27 Ocak 2014 Pazartesi

Konuşan Kitaplar ile Blog Turları | Labirent: Ölümcül Kaçış - James Dashner | Kitap Yorumu


Labirent: Ölümcül Kaçış'ı incelediğimiz turun 4. gününden merhaba :) Daha önce, kitabın ön okumasını paylaşmıştım; göz atmak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. Bu sefer ise kitap yorumumu paylaşıyorum. Tur kapsamındaki diğer etkinlikler için Konuşan Kitaplar'ın facebook adresini (şuradan) ziyaret edebilirsiniz. Çekilişe katılmayı unutmayın ;)

Tür: Bilim Kurgu, Distopya, Genç-Yetişkin, Macera
Goodreads Puanı: 3,99 (144.585 oy)
Orijinal Adı: The Maze Runner
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Çeviri: Gizem Yeşildal
Basım Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 408
Hatırla.
Hayatta kal.
Koş.

Thomas bir asansörde uyandığında hatırlayabildiği tek şey ismidir. Ailesi, evi veya oraya nasıl geldiği hakkında hiçbir fikri yoktur. Asansörün kapıları açıldığındaysa kendini Kayran isimli, devasa taş duvarlarla çevrili geniş bir alanda ve burada yaşayan çocukların arasında bulur. Tıpkı Thomas gibi Kayranlılar da oraya neden ve nasıl geldiklerini bilmemektedir. Tek bildikleri çevrelerini saran labirente çıkan taş kapıların her sabah açılıp her akşam kapandığı ve her otuz günde bir aralarına yeni bir çocuk katıldığıdır. Kimse Kayran'da kalmak istemese de kurtulmak imkânsız görünmektedir. Yine de Thomas'ın içinde bir his, çıkış yolu bulabileceğini söylemektedir. Ama bunun için zihninin derinlerinde yatan sırları açığa çıkararak labirentin gizemini çözmesi gerekecektir...

"Açlık Oyunları gibi distopik hikâyeleri sevenler Thomas'la birlikte Kayran'da maceraya sürüklenecekler."
-School Library Journal

"Dashner gizemli, kışkırtıcı, yaratıcı ve sürükleyici bir romanla karşımızda."
-Barnes&Noble

Kayran'a hoş geldiniz!


Tabii siz okuyucuların Kayran'a gelmesi tamamen sizin seçiminiz. Fakat kendisini Kayran'da bulan çocuklar, neden burada bulunduklarını bilmiyorlar. Alanın ortasındaki Kutu'da gözlerini açıyorlar ve adları dışında hiçbir şey hatırlamıyorlar. Kayran, etrafı muazzam büyüklükteki duvarlardan oluşan bir labirentin ortasındaki açıklık alana verilen isim. Buraya ilk gelenler Kutu'dan aldıkları malzemelerle çeşitli bina ve yapılar inşa etmişler. Burada kendilerini güvende hissettikleri tek yer Kayran ve Kayran'ı ellerinden geldiğince yaşanabilir bir hâle getirmişler. Ama Kayran'da yaşamak, daha doğrusu hayatta kalmak kolay değil. Her Kayranlının bir görevi var. Kimisi tarlada çalışıyor, kimisi yemek yapıyor, kimisi hayvanlardan sorumlu, kimsi ölenleri defnediyor, kimisi ise buradan bir çıkış yolu bulma ümidiyle gündüzleri labirentte koşuyor. Neyse ki güneş batınca labirentin kapılarının kapanıyor da geceleri labirentte kol gezen Izdırap Verenler, Kayran'a giremiyor.

Kayran'daki düzen aslında oldukça basit. Kendi kuralları ve sistemi olan Kayranlılar, hayatta kalmak için üstlerine düşen görevi yerine getiriyorlar. Kutu sayesinde her ay bir çocuk, Kayran'a geliyor. Thomas ise Kayran'a gelen son çocuklardan biri. Diğerleri gibi Thomas da neden burada bulunduğunu, ailesini veya evini hatırlamıyor; hatırladığı tek şey ismi. Thomas'ın Kayran'a gelişi, normal gibi görünse de aslında Thomas'ın gelişiyle, Kayran'daki her şey değişmeye başlıyor ve Kayranlılar zorlu bir seçimle karşı karşıya geliyor.

Kitap genel olarak merak unsuru üzerine kuruluydu; daha ilk sayfalarda kitaptaki gizem hissediliyor, insan ister istemez neler olacağını merak etmeye başlıyor. Olaylar geliştikçe, kitaptaki o gizemli hava daha da baskın hale geliyor. Hatta öyle bir an geldi ki, meraktan kitabı okuyamadım; kitabın geri kalan sayfalarının bir anda zihnime dolmasını diledim.

Fakat kitabın sonu beni hayal kırıklığına uğrattı. Ama bu hayal kırıklığını, kitaptaki heyecandan dolayı, kitabı bitirdikten birkaç gün sonra fark ettim. Kitabın sonunda, bir şeylerin eksik olduğu ya da yetersiz geldiği hissini hâlâ üzerimden atamadım. Labirentin kurulma nedeni oldukça yaratıcı, bunun hakkını veriyorum. Ama beklediğim neden bu değildi, kitabı okurken labirentin kurulma nedeninin daha farklı bir şey olacağı izlenimine kapılmıştım sanırım. Belki de serinin ikinci kitabı, hissettiğim bu hayal kırıklığını, hayran kalmak gibi, bambaşka bir duyguya dönüştürür.

Kitabın sürükleyiciliğine de değinmek istiyorum. Kitabın sonunun beni tatmin etmediğini söylemiştim, fakat o kısımlarda bile inanılmaz bir sürükleyicilik hakimdi. Kitabın ne kadar sürükleyici olduğunu anlatmak için, kitabı bir gün içinde bitirdiğimi söylemem yeterli olur sanırım :)

Labirent: Ölümcül Kaçış, aksiyonu yüksek bir kitap. Her sayfada ayrı bir olay, ayrı bir heyecan vardı. Romantizm yönü ise bulunduğu türdeki kitaplara kıyasla fazlasıyla düşüktü, hatta yok denecek kadar azdı. Bu durum benim için büyük bir artıydı zira türü ne olursa olsun içinde aşk olan kitapları pek tercih etmiyorum. Ama serinin devam kitaplarında romantizmin de aksiyon gibi artacağını düşünüyorum.

Kapağın, kitabı çok iyi yansıttığını düşünüyorum. Ayrıca kitabın orijinal kapağına bayıldığım için ülkemizde de bu kapakla çıkması beni memnun etti. Bir de ciltli çıksaydı tam olurdu da, neyse... :D

Labirent: Ölümcül Kaçış, hem aksiyon yönünden zengin hem de sürükleyici bir kitap. Kitaptaki romantizm seviyesinin düşük olması ve kurgu ile karakterlerin başarıyla işlenmesi, kitabı severek okumamı sağladı. Kitabın son sayfalarında hissettiğim hayal kırıklığı olmasaydı, kitap benden tam puan alacaktı.


post signature

2 yorum:

  1. 1 gecede okudum. Sıkılmadım. heyecanlı ve merak uyandırıcıydı. Açlık oyunları ile karşılaştırarak okuma keyfimi düşürmekte istemedim. Açıkçası daha bilim kurguya yakın gördüm. Devamını da çok merak ediyorum. iyi okumalar.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...