26 Kasım 2012 Pazartesi

Yorum: Demet Altınyeleklioğlu - Pargalı ve Hatice


Kitabın Adı: Pargalı ve Hatice
Yazarı: Demet Altınyeleklioğlu
Yayınevi: Artemis Yayınları
Basım Yılı: Kasım 2011, 1. Basım
Sayfa Sayısı: 842

   Demet Altınyeleklioğlu'nun son iki kitabıyla birlikte (Nurbanu ve Safiye) sepete eklenmişti; araya giren dersler, sunumlar ve vizeler yüzünden bir aydır -arasında ayraç- okunmayı bekledi. Bugün zorlamayla da olsa bitirebildim :)
   Kitap iki kişinin ağzından anlatılıyordu: Pargalı İbrahim ve Hatice'nin. Pargalı'nın memleketinden koparılışını, efendiden efendiye satılışını, şehzade Süleyman'la karşılaşmasını ve sarayda yükselişini; Hatice'nin küçük yaşta evlendirilişini, bu evlilik yüzünden hasta oluşunu, tattığı ilk aşkı ve kaderin ondan arkadaşıyla sevgilisini koparışını okudum. 
   Pargalı İbrahim ve Hatice'nin karşılaşmaları kitabın yarısından sonra gerçekleşiyor. Açıkçası ben biraz daha erken olacağını düşünmüştüm. Kitap ise genel olarak keder ve hüzün üzerine kurulu. Biraz daha aşk romanı havasına olacağını düşünerek başlamıştım kitaba. Bir de kitap, Osmanlı Hanedanı serisine dahil değil. Benim için ise seriyi destekleyici bir yan kitap görevi görüyor :)
   Bu tarz kitapları bitirdikten sonra oturur neyin ne kadarının gerçekliğe ne kadarının kurguya dayandırıldığını araştırırım. Aklıma takılan şey şuydu: Pargalı İbrahim ve Hatice gerçekten evlendi mi evlenmedi mi? Bir profesör, Pargalı'nın aslında Muhsine diye biriyle, Hatice'nin de İskender Paşa'yla evlendiğini yazmış. Ne kadar doğru bilemem, ama eğer doğruysa kitabı tekrar gözden geçirmem gerektiği kanaatindeyim. Yazar ise Muhsine'yi İbrahim'in Mısır'dan dönerken getirdiği sevgilisi olarak yazmış. Bu bilginin yazar tarafından araştırıldığını ve kitaba konulduğunu bilmek güzel ;)  Bu tür kitaplarda her yazılanın doğru olmadığını, kurguya da yer olduğunu biliyorum elbette, ama böyle büyük bir gerçeğin -gerçek kabul edilirse- yanlış yansıtılması/kurgulanması kitaba olan yaklaşımımı da etkiler.
   Konu genel olarak güzeldi. I. Selim zamanını okumak, serideki arka planı güçlendirdi. Hürrem'de fazla değinilmeyen olayların ayrıntılı anlatılması hoştu fakat aradan uzun bir zaman geçince hatırlamakta zorlandım. Keşke kitap Hürrem'den sonra yazılıp basılsaymış... Hem kitaplar birbirlerini destekler hem de akılda kalıcılığı fazla olurdu benim için.
   Bana göre kitap, seriye kıyasla biraz sönük kaldı. Bunun sebebi seriden biraz farklı oluşuna bağlanabilir. Seriyi Osmanlı'ya şehzade doğuran hırslı ve tehlikeli cariyelerin ağzından okuduğum için Pargalı ve Hatice gözüme biraz değişik göründü. Bu yüzden de kitap için ne mutlaka okunmalı, kaçırmayın diyorum ne de zaman kaybı, okunmamalı... 

Kitaptan küçük bir alıntı:
Burada her şeyin uyuma bağlı olduğunu anlamıştı. Bu titiz, disiplinli, kuşkucu, mağrur, hatta kendini beğenmiş fakat aynı zamanda çelebi ruhlu, basit, sadık, hain, karmaşık bir toplumdu. Hepsinden biraz vardı yapısında. Görünüşte herkes Şehzade'ye ölümüne bağlıydı ama her solukta, her köşede ihanet korkusunun yarattığı izler hemen görülüyordu.
-Sayfa 324
   



ARKA KAPAK



0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...