2 Temmuz 2013 Salı

Yorum: Marianne de Pierres - Kaçış Adası (Night Creatures, #1) | Dex Şöleni


Tür: Bilim Kurgu, Distopya, Fantastik, Genç-Yetişkin, Paranormal
Goodreads Puanı: 3.83 (1,176 oy)
Orijinal Adı: Burn Bright
Yayınevi: Dex Yayınları
Çeviri: Sinem Güldal
Basım Yılı: 2012
Sayfa Sayısı: 262
Ixion Adası'na hoş geldiniz. Burası her daim karanlık. Burası tuhaflığın er meydanı. Bu garip adada tek bir şey var: hiç bitmeyen partiler. Burada sükunete yer yok, sıkıntıya ise hiç yok. Burada yalnızlık bir günah.

Ixion, sadece hazzın peşinden koşanlar, karanlığın yanıltıcı rahatlığıyla ruhunu uyuşturanlar için. Son derece çekici ama bir o kadar tehlikeli ve zehirli.

Retra Ixion'a gitmek istemiyor çünkü o bir Mühürlü. Onun ait olduğu kapalı toplumda kafalar mühürlü, hayat mühürlü. O hiç bitmeyen partiler, zevk-ü sefa ve özgürlük ona çekici gelmiyor. Ancak Retra'nın istediği bir şey var: iki yıl önce Ixion'a gitmek için ailesini terk etmiş olan ağabeyini bulmak. İtaat bandının verdiği acıya katlanmaya razı olarak yola çıkıyor.

Retra, Ixion'a vardığında bu zehirli dünyadan uzak durmaya çalışıyor. Gel bana, diyor derinlerden gelen bir ses. Gecenin yaratıkları her köşede onu çağırıyor hevesle. Eğlence maskesi takmış kötülüğün derinlerine çekilmeden burada ayakta kalabilmek çok zor.

Ey yavru yarasa! Ixion'da yıldızın parlasın ama sakın ha bilindik yollardan uzaklaşma. Gecenin kalbinde yaşayacaksan, onun yaratıklarından uzak durabileceğini sanma!
Kitap, fuardan aldığım Dex'lerden biriydi. İlk çıktığına konusu ilgimi pek çekmemişti, kapağına ise bayılmıştım. Fakat fuarda fiyatının uygun olduğunu görünce almış bulundum. Aldığıma pişman değilim zira kitabın kurgusu neredeyse kapak kadar iyi.

Kitabın başları fazla açıklayıcı değildi. Yazar, kurguladığı dünyayı anlatmak yerine bunu keşfetmeyi okuyucuya bırakmış; olaylar ilerledikçe yazarın nasıl bir dünya kurguladığı anlaşılıyor.

Kitabın türü genç-yetişkin olsa da bu türdeki kitaplardan çok farklı. Ana karakter de o bildiğimiz genç-yetişkin kitaplarındaki ana karakterler gibi değil. Bunların en büyük nedeni ise kurgulanan dünyanın bir parçasının karanlık olması. Kurgudan kaynaklanan bu karanlık hava, anlatıma da işlemiş. Bu durumu başlarda biraz yadırgasam da, daha sonra sevmeye başladım.

Kitap oldukça akıcı. Ayrıca yazarın kurguladığı dünyayı birden anlatmaması kitabın sürükleyiciliğini de etkilemiş. Kitaptaki dünyanın nasıl bir yer olduğunu, olayların nasıl gelişeceğini okumak için sayfaları merakla çevirdim.

Kitabın bir tek sonu tatmin edici değildi. Birkaç sayfa daha uzatılıp açıklayıcı bir şekilde sonlansaydı daha iyi olabilirdi. Umarım serinin ikinci kitabının başı bunu telafi eder.

Kaçış Adası, farklı ama özgün kurgusuyla beklediğimden çok daha iyiydi. Aşk yerine maceranın ağırlıkta olduğu bir genç-yetişkin romanı arıyorsanız bu kitap tam size göre! ;)



Tavrı ve görünüşü soluktu ama kusursuz yüzünü çevreleyen siyah saçlarının parıltısı Retra'yı yerine mıhlamıştı. Daha önce görmediği bir güzelliğe sahipti. Tekinsiz. Dudakları bir Mühür mantrasıyla kıpırdadı ama Retra onları birbirine kenetledi. Şu anda Mezar yöntemlerinin ne yeri ne de zamanıydı. Dinleyip öğrenmeliydi, yoksa... Tanrı. Bir başka aykırı düşünce. O Tanrı gibi. Fakat Retra Tanrı hakkında ne bilirdi ki? Peki ya erkekler hakkında?





post signature

3 yorum:

  1. Dünya güzel kurgu olmamış gibi denilebilir değil mi. Neler olduğunu merak ediyorum ama bu seriye devam edemiyorum ben. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir bakıma, evet :D Kurgu daha anlaşılır olsaydı güzel olabilirdi.

      Sil
  2. Az önce bitirdim beni kapağı çekmişti , evet bahsettiğin gibi ilk başta mekan kavramından çok yoksun boşlukta kalıyor insan ama daha sonra yavaş yavaş çevre hakkında bilgilendirip hayal gücünü işin içine sokmanı sağlıyor . İkinci ne zaman çıkar acaba diye düşünüyorum , çıkınca haberim olmazsa üzülürmüyüm bilemiyorum ama kitaplığımda öyle sonu olmayan bir kitabıda tutmak istemem o yüzden peşine düşücem 2. kitabın sanırım :D

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...