkünlüğü gibi sebeplerden dolayı dizinin biraz da steampunk'a kayan bir havası var ki bence bu hava, diziye çok iyi yedirilmiş.

Karakterlerin kurdukları güçlü ilişkiler, eğlenceli diyaloglar ve sağlam senaryosuyla diziyi, büyük bir keyifle izledim. Mini sezonla veda eden dizinin son sezonunu izlerken gerçekten çok üzüldüm. Çünkü bırakılsa, Supernatural gibi 10. sezona kadar götürülebilecek malzeme var senaristlerin ellerinde. Hatta Warehouse 13'in şimdiye kadar izlediğim hiçbir sezonu doldurmalık, saçma veya sıkıcı değildi. Ama sanırım, diziyi senaryo bakımından en iyi zamanında sonlandırmak da bir başka seçenek. Warehouse 13, olsa daha da izlerim dediğim, izlemesi heyecanlı ve eğlenceli dizilerdendi. Ama, elimde dizinin izleyecek başka bölümü olmadığı için Eureka isimli diziye bir bakmayı düşünüyorum. Duydum ki Warehouse 13 ile Eureka aynı kanalda, Syfy'da yayımlanıyormuş ve bu iki dizinin evrenlerinde bazı geçişler yapılmış. Çok fazla bir şey beklemiyorum, ama en azından birkaç tanıdık sima görmek, iyi olabilir :)


Gotham'a başlayalı çok oldu, ama diziyi büyük bir heyecanla izlemeye ancak 6. bölümle başlayabildim. O bölüme kadar dizi giriş havasındaydı sanki, o malum olaydan sonra birçok şey yerine oturmaya başladı. 6. bölüme kadar bölümleri zar zor izlemiştim. Diziyi şu anda düzenli olarak takip ediyorum. Zaten bu aksiyonla, dizinin yeni bölümüne gün saymamak elde değil.


Firefly'a yaz aylarında şöyle bir bakıp diziyi kenara ayırmıştım. O anda nedense ilk bölümüyle beni kendine bağlayamamıştı. Sonra ise bir bağlandım ki, sormayın... Bitmesin diye haftada bir bölüm izlemeye çalışsam da sonunda dayanamayıp son 3 bölümü arka arkaya izledim. Daha doğrusu, vizeler araya girdi ve sezon finalini vizelerden sonraya bırakmak zorunda kaldım. Sezon finalinden sonra da Serenity'yi izleyerek bu devri de kapatmış oldum.

Firefly'ın methini çok duymuştum. Sadece 1 sezoncuk sürmesine rağmen o süre zarfında kendisine feci derecede bağlı bir kitle oluşturduğu; dizinin bitimiyle de o kitlenin çılgına döndüğü hakkında birçok yazı okumuştum. Bir dizi bu kadar da abartılamaz diye düşünerek geçtim ekranın başına ve bir kez daha, her bölümü "Neden bunu daha önce izlemedim!" nidalarıyla izledim.

Öncelikle, dizinin yaratıcısının Joss Whedon olduğu gerçeğiyle başlıyorum. Bakın, daha bu bilgiyle dizinin ne kadar muhteşem olabileceğini tahmin edebilirsiniz. Saat olmuş 20.00, ben aklımı yormam diyorsanız ben size söyleyeyim; dizi muhteşemin muhteşemi olma potansiyeline sahip! Dizinin detaylıca planlanmış, orijinal bir senaryosu var; karakterleri de aynı şekilde. Oyuncular deseniz, onlar da şimdi birçok büyük yapımda yer alan, başarılı kişiler. Diziye biraz daha zaman verilseydi, Joss Whedon harikalar yaratabilirdi. Serenity'yle fazlaca aceleye gelmiş ama bir o kadar da harika bir kapanış yapılsa da Firefly, planlandığı gibi 7 sezon sürseydi çok daha iyi olabilirdi.

Dizi, bilim kurgu türünde; hem de nasıl bir bilim kurgu... Araya biraz da western serpiştirildiğini duyunca, ortaya çok komik bir şey çıkacağını düşünmüştüm ama tabii ki yine yanıldım. Bilim kurgu denilince aklıma her şeyin aşırı fütüristik tarzda olduğu bir dünya geliyordu. Firefly, aklımdaki bu klasik bilim kurgu görüntüsünü yıktı geçti. Diziye böyle deli olmamın bir nedeni de bu, aslında. Bayılarak okuduğum/izlediğim bu türe çok farklı açılardan bakmamı sağladı. Sırf, içerdiği bir miktar farklılıkla bende böyle bir değişim yaratabiliyorsa, bu evrenle ilgili izlediğim 14 bölüm+1 film sonrası olanları siz tahmin edin.

Lafı yine çok uzattım sanırım ve yazı biraz da benim fangirllüğüme doğru kaymaya başlıyor :D En iyisi ben size Firefly'ı de tavsiye ederek yazıyı sonlandırayım. Bir de, Serenity'nin çizgi romanı çıkacakmış tekrardan. Şimdilik gözüm onların üstünde, gerçekleşmesine pek ihtimal vermesem de çizgi romanlarını almayı çok istiyorum, ama bakalım :)

post signature

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...