7 Şubat 2013 Perşembe

Yorum: Jennifer Echols - Sarhoştum Hatırlamıyorum


Kitabın Adı: Sarhoştum Hatırlamıyorum
Yazarı: Jennifer Echols
Yayınevi: Martı Yayınları
Orijinal Adı: Forget You
Çeviri: Eda Aksan
Basım Yılı: Ağustos 2012, 1. Baskı
Sayfa Sayısı: 320

Uzun zamandır kitaplığımda okunmayı bekleyen bir kitaptı. Martı Yayınları'nın facebook sayfasından kazanmıştım bu kitabı. Chick-lit okumayı pek tercih etmesem de kapağı çok şirin gelmişti bana ve bir değişiklik yapıp okumaya karar verdim.
Devamı spoiler içerir.
   Okulun yüzme takımının kaptanı olan Zoey'nin bütün kızların sahip olmak istediği bir yaşamı vardır, ta ki annesi eşiyle boşanmasının ardından gelen stresi kaldıramayıp intihara teşebbüs edene kadar. Annesini akıl hastanesine yatırılmasının ardından Zoey babası ve babasının 24 yaşındaki sevgilisinin yanına taşınır. Bir yandan okuluna devam eder bir yandan da eski sevgilisi Doug'un çenesini kapalı tutacağından emin olup annesinin durumunu kimsenin öğrenmemesini sağlamaya çalışır. Zoey, kafasını toplamak için Brandon'la birlikte olur ve o geceden sonra birbirlerine daha da yakınlaşacakları yerde tam tersine birbirlerinden uzaklaşırlar, daha doğrusu Brandon ondan uzaklaşır. Sonraki partide Zoey, Brandon'la konuşmalı ve sorunun ne olduğunu çözmelidir ama parti gecesi bir kaza yapar ve onu kurtaran Brandon değil de Doug'tur. Üstelik Zoey hafızasını kaybetmiştir. Eğer biri hafıza kaybı olayını anlarsa kendisini de annesinin yanına kapatacaklarından endişelenir bu yüzden kimseye çaktırmadan o gece neler olduğunu öğrenmeye çalışır.
   Konusu bakımından bir problem yaşamadım, yazarın dili de akıcıydı. Ama Zoey karakteri beni benden aldı. Bir insan bu kadar mı kör olur ya o.O Kitap boyunca şu kızın 'Brandon beni seviyor, kesin çok önemli bir işi vardır yoksa buluşmamızı ertelemez' ya da 'Brandon'la birbirimizi seviyoruz ve yanındaki kız da kesin yakın arkadaşıdır yoksa Brandon'ın beni aldatacağı falan yok' tavırlarını okumaktan gına geldi. Kitaplarda okumayı sevmediğim iki tip karakter vardır: birincisi yukarıda anlattığım tarzda, kendi kendine gelin güvey olup sonra gerçekleri görünce kendi dışında başkalarını suçlayan tipler; ikincisi ise Vampir Günlükleri'ndeki Elena ve Gece Evi'ndeki Zoey gibi hem bununla hem de bununla takılayım, bütün erkekler benim olsun mantığıyla hareket eden tipler. Zoey'in, Brandon'la çıkarken bir yandan Doug'la yakınlaşmasının üzerine 'Brandon benim sevgilim ve ben sevgilimi aldatmayacağım' diye tavır takınması ve aradan birkaç dakika geçmemişken kendisi Doug'la ilgili kurduğu hayallerin ortasında bulması sürekli tekrarlanan bir olaydı ve bu tarz davranışlarda bulunan karakterlerden hiç haz etmiyorum. Sevgilisi varken başka erkeklerden hoşlanan karakteri de okudum ama bir yandan hoşlanıp bir yandan da hoşlandığını inkar eden üstüne hayaller kuran ve bunlara rağmen 'Ben sevgilimi seviyorum diğer erkeklerden bana ne!' mantığıyla hareket eden karakterleri sevmiyorum. Bu karakterleri kitaplara oturtmak zordur ve Sarhoştum Hatırlamıyorum'da oturmadığı kanısındayım.
   Diğer karakterleri çok sevdim ama ana karakteri sevmeyince kitapla yıldızım barışmıyor. Zoey karakteri yüzünden kitaptan soğudum ve bir daha anladım ki chick-lit türü kitaplar bana göre değil :/

Kitaptan küçük bir alıntı:
Parmaklarına kendi parmaklarımla vurdum. "Ama ileride bir gün, Brandon'la işler yolunda gitmezse... benimle ilgili bir şansın olabilir demek istemiyorum, çünkü o zaman kulağa lunaparkta bir buçuk dolar verip kazanmak için atış yaptığın pembe, turuncu oyuncaklardan bahsediyormuşum gibi geliyor."
-Sayfa 180



ARKA KAPAK



0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...