20 Temmuz 2013 Cumartesi

Yorum: Tahereh Mafi - Bana Dokunma (Shatter Me, #1) | Dex Şöleni


Tür: Aşk, Bilim Kurgu, Distopya, Genç-Yetişkin
Goodreads Puanı: 4.05 (39,042 oy)
Orijinal Adı: Shatter Me
Yayınevi: Dex Yayınları
Çeviri: Bilge N. Zileli Alkım
Basım Yılı: 2012
Sayfa Sayısı: 326
Juliette tam 264 gündür kimseye dokunmadı.

En son birine dokunması bir kazaydı. Ama Yeniden Kuruluş onu cinayetten içeri tıktı. Juliette'in dokunuşunun neden bu kadar ölümcül olduğunu kimse bilmiyor. Kimseye bir zarar vermediği sürece bu durum kimsenin de umurunda değil çünkü dünya zaten perişan durumda. Her gün yeni bir hastalık ortaya çıkıyor, gıda sıkıntısı had safhada, gökyüzünde tek bir kuş kalmadı ve bulutlar garip bir renkte.

Yeniden Kuruluş, yeni düzenin tek çare olduğunu iddia ettiği için Juliette'i bir hücreye kapattı. Hayatta kalan bir avuç insan ise savaş naraları atıyor. İşte bu yüzden Yeniden Kuruluş fikir değiştirmek üzere. Juliette onlar için mükemmel bir silah olabilir. Juliette, yeni düzenin tek silahı olabilir.

Juliette karar aşamasında. Ya bir silah olacak. Ya da bir asi.

Tahereh Mafi, Bana Dokunma'da yürek burkan bir romantizmle distopya türünü bir araya getiriyor. Juliette'in iç dünyasını yenilikçi bir üslupla metnine yansıtan yazar, okurları Juliette'in zihninin içine davet ediyor.
Bana DokunmaDex Şöleni kapsamında okuyup incelediğim bir diğer kitap; kitap fuarından aldığım Dex'lerden biri. Kitap, kapağı ve konusundan ziyade alışılmışın dışında yazım stiliyle ilgimi çekmişti. Zaten, kitap hakkında arka kapak yazısı ve farklı yazılış tarzı dışında hiçbir bilgim yoktu. Bu yüzden beklentilerimi düşük tuttum. Umduğumdan daha iyi bir kitapla karşılaşmış olsam da bazı olumsuzluklarının olduğunu düşünüyorum.

Kitap hakkındaki ilk izlenimlerim gayet olumluydu. Kurgusunun özgün, betimlemelerinin ayrıntılı ve derin olduğunu düşünüyordum. Hatta bu kitabı neden daha önce okumadığım için kendi kendime hayıflandığım bile oldu, ta ki son 50 sayfaya kadar... Bu kısımdan sonra kitap, bambaşka bir havaya büründü. Kurguyu, bu bölümden sonra gerçekten tanıdım ve bu X-Men havasındaki olaylar beni hayal kırıklığına uğrattı. Bununla, kitabın özgünlüğünü yitirdiğini düşünüyorum.

Kitap boyunca gerçekleşmeyen aksiyon kitabın son sayfalarında tavan yaptı. Keşke yazar, olaylardaki aksiyon dağılımını daha iyi ayarlayabilseydi. Son 50 sayfaya kadar özgün fakat aksiyondan yoksun gelişen kurgu yerine kitap, başladığı gibi biraz durgun ve ana karakterin iç yaşamına dönük devam etseydi ya da son 50 sayfada olan olaylar gibi kitabın başında da bu kadar çok coşku ve aksiyon bulunsaydı benden tam puan alacaktı.

Yazar, ana karakter olan Juliette'in içinden düşündüğü ve gerçek olan ama düşünmek istemediği cümlelerin üstünü çizerek alışık olmadığımız bir yazı stiliyle okuyucunun karşısına çıkmış. Bu ilginç yazım tarzını çok beğendim. Fakat kitapta yazıyla ilgili garipsediğim bir durum vardı: birçok yerde kelime tekrarları yapılmıştı. Bunun, basım hatasından mı yoksa Juliette'in uzun süre tek başına bir hastanede kalmasına bağlı gelişen OCD'den mi kaynaklandığını anlayamadım.

Yazarın sıradışı yazım tarzı kadar betimleme yeteneği ve kelime seçimleri de başarılıydı. Detaylı ve ince düşünülmüş betimlemeleri okurken sıkılmadım, aksine, tekrar tekrar okudum.

Eksikliklerinin olduğunu düşünsem de kitap, gayet iyiydi. Sanırım kitaba bayılmama sebebim son 50 sayfaydı. Aşk üçgeni ve bolca romantizm içeren distopik genç-yetişkin kitaplarını seviyorsanız Bana Dokunma'ya bir şans verin derim ;)



Güneş kibirli bir şeydi, bizi bezdirirken dünyayı ardında bırakıp giderdi. Ay ise sadık bir arkadaştı. Hiç gitmezdi. Daima oradaydı, bizi izlerdi, sadıktı, bizi aydınlık ve karanlık anlarımızda tanır, tıpkı bizim gibi sonsuza dek değişirdi. Her gün kendisinin farklı bir versiyonu olurdu. Bazen zayıf ve solgun bazen de güçlü ve ışık saçan bir ay olurdu. Ay, insan olmak ne demek, bilirdi.





post signature

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...