31 Mayıs 2014 Cumartesi

Bu ay ne(ler) okudum (Mayıs/2014)


Mayıs ayı gerek yazmam gereken raporlar, gerekse finaller yüzünden nisana göre çok daha yoğundu. Neyse ki birkaç güne finallerim bitiyor ve ben de blogumla ilgilenmeye kaldığım yerden devam edebileceğim :) Bu ay ise sadece yollarda, genellikle izbanda, kitap okuma fırsatım oldu ve bu şekilde sadece 2 kitap okudum.


Hayvan Çiftliği'ni tatilde okumayı düşünüyordum, aslında. Fakat ince olması sebebiyle hem çantamda ağırlık yapmayacağı hem de finaller başlamadan biteceği için okumaya daha erken başladım. Kitabı bitirdikten sonra sanki kitabı okumamışım gibi gelmişti. Fakat aradan birkaç gün geçince kitabın özünü anlamaya başladım. Ayrıca bu kitapla, George Orwell maratonunu da başlatmış bulunuyorum. Tatilde blogumda bol bol Orwell'ın kitaplarını görebilirsiniz ;)

Kan Şarkısı'nı blog tur kapsamında okudum. GR puanını görünce okumadan yapamayacağımı anladım ve 18 bloggerın toplandığı blog tur grubuna katıldım. Kitap, inanılmaz bir arka plana sahip; her şeyin en ince ayrıntısına kadar planlandığı harika bir kurgusu var. Epik fantezi severlerin kaçırmaması gereken kitaplardan biri.

Mayıs ayında sizler hangi kitabı/kitapları okudunuz?


post signature

25 Mayıs 2014 Pazar

Blog Tur: Kan Şarkısı - Anthony Ryan | Kitap Yorumu + Tanıtım Videosu


Herkese merhaba :) Uzun zamandır ne bir tur yazısı paylaşabiliyorum ne de blogumla ilgilenebiliyorum. Önümüzdeki birkaç hafta da durum böyle olacak, sanırım. Ama 18 bloggerın toplanıp düzenlediği Kan Şarkısı'nın blog turu sadece burayı da değil, bütün blog alemini canlandıracak bence ;)

8 gün sürecek turun ikinci günündeyiz. Sizlerle kitap yorumumu ve kitabın İthaki Yayınları tarafından hazırlanan tanıtım videosunu paylaşacağım. Ayrıca, yazının sonundaki uygulamayla 4 kişiye incelediğimiz kitabı hediye ettiğimiz çekilişe katılmayı unutmayın. Turdaki diğer blogları ziyaret etmek ve tur hakkında bilgi almak için Kan Şarkısı'nın facebook sayfasını buradan takip edebilirsiniz. Keyifli turlar!

Tür: Epik Fantezi, Fantastik, Macera
Goodreads Puanı: 4,57 (13.045 oy)
Orijinal Adı: Blood Song
Yayınevi: İthaki Yayınları
Çeviri: Barış Tanyeri
Basım Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 664
"Pek çok adı vardı. Daha otuz yaşına gelmemiş olmasına rağmen, tarih ona bol unvan ihsan edilmesini layık görmüştü: Onu bize eziyet etsin diye gönderen deli kralın karşısında Diyar’ın Kılıcı, savaşlar boyunca onu izleyen adamların yanında Genç Atmaca, Cumbraelli düşmanlarına karşı Karanlıkkılıç ve sonradan öğrendiğime göre Büyük Kuzey Ormanı’nda yaşayan esrarengiz kabileler arasında da Beral Shak ur adıyla anılırdı, yani; Kuzgun Gölgesi.
Ama benim insanlarım onu tek bir isimle tanırdı ve onu iskeleye getirdiklerinde aklımda dönüp duran da bu isimdi: Umut Katili. Yakında öleceksin ve ben de bunu göreceğim. Umut Katili."

Vaelin Al Sorna, annesinin ölümünün yarattığı üzüntüyü henüz üzerinden atamamışken, kendisini İtikad’ın koruyucusu Altıncı Nişan’ın kapısında, Kral’ın Savaş Lordu olan babası tarafından terk edilmiş olarak bulur. Nişan’a adım attıktan sonra ise artık hayatı eskisi gibi olmayacaktır. Bu inanç koruyucusu savaş okulunda ölümcül sınavlarla boğuşurken, dövüşmenin yanı sıra kardeşliği, sadakati, karanlığı, ihaneti ve hayatta kalmayı öğrenir. Diyardaki kardeşleri ise onun tek ailesidir. On yaşında o kapıdan adım atan çocuk, genç bir adam olduğunda, Diyar’ının en tanınmış figürlerinden biri haline gelmiştir. Krallarla pazarlık yapar, ordular yönetir ve Diyar’ın kâbuslarından Karanlık’la başa çıkmaya çalışır. Artık sadece Diyar’ının değil, tüm dünyanın kaderi onun ellerindedir. Her şeyden öte, Vaelin’in zorlu hayatında böylesine yükselmesini sağlayan gizli ve karanlık bir gücü vardır: Kan Şarkısı.

"Eğer Rothfuss veya Sanderson tarzı fantastik kurgu seviyorsanız, Kan Şarkısı sizin için biçilmiş kaftan."
-Felicia Day

"Cesur bir kurgu, kadim büyüler, amansız entrikalar ve kanlı bir macera…"
-Publishers Weekly

Vaelin Al Sorna, Savaş Lordu olan babası tarafından Altıncı Nişan'a verilir. Burada bir savaşçı olmak için eğitim görmeye başlar ve birbirinden zorlu sınavları geçer. Büyüdükçe ve öğrendikçe, dövüş konusundaki yeteneğiyle Nişan'daki kardeşlerinin arasında sivrilir. Çok geçmeden adı, bütün diyarda tanınır. Vaelin henüz yirmisine bile gelmeden kumandan olur ve kralın planlarında yer almaya başlar. Krala verdiği söz ile kendi istekleri arasında kalan Vaelin'in, katıldığı her savaşla yeteneği artarken içindeki şarkı da yükselir. Bir yandan şarkısına kulak verirken bir yandan da doğru bildiği gerçekleri sorgulayacak sırlar öğrenir. Bu sayede kendi kaderinin yolunda yürürken tüm diyarların kaderini de şekillendirir.


Kitabı tek bir kelimeyle özetlemem gerekseydi, "ayrıntılı" derdim, muhtemelen. Karakterlerden, kurguya kadar kitabın tüm ögeleri en ince ayrıntısına kadar planlanmış. Her bir karakterin özellikleri, dış görünüşü veya geçmişi kitapta yer almasa bile bütün karakterlerin bu ayrıntılara sahip olduğunu hissettim. Aynı şekilde kurgu da fazlasıyla detaylıydı. Öyle ki, olay örgüsünü anlamak için çoğu zaman bazı yerleri birkaç kez okumam gerekti. Üşenmesem yanıma bir kağıt-kalem alıp not alacaktım; kimin nerede bulunduğu, hangi eylemi gerçekleştirdiği gibi bilgileri iyice sindirmek gerekiyor. Zira kurgudaki en önemsiz detay bile sayfalar sonra okuyucunun karşısına çıkabiliyor. Yazarın ayrıntıya verdiği önem, kullandığımız ay ve gün adlarını kitap için değiştirmesinden de anlaşılıyor. Başlarda günler ve aylar karışsa da mevsimden ve o günün programında ne olduğundan bu gibi bilgileri çıkarabiliyorsunuz. Fakat yine söylüyorum, kitabı daha iyi anlamak için mutlaka yanınızda bir kağıt-kalem bulunsun.

Yazarın seçtiği anlatım tarzı da, alışkın olduğumuzdan oldukça farklıydı. Yazar, geçmiş ve şimdiki zamanı harmanladığı bir olay örgüsü kullanmış. Ayrıca kitaptaki olaylar, birden fazla kişinin bakış açısıyla yazılmış. Bakış açılarının ayrımını yapmak için bir kişinin düşünceleri italik, diğer kişininki ise normal şekilde yazılmış. Bu ayrım yapılmasaydı olayları rahatlıkla karıştırabilirdim.


Kitabın ilk sayfalarında yer alan haritalar ve sondaki ek kısmındaki notlar, kitabı okumayı kolaylaştırıyor. Yerleri aklımda doğru bir şekilde canlandırmak için sık sık haritaya baksam da, ekler kısmını kitabın yarısına geldiğimde gördüğüm için o kısımdan pek yararlanamadım. 

Kitabın basımı, ortalamanın üzerinde bir puan alıyor benden. İthaki Yayınları, kitap için başka bir kapak tasarlamış. Yurt dışı kapaklarına bakana kadar İthaki'nin kullandığı kapağı pek sevmemiştim. Kapak çok kötü olmadıkça orijinal kapak kullanılması taraftarıyım, fakat diğer ülkelerin kapaklarını görünce bizimkinin de fena olmadığını anladım. Kitabın ön kapağındaki ve sırt kısmındaki yazıların kabartılmasını sevdim. Ayrıca kitap, oldukça kalın ve klasik İthaki'lerden daha uzun. Bu yüzden kitabın fiyatına pek bir şey diyemeyeceğim.

Kurgunun detaylı ve planlı yazıldığını, bu yönünü de oldukça başarılı bulduğumu söylemiştim. Fakat yazarın olay örgüsündeki bazı plot twistleri yazarken basite kaçtığını düşünüyorum. Örneğin, Vaelin'in oldukça basit bir nedenden dolayı krala verdiği söz... İki tarafın kazançlarının eşitsizliğini geçtim, Vaelin'in karşılaştığı bütün uyarı ve uyarı niteliğindeki olayları göz ardı edip böyle bir davranışta bulunması bana çok saçma geldi. Yazarın kurguyu istediği yöne çevirmek amacıyla yazdığı bu gibi olayların biraz zoraki olduğunu düşünüyorum.

Kan Şarkısı, detaylı işlenmiş kurgusu ve farklı anlatım tarzıyla benden tam puan aldı. Kurgudaki bazı olaylarda kolaya kaçınıldığını düşünsem de genel olarak baktığımda yazarın ikincil bir dünya yaratma işini başardığını görüyorum. Epik fantezi severlerin, bu kitabı kaçırmaması gerektiğini düşünüyorum :)





a Rafflecopter giveaway

post signature

13 Mayıs 2014 Salı

Haber: İptal Edilen/Onaylanan Diziler


Diziler birer ikişer sezon finallerini yapıp araya girerken dizilerin iptal kararları ve sezon onayları gelmeye başladı. Bu konuda birçok yalan haberin yapıldığını görünce bazı dizilerin durumlarını bizzat araştırıp derlemek istedim. İşte, ekranlara veda eden, yeni sezon onayını alan ve yayın hayatına yeni başlayacak olan diziler listesi...


ABC


Yeni Sezon Onayını Alan Diziler:

America’s Funniest Home Videos, The Bachelor, Castle, Dancing With the Stars, The Goldbergs, Grey’s Anatomy, Last Man Standing, Marvel’s Agents of S.H.I.E.L.D., The Middle, Modern Family, Nashville, Once Upon a Time, Resurrection, Revenge, Scandal, Shark Tank.

İptal Edilen Diziler:

The Assets, Back in the Game, Betrayal, Killer Women, Lucky 7, Mind Games, Mixology, The Neighbors, Once Upon a Time in Wonderland, Suburgatory, Super Fun Night, Trophy Wife

2014-2015 Sezonunda Başlayacak Olan Yeni Diziler:

American Crime, Black-ish, Cristela, Forever, Fresh Off the Boat, Galavant, How To Get Away With Murder, Manhattan Love Story, Marvel's Agent Carter, Secrets and Lies, Selfie, Whispers


CBS



Yeni Sezon Onayını Alan Diziler:

2 Broke Girls, 48 Hours, 60 Minutes, The Amazing Race, The Big Bang Theory, Blue Bloods, Criminal Minds, CSI, Elementary, The Good Wife, Hawaii Five-0, The Mentalist, Mike & Molly, The Millers, Mom, NCIS, NCIS: Los Angeles, Person of Interest, Survivor, Two and a Half Men, Undercover Boss

İptal Edilen Diziler:

Bad Teacher, The Crazy Ones, Friends With Better Lives, Hostages, Intelligence, We Are Men

2014-2015 Sezonunda Başlayacak Olan Yeni Diziler:

Battle Creek, CSI: Cyber, Madam Secretary, The McCarthys, NCIS: New Orleans, The Odd Couple, Scorpion, Stalker


The CW


Yeni Sezon Onayını Alan Diziler:

The 100, Arrow, Beauty and the Beast, Hart of Dixie, The Originals, Reign, Supernatural, The Vampire Diaries

İptal Edilen Diziler:

The Carrie Diaries, Star-Crossed, The Tomorrow People

2014-2015 Sezonunda Başlayacak Olan Yeni Diziler:

The Flash, iZombie, Jane the Virgin, The Messengers


FOX


Yeni Sezon Onayını Alan Diziler:

American Idol, Bob’s Burgers, Bones, Brooklyn Nine-Nine, Family Guy, The Following, Glee, Hell’s Kitchen, MasterChef Junior, The Mindy Project, New Girl, The Simpsons, Sleepy Hollow

İptal Edilen Diziler:

Almost Human, Dads, Enlisted, Surviving Jack, Rake, Raising Hope, Us & Them, The X Factor

2014-2015 Sezonunda Başlayacak Olan Yeni Diziler:

Backstrom, Bordertown, Empire, Gotham, Gracepoint, Hieroglyph, The Last Man on Earth, Mulaney, Red Band Society, Utopia, Wayward Pines, Weird Loners


NBC


Yeni Sezon Onayını Alan Diziler:

About a Boy, American Ninja Warrior, The Biggest Loser, The Blacklist, Chicago Fire, Chicago PD, Grimm, Hannibal, Law & Order: SVU, Parenthood, Parks and Recreation, The Voice

İptal Edilen Diziler:

Believe, Community, Crisis, Dracula, Growing Up Fisher, Ironside, The Michael J. Fox Show, Revolution, Sean Saves the World, Welcome to the Family

2014-2015 Sezonunda Başlayacak Olan Yeni Diziler:

A to Z, A.D., Allegiance, Aquarius, Bad Judge, Constantine, Emerald City, Heroes: Reborn, Marry Me, Mission Control, Mr. Robinson, The Mysteries of Laura, Odyssey, One Big Happy, State of Affairs, Unbreakable Kimmy Schmidt


The Mentalist'in yeni sezon onayını almasına şaşırdım. Zira Red John'un ölümüyle dizi biter diye düşünüyordum. Eh, adam sezonun ortasında öldü diye bu sezona devam edildi diyelim, seyirciyi oyalamak için de Jane ile Lisbon'ın arasını yapma olayları olsun... Sonraki sezonun odağı ne olacak peki? The Vampire Diaries'ın fanlarından bile senaryonun saçmaladığına dair yorumlar okumuştum geçenlerde. Dizi, önümüzdeki sezon onayını aldı fakat bir sonraki için bayağı uğraşmaları gerekebilir diye düşünüyorum.

İptal edilen dizilerden Intelligence ve The Tomorrow People'ın birkaç bölümünü izlemiş, sevmemiştim. Believe ve Dracula'nın da ilk bölümlerini izlemiştim, diğer bölümlerini boş zamanımda izleyip dizilere devam etmeyi düşünmüştüm. Revolution'ın ilk bölümlerini severek izlemiştim fakat daha sonra dizideki yapaylık o kadar çok göze batmaya başlıyor ki... İptal edildiğini için bir tek Almost Human'a üzülüyorum, severek izlediğim dizilerdendi.

Yeni başlayacak olan dizilerden Marvel's Agent Carter, Selfie, The Flash, iZombie, Gotham, Hieroglyph ve Constantine'i çok merak ediyorum. Yedisinin de sıkı takipçisi olabilirim :)

Bu liste hakkında siz ne düşünüyorsunuz?


post signature

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Yorum: Philip Reeve - Yürüyen Kentler (The Hungry City Chronicles, #1)

Tür: Bilim Kurgu, Distopya, Genç-Yetişkin, Kıyamet Sonrası, Steampunk
Goodreads Puanı: 3,98 (7.387 oy)
Orijinal Adı: Mortal Engines
Yayınevi: ON8 Kitap
Çeviri: Müren Beykan, Fulya Yavuz
Basım Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 352
Uzak gelecekte, 60 Dakika Savaşları'nın sonrasında mahvolan dünyada, tekerlekler üstünde "yürüyen" Londra kenti, Kuzey Denizi'nin kurumuş yatağı boyunca, küçük kentleri kovalıyordu. Tarihçiler Loncası'nın çırağı Tom, kızına aşık olduğu baştarihçiyi suikastten korumaya çabalarken, kendini tuhaf Hester'la birlikte, acımasız bir varolma savaşının içinde buldu. Ödüllü İngiliz yazar Philip Reeve'in ünlü bilimkurgu dizisinin ilk kitabı.

"Tom, yarı baygın Hester'ı kolundan kavradı. Tezgezerli adamlardan biri, kaçmalarını engellemek için hamle yapmıştı ki, kırmızı paltolu kadın adamın önüne dikildi: "Onlar benim yolcularım. Fiyatta anlaşmaya çalışıyordum!"
"Onlar bizim kölelerimiz!" diye haykırdı Wreyland, kadını itekleyerek. "Tom Nitsworthy ve arkadaşı. Onları Dış-Topraklar'da buldum. Kural kuraldır. Mal bulanındır...""
Yürüyen Kentler, uzun zamandır okumak istediğim kitapların başında geliyordu. Sadece konusunu ilgi çekici bulduğum için değil, aynı zamanda Damla ve Eren bu seriyi o kadar çok övmüştü ki konusunu ilgi çekici bulmasam bile okurdum. Serinin ilk kitabının çıktığı zamanlarda bu kitap hakkında konuştuğumuzu hatırlıyorum. Elimde okunacak çok kitap olduğu için Yürüyen Kentler'i almayı sürekli ertelemiştim. Sonunda elimdekileri biraz olsun azaltınca kitabı almaya karar verdim ve fuarın ilk günlerinde soluğu ON8 standında aldım. Birkaç gün sonra da kitaba başladım.

Yürüyen Kentler'i distopya türünün diğer örneklerinden ayıran ögelerin başında yaratıcı kurgusu geliyor. Altlarındaki devasa silindirler yardımıyla sürekli hareket halinde olan, hayatta kalmak için diğer şehirleri yiyen şehirler... Kurgunun mihenk taşı denilebilecek bir kavram, yürüyen şehirler kavramı. Yaratıcı olduğu kadar merak uyandırıcı da zira seriyi, sırf bu kavram için okumak istemiştim. Bir şehrin yürümesi, kitapta geçen bütün o eylemleri yapabilmesi imkansız gibi gözükse de yazarın ikna ediciliğinin hayli yüksek olduğunu belirtmeliyim. Belirli noktalara değinip gerekli bilgileri veren yazar bunun gelecekte icat edilebilecek bir buluş olacağını kolaylıkla kabul ettirebiliyor. Yani, Yürüyen Kentler aslında herkese hitap ediyor.

Olaylar, şehirlerin adeta birer organizmaya dönüştürüldüğü ileri bir teknoloji çağında geçiyor. Teknoloji o kadar gelişmiş ki Londra gibi metropol bir şehir bile yürüyebiliyor. Fakat bu teknolojiye rağmen yaşama şartlarının iyileştiği söylenemez. İşte bu durum, kurguya ayrı bir hava katıyor. Kendinizi dünyanın eski haline dönmesi için neler yapılacağını, teknolojinin neden yardım edemediğini merak ederken bulabilirsiniz.

Olay örgüsündeki aksiyon daha ilk bölümlerde kendini gösteriyor. Ana karakterlerden Tom'un tanık olduğu olaydan sonra içine düştüğü macera ile başlayan tempo, hiç düşmüyor. Yer yer şaşırtıcı olaylarla desteklenmiş bu kitabı elinizden bırakmakta zorlanabilirsiniz. Şahsen ben, sunumlarımın olduğu haftaya denk geldiği için bayağı zorlandım :)

Karakterlerin geleceği beni oldukça şaşırttı. İlk bölümlerde karakterlerin neler yaşayacağını tahmin ettiğimi düşünüyordum. Ama kitabı bitirince, tahminlerimin  okuduklarımla uzaktan yakından alakası olmadığını gördüm. Tahmin edilebilir gelecekleri olan karakterler, kurguyu da sıkıcı hâle getirebiliyor. Bu açıdan Yürüyen Kentler, heyecan doluydu.

Kitabın yurt dışı kapaklarını sevdiğimi pek söyleyemeyeceğim. ON8'in hazırladığı kapaklar daha çok hoşuma gitti. Sadece Yürüyen Kentler'in değil, serideki bütün kitapların kapakları sevdim. Kapakların kitabın temasıyla örtüşmesi ve birbiriyle uyumu da, bizim kapakları yurt dışındakilere nazaran daha başarılı bulmamın nedenlerinden.

Kitaba genel olarak görülen geçmiş zaman kipi, yer yer de geniş zaman kipi hakim. Geniş zaman kipi, yan olayların anlatılması, arka planda nelerin döndüğünün gösterilmesi gibi nedenlerle kullanılmış. Başlarda kip geçişlerini biraz garipsediysem de olayların ayrımı için en uygun yolun bu olduğunu anladım ve bu geçişlere kısa sürede alıştım. Kipler dışında beni rahatsız eden hiçbir şeyle karşılaşmadım.

Yürüyen Kentler, daha önce okumadığıma pişman olduğum kitaplar kategorisinin ilk sıralarında yer alıyor. Yaratıcı kurgusu, sürprizlerle dolu olay örgüsü ve kaliteli basımıyla favorilerim arasında. Türü ne olursa olsun, kurmaca kitapları seviyorsanız Yürüyen Kentler'e bir şans verin derim ;)



"...Londra hareket etmeye asla son vermeyecek. Hareket yaşamdır. Son gezgin kenti yiyip, son sabit yerleşmeyi de silip süpürdükten sonra, kazmaya başlayacağız. Yeryüzü çekirdeğinin ısısıyla çalışan dev makineler inşa edecek ve gezegenimizi yörüngesinden çıkartacağız. Mars'ı, Venüs'ü, asteroitleri tüketeceğiz. Güneş'i de yiyip bitirecek, sonra da uzay boşluğunda yol alacağız. Kentimiz bundan bir milyon yıl sonra, yiyebileceği kasabaları değil, yepyeni dünyaları avlamak üzere yolculuk ediyor olacak!"





post signature

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Tanıtım: Anthony Ryan - Kan Şarkısı (Raven's Shadow, #1)

Goodreads Puanı: 4,58 (12.433 oy)
Orijinal Adı: Blood Song
Yayınevi: İthaki Yayınları
Çeviri: Barış Tanyeri
Liste Fiyatı: t 35,00
Sayfa Sayısı: 664
"Pek çok adı vardı. Daha otuz yaşına gelmemiş olmasına rağmen, tarih ona bol unvan ihsan edilmesini layık görmüştü: Onu bize eziyet etsin diye gönderen deli kralın karşısında Diyar’ın Kılıcı, savaşlar boyunca onu izleyen adamların yanında Genç Atmaca, Cumbraelli düşmanlarına karşı Karanlıkkılıç ve sonradan öğrendiğime göre Büyük Kuzey Ormanı’nda yaşayan esrarengiz kabileler arasında da Beral Shak ur adıyla anılırdı, yani; Kuzgun Gölgesi.

Ama benim insanlarım onu tek bir isimle tanırdı ve onu iskeleye getirdiklerinde aklımda dönüp duran da bu isimdi: Umut Katili. Yakında öleceksin ve ben de bunu göreceğim. Umut Katili."

Vaelin Al Sorna, annesinin ölümünün yarattığı üzüntüyü henüz üzerinden atamamışken, kendisini İtikad’ın koruyucusu Altıncı Nişan’ın kapısında, Kral’ın Savaş Lordu olan babası tarafından terk edilmiş olarak bulur. Nişan’a adım attıktan sonra ise artık hayatı eskisi gibi olmayacaktır. Bu inanç koruyucusu savaş okulunda ölümcül sınavlarla boğuşurken, dövüşmenin yanı sıra kardeşliği, sadakati, karanlığı, ihaneti ve hayatta kalmayı öğrenir. Diyardaki kardeşleri ise onun tek ailesidir. On yaşında o kapıdan adım atan çocuk, genç bir adam olduğunda, Diyar’ının en tanınmış figürlerinden biri haline gelmiştir. Krallarla pazarlık yapar, ordular yönetir ve Diyar’ın kâbuslarından Karanlık’la başa çıkmaya çalışır. Artık sadece Diyar’ının değil, tüm dünyanın kaderi onun ellerindedir. Her şeyden öte, Vaelin’in zorlu hayatında böylesine yükselmesini sağlayan gizli ve karanlık bir gücü vardır: Kan Şarkısı.

"Eğer Rothfuss veya Sanderson tarzı fantastik kurgu seviyorsanız, Kan Şarkısı sizin için biçilmiş kaftan."
-Felicia Day

"Cesur bir kurgu, kadim büyüler, amansız entrikalar ve kanlı bir macera…"
-Publishers Weekly
Daha birkaç hafta önce bir ton kitap almama rağmen listemdeki alınacak kitap sayısının arttığını görmek beni şaşırtmadı :D Kan Şarkısı ise alınacaklar listeme eklediğim son kitaplardan. Konusu ilgimi çekse de asıl ilgimi çeken şey kitabın GR puanı. Kitap nasıl olmuş da o puanı almış, merak ediyorum; kitabın o kadar iyi olup olmadığını keşfetmek için sabırsızlanıyorum ;)

post signature

1 Mayıs 2014 Perşembe

Yorum: Stephen Chbosky - Saksı Olmanın Faydaları

Tür: Çağdaş/Modern, Genç-Yetişkin
Goodreads Puanı: 4,19 (471.733 oy)
Orijinal Adı: The Perks of Being a Wallflower
Yayınevi: Feniks Kitap
Çeviri: Sedef İlgiç
Basım Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 285
Hayatın sınırlarında durmak...
Eşsiz bir perspektif sunuyor. Ama dans pistinden neye benzediğini görmenin de vakti gelecek.

Basımından beri Stephen Chbosky'nin unutulmaz ilk romanı alkışlarla karşılandı, tartışma ortamları yarattı, bir milyondan fazla baskısıyla kült bir fenomene dönüştü ve şimdi bir sinema filmine ilham kaynağı oldu.

"Çavdar tarlasında çocuklar ve A Separate Peace geleneğinden gelen bir büyüme romanı... [Chbosky'nin] hayat, aşk ve dostluk hakkındaki keskin yorumlamaları sıklıkla ilham verici ve çok güzel ifade edilmiş."
-USA Today

Saksı Olmanın Faydaları, lisenin meçhul arazisinde tuhaf bir yolculuk. İlk randevuların, aile dramlarının, yeni arkadaşların, seks, uyuşturucu ve Rocky Horror Picture Show'un dünyası. Büyümek diye adlandırılan bu kesif ve vahşi dünyanın lunapark treninde.
Yıllar önce, kitabın konusunu okumuştum ve çok etkilenmiştim. O zamanlar kitap henüz dilimize çevrilmemişti ve İngilizcemin yeterli olmadığını düşündüğüm için de kitabı alamamıştım. Geçen sene, ne olursa olsun kitabı almayı düşünmüştüm fakat birkaç gün sonra The Perks of Being a Wallflower'ın çevrileceğini öğrendim. Kitabı okumayı bu kadar çok istediğim hâlde kitabı oldukça geç temin ettim ve aldıktan sonra da uzun bir süre kitaplığımda beklettim. Geçenlerde, kitap gözüme takıldı; anlık bir kararla kitabı okumaya başladım ve çok kısa bir sürede de bitirdim.

Kitap, ana karakter Charlie'nin yazdığı mektuplar üzerinden ilerliyor. Charlie, bir önceki mektubu yazdığı günden itibaren olan olayları, düşüncelerini ve hislerini yazıyor. Bu mektup tarzında anlatım şeklini başlarda biraz garipsemiştim fakat çok geçmeden alıştım. Her mektup farklı bir olayı veya düşünceyi içerse de aralarında bir ilişki var. Bu sayede bütün mektuplar bir bütünmüş gibi geliyor ve kitabın akıcılığını arttırıyor.

Charlie'nin hayata bakış açısını oldukça ilginç buldum. Yaşadıkları göz önünde bulundurulursa nedenini biraz olsun anlayabiliyorum. Fakat Charlie'yi Charlie yapan her şeyi o kadar çok sevdim ki, bütün bunları yaşamamış olsaydı dünyayı böylesine farklı bir açıdan göremeyeceğini düşünüyorum. Bu yüzden de başına gelenlere daha az üzülüyorum sanki.

Filmini izlerken ise Charlie'nin duygu ve düşüncelerini kitaptaki kadar iyi yakalayamamıştım zira filmde, Charlie'nin yaşadıklarını öğrenince buna neden olan kişiyi bir kaşık suda boğasım geldi. Ama kitabı okurken çok daha farklı hissettim; olayların içine giriyormuş, Charlie'nin düşüncelerine ortak oluyormuş gibiydim. Charlie'ye bunları yaşatan kişiye kızamadım çünkü yaşadığı şeyler ne kadar kötü olursa olsun onu şimdi olduğu kişi haline getiren şeylerdi. Kısacası, kitabı filmden daha gerçekçi ve sürükleyici buldum.

Sadece Charlie'yi de değil; birçok karakteri sevdim. Ama özellikle Patrick, tüm o aykırılığı ve sevimliliğiyle gönlümde taht kurdu. Charlie'nin edebiyat öğretmeni Bill de favori karakterlerimden, kim öğrencisine okuması için kitap veren öğretmenleri sevmez ki :) Ayrıca, o kitapların isimlerini de not aldım; içlerinden birkaçını almayı düşünmüyor da değilim hani ;)

Kitapta rahatsız olduğum tek konu basımıyla alakalıydı. Öncelikle, kitabın adının çevirisini başarılı bulmadığımı belirtmeliyim. Wallflower kelimesinin dilimizde bir karşılığı olmadığını biliyorum fakat çok daha anlamlı bir şekilde çevrilebilirmiş gibi geliyor bana. Aynı şekilde, kitapta da wallflower geçiyor ama bunun "pencere önü çiçeği" şeklinde çevrilip kitabın adındaki wallflower'ın "saksı" olarak çevrilmesini tutarsızlık olarak nitelendiriyorum. Kitabın kapağı için ise film afişi yerine sarı renkli orijinal kapağın kullanılması taraftarıydım. Çeviri probleminden sonra kapak için ancak fena değil diyebilirim.

Birkaç küçük çeviri sorunu dışında kitap tek kelimeyle mükemmeldi. Ustaca geliştirilmiş kurgusu, eşsiz karakterleri ve şok edici sonuyla Saksı Olmanın Faydaları'nı favorilerim arasına ekledim. Umarım kitabı orijinal diliyle okuma şansım olur.



Yani sanırım olduğumuz kişi olmamızın birçok sebebi var ve belki de bu sebeplerin çoğunu hiç bilemeyeceğiz. Ama nereden geldiğimizi seçemesek de nereye gidebileceğimizi seçebiliriz. Yine de bir şeyle yapabiliriz. Ve yaptıklarımızla ilgili iyi hissedebiliriz.





post signature

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...